scorecardresearch.com Üç yalnız kadın üç içli öykü Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Üç yalnız kadın üç içli öykü

Safiye Erol, Nezihe Araz, Sofi Huri... Üç kadın yazarın Sâmiha Ayverdi’ye yazdığı mektupları ve birbirleriyle dostluklarının hikâyesini gönülden duyumsayacaksınız...

25.11.2016 11:40

Üç yalnız kadın üç içli öyküSâmiha Ayverdi

Üç yalnız kadın, üç ayrı içli öykü, üçünün de Sâmiha Ayverdi’ye yazdığı mektuplar; Mektuplar 5 (Kubbealtı Neşriyat). Kitabı hazırlayan Sâmiha Uluant Ataman diyor ki; “Bu kitap; bambaşka coğrafyalardan ve kültürlerden gelip yolları birbiriyle kesişen ve hayatlarının bir dönemini aynı duygu ortaklığı içinde paylaşan üç kadın yazarın, Sâmiha Ayverdi’ye yazdıkları mektupları ve dostluklarının hikâyesini içermektedir.”
Safiye Erol, Nezihe Araz, “Arap-Hristiyan bir ailenin kızı Sofi Huri”... İlk ikisini tanıyorum; Safiye Erol’un, romancı ve görkemli denemeler yazarı Safiye Erol’un iyi bir okuruyum; değerli Nezihe Araz’la yıllarca birlikte çalıştık. Sofi Huri adını herhalde ilk kez Nezihe Hanım’dan işitmişimdir; sonra Ayverdi’nin kimi yazılarında, bir kitapta bu ad tekrar karşıma çıktı. Şimdiyse Ataman’ın binbir güçlükle edindiği bilgiler aracılığıyla Sofi Huri’yi daha yakından tanıdım.
Sâmiha Ayverdi’ye yazılmış mektupların karşılıkları ne yazık ki yok. Ayverdi her zamanki özeniyle kendisine yazılmış mektupları korumuş. Ayverdi’nin ölümünden sonra mektuplar Enstitü’nün korumasıyla bugüne gelebilmiş.
Sâmiha Uluant Ataman mektup yazarlarının tek tek portresini çiziyor, kaleme getiriyor. Bu da kitaba apayrı bir zenginlik katıyor. Ne yalan söyleyeyim, önce Nezihe Araz portresini okudum. Sevgili Sâmiha’nın incelikle anlattığı gibi, geçen yaz, Gezi Pastanesi’nde buluşmuştuk, hatırladıklarımı dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. Neziha Araz benim yalnız bir büyüğüm değil, gerçek bir dostumdu.
Sâmiha’nın görüştüğü kişiler arasında ustalar ustası Yıldız Kenter de var. Yıldız Hanım’ın söylediklerinden alıntılıyorum, içim sızlayarak:
“Bana hayatımın bir döneminde pek çok şey öğreten bir müstesna bilgi kaynağıydı. (...) Onu son gördüğümde mutluydu. Çocukluğuna dönmüştü. Ellerini çırparak şarkı söylüyordu. Bu yüzden uzun bir ölümü oldu. Çünkü bilinci yerinde değildi. Onun için, benim için, hepimiz için acıklı olan buydu aslında.”
Nezihe Araz bilgisini, birikimini, başkalarıyla paylaşan, bu paylaşmadan onur duyan gerçek bir yazı emekçisiydi. Birçoğumuza emeği geçmiştir. Hiç belli etmez, yakınmazdı ama ‘ağır’ yalnızlardandı. Öyle sanıyorum ki, tek sığınağı, avuntusu, tek mutluluğu çalışmaktı.
Sâmiha Uluant Ataman iyi ki bu mektupları derlemiş ve o güzel portre yazılarını kaleme almış. Okuyunca gönülden duyumsayacaksınız.
 

TUHAF, ETKİLEYİCİ BİR ROMAN
Bir süredir ‘Kızıl Çöl’ diye tutturmuştum, Antonioni’nin senaryosunu (Egemen Berköz’ün çevirisi, 1967) kitaplığımda bir türlü bulamıyordum. Derken ‘Kızıl Çöl’, Enrique Vila-Matas’ın tuhaf, etkileyici romanı ‘Dublinesk’te (İthaki Yayınları, Pınar Aslan’ın çevirisi) karşıma çıkınca büsbütün gönlümü çeler oldu. Neyse, ‘Kızıl Çöl’ü dostum, soyadaşım Cem İleri bana buldu, ilk fırsatta yeniden okuyacağım.
‘Dublinesk’ çok hoş bir roman. Aynı yazarın ‘Bartleby ve Şürekâsı’nın da tadı damağımda kalmıştır.  
‘Dublinesk’ edebiyatı, roman sanatını gerçekten sevmiş, önemsemiş bir editörün, Riba’nın yorgunluk günleri. Edebiyat dünyasının, yeni yeni teknik olanaklarla donanarak iyice ‘edebiyat pazarı’na dönüşmesini Vila-Matas ürkütücü bir serinkanlılıkla betimliyor. Bir hayli iğneleyici, bir hayli kederli, bir o kadar da karagülmeceli.
Yazar hiçbir şeyi öne çıkarmıyor, hatta sürükleyici hiçbir şey anlatmıyor sanıyorsunuz. Ama ikide birde soluk soluğa kalıyorsunuz, soluk soluğa kaldığınız halde, dinlenmek için bile romanı bırakamıyorsunuz. Edebî düzeyi yüksek iç gerilimi ‘Dublinesk’i gerçek edebiyatseverler için bir şölene dönüştürüyor.
Tutaraklı Riba’da kendi kaygılarımdan çok şey buldum. Hele o ‘Kızıl Çöl’ anıştırması! (Vila-Matas benden bir yaş büyük. Monica Vitti’ye benim gibi hayran mıydı? Monica Vitti’yi ilk kez ‘Kızıl Çöl’de ilk kez renkli olarak görmüştüm...)

 

 

 

 

 

 

 

 


 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR