scorecardresearch.com Zor Bataille Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Zor Bataille

Michel Surya ‘Georges Bataille/Ölüm Uğraşı’nda bildik biyografilerin ana dilinden uzak, felsefeye dayalı hatlar üzerinden ilerleyerek sonunda yine büyük bir Bataille sorusuna çıkıyor.

06.01.2017 06:00

Zor BatailleGeorges Bataille

Zor ve zorlu bir yazar Georges Bataille. Buna rağmen eğildiği konular ve elbette çetin dili onu her zaman ilgi çeken bir yazar kılıyor. Bir de kötülük, ölüm, cinsellik gibi kara çekim gücüne sahip konulara daldığını düşünürsek Bataille biraz merak, çokça korku, şüphe ile arzu arasına gerilmiş lanet diliyle de yine merkeze oturuveriyor. Genel kitlenin olmasa da edebiyat, kültür ve felsefe ile içten ilgilenenlerin hep ilgi öznesi. Fakat yine de zor onun yazı dünyasına hepten nüfuz edebilmek. O yüzden biyografi, okurun yolunu hem kısaltabilir hem de onun kişilik ve yazı dünyasının kimi kara noktalarını nispeten aydınlatabilir.
Kendisi de bir düşünür ve aynı zamanda Bataille uzmanı olan Michel Surya ‘Georges Bataille/Ölüm Uğraşı’nda bildik biyografilerin ana dilinden uzak, daha felsefeye dayalı hatlar üzerinden ilerleyerek sonunda yine büyük bir Bataille sorusuna çıkıyor. Elbette pek çok şey öğreniyorsunuz bu hatlar boyunca. ‘Skandal’ yaratan bir yazar olarak tanımlanan Bataille’ı daha başta, doğumla değil ölümle okumaya çalışmak anlaşılabilir. Çünkü Bataille’ın tersinden gitmek, alışılmamış olanı denemek, korkulanı dillendirmek gibi bir huyu olmuştur hep. “İnsan sadece ölümlü değildir (böyle olsaydı ontolojisi daha az ‘karanlık’, daha az komik olurdu) , dahası olasılık dışıdır.” Şimdi sırf bu cümleden yola çıktığınızda bile, elinizdeki biyografinin ne tür zorlu patikalar aşacağını fark edersiniz. Cümle kuruluşundan ilk hamlede sizi bürüyen ölüm ve karanlık kavramına kadar her şey örümceğin ağı gibi kendi estetiğine bağlanır.
“Bataille’da erken bir dehanın izi yoktur” görüşündedir biyografinin yazarı M. Surya. Bu cümleyi kurmaktaki amacı bellidir, çünkü onun farkını ancak böylece açıklayabilir. Bataille, adeta ölümden ve cesetten çıkıp gelmiştir. Uzun vadede bedene bağlanması, oradan düşünmesi sebepsiz değildir. Bataille gibi “Ölümün hakikati gecenin hakikatidir, kör kişi bunu önceden bilir” düşüncesinde olan bir özne için bu hal ayrıca ontolojisinin kemiği değerindedir. Fakat M. Surya, delirmiş ve aynı zamanda sakat olmasına rağmen terk edilmiş bir baba ile deli fakat oğlundan ayrılmayan bir annenin aralığına yerleştirir Bataille’i. Bu kurgu değil, gerçeğin resmidir aynı zamanda.
Babanın terk edilmesi de sebepsiz değildir sonuçta. Bataille’ın biyografisindeki her düğüm, her nokta, her fırça darbesi büyük tablo adınadır. Baba terk edilmeden ve bu terk edişin ıstırabı sonuna kadar duygu ve düşünce ile en uç noktaya taşınmadan onun Tanrı ve ölüm düşüncesine varması açıklanamayacaktır. “Tanrı olmak gerekir, yoksa yok olup gitmenin, hiçbir şey bilmemenin ne olduğunu bilemeyiz.” Baba, öyküye, ‘odaya raptedilmiş tabut’ olarak sızacaktır. Bir deli veya bir aziz öldüğünde, asıl ölen kimdir? Bunu soracak, sorgulayacaktır hep.
Tanrı’yı okuduktan sonra büyük yazarlara sıçrar Bataille. “Proust, Dostoyevski, Nietzsche bunları, sofuluk ve coşkuyla Tanrı’yı okuduktan sonra aynı şekilde okuyarak...” Kurtarıcı Hıristiyanlık fikrine inanmayan Bataille, teni yine bu düşüncelere bağlı olarak sevmez. Dinsel olan hep kışkırtıcı ve belirleyicidir onda. ‘Tanrı’nın öldüğünü o denli trajik bir şekilde söylerken’ de beden, pis, kirlilik, temizlik metaforlarından ilerler.
Öte yandan, değişmek, evrilmek, dönüşmek, mutlak dönüşmek Bataille’ın da kaderidir hep. ‘İnsandan kaçarak etrafına sınırlar çektiğini’ haykırsa bile, o sınırın son noktasında yine insan tekinin trajik yalnızlığı ve o yalnızlığa kilitlenmiş ontolojik kaderi barınmaktadır. Artık o insanın “içinde olmayan hiçbir şey ne Tanrı’da ne krallarda vardır. (Modern insan) kendisinin tek sahibi ve sorumlusudur” bu yüzden.

GEORGES BATAILLE
ÖLÜM UĞRAŞI
Michel Surya
Çeviren: Işık Ergüden
Alfa, 2016
690 sayfa, 35 TL.

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR