scorecardresearch.com Oktay Rifat’ı en çok kim anar? Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Oktay Rifat’ı en çok kim anar?

‘Bu Dünya Herkese Güzel’ kitabı, Oktay Rifat’ın dışarıda kalan şiirlerinden oluşuyor. Ayrıca ‘Elleri Var Özgürlüğün’ adlı kitabı da yayımlanışının 50’nci yılı dolayısıyla özel baskıyla raflardaki yerini aldı. İyi bir şairi yeniden okumak için kaçmaz fırs

11.11.2016 06:00

Oktay Rifat’ı en çok kim anar?

Yazının başlığındaki soruyu sanıyorum, bazı okurlar tuhaf bulacaklardır. Bulmayın... Çünkü şiir severler, eleştirmenler ne zaman şiir konusu açılsa elbet Oktay Rifat’tan söz ederler. Birçok açıdan değerlendirdiğimiz zaman bu aslında bir gerekliliktir. Diğer taraftan, onun hayranları, sevenleri her fırsatta onu ustalıklı dizeleriyle yad ederler.
Fakat bir isim var ki, romancı ve edebiyat adamı Selçuk Altun, bize her kitabıyla şairi anımsatmış, ona olan sevgi ve saygısını tazelemiştir. Selçuk Altun’un örneğin, ‘Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir’, ‘Bir Sen Yakınsın Uzakta Kalınca’, ‘Sol Omzuna Güneşi Asmadan Gelme’, ‘Buraları Rüzgar Buraları Yağmur’ kitapları adlarını Oktay Rifat’ın dizelerinden alır...
Haliyle Selçuk Altun’un kitaplarını okuduğumda veya bahsi geçtiğinde kısa süre sonra kendimi Oktay Rifat’ı okurken bulurum...
Edebiyatçıların, hayattayken kitaplarına almadıkları şiirlerin sonradan yayımlanması hep tartışma konusu olmuştur. Dün de böyleydi, yarın da böyle olacaktır. Ancak ben bütün çalışmalarının, hatta müsveddelerinin bile okura sunulması taraftarıyım, çünkü, yazarı/şairi bir bütünlük içinde değerlendirmek açısından gerekli bulurum.
Mehmet Can Doğan’ın hazırladığı ‘Bu dünya herkese güzel’ adlı kitabı, Oktay Rifat’ın dışarıda kalan şiirlerinden oluşuyor.
Hazırlayan özenli bir çalışma yapmış, kitaba aldığı bütün şiirlerin önceki basımlarla karşılaştırmalarını yapmış. Düzeltmeleri, değiştirmeleri okuyunca, şairin şiir üzerine çalışma izlerini görebiliyorsunuz.

Kitabın başındaki yazıda Mehmet Can Doğan kitabın adının öyküsünü şöyle aktarıyor:
“Oktay Rifat, Ahmet Oktay’ın kendisiyle yaptığı söyleşide, ‘Garip sacayağı’nın oluşumuna değinirken, ‘şiir merakı’nın başlayışına da dikkat çekerek şunları söyler: ‘Ankara Lisesi’nde edebiyat merakımız, şiir merakımız hafiften başladı. İki sene sonra Melih Cevdet geldi ve Garip sacayağı böylece kurulmuş oldu. Hocamız Ahmet Hamdi Tanpınar’dı; kendisinden çok faydalandık. Mektep sonlarına doğru, bayağı eli yüzü düzgün şiirler yazmaya başladım.
Bedri Rahmi, Sait Faik için yazdığı bir anı yazısında, kendi resim sergilerini gezen Sait Faik ile bir diyaloğunu şöyle aktarır:
Resim sergisini gezdikten sonra:
-Peki öyleyse, söyle bakalım, sergimizden sende bir şeyler kaldı mı?
- Kaldı. Bir yeşil!..
- Nasıl bir yeşil...
- Bir zehir yeşili.’
Benim de Oktay Rifat’ın bu şiirleri için ‘zehir sevinci’ diyesim geliyor. Bu yüzden kitaba ad bulurken şiirlerinden esinlendiğim bazı adları veya doğrudan şiirlerden alınan dizeleri eleyip, ‘Bu dünya herkese güzel’i tercih ettim.”

***
Bütün usta şairler gibi Oktay Rifat’ın da ilk şiirinden son şiirine kadar bütün verimleri, iyi bir şairin ürünleri olarak değerlendirilmelidir. Garip Üçlüsü olarak değerlendirdiğimiz üçlünün birbirinden farklı şiir serüveni vardır. Biçimsel bir birliktelikten söz edilebilir ama şiirlerini aynı potanın şiirleri olarak değerlendirmek, toptancı, yanlış bir anlayıştır.
Şairin kavramları, doğayı, aşkı, dünyayı algılayışı hem bir bütünlük taşır hem de karşıt duyguları içerir.
Bu özelliği bence onu tek yapan ögeler toplamıdır.
İncelmiş bir sevgi, soluk bir ruhsal tatmin, koyu bir hüzün şiirin ana maddeleri arasında sayılmalıdır.
Yıllar önce onunla ilgili kaleme aldığım bir yazıma ‘Tekrardan Korkan Usta’ başlığını vermiştim. Çünkü “Şiir dünyamızın değişkenliklerine yabancı kalmamış, onlardan esinlenmiş ama gene de kendi soy içeriğinden, kişiliğinden fire vermemiştir. Oktay Rifat’ın şiiri her dönemde kafayla okunan bir şiir olmuştur. Duyarlıkların en hasını o tattırmış, duyguların en incesini dizelerinde sunmuştur. Ne var ki duyarlıkların tadına bile kafa, akıl yoluyla varmanız gerekir.”

Meraklısı için birkaç not düşeceğim.
Şairin ölümünden sonra Hürriyet Gösteri Dergisi de özel bir ek yayımlamıştı. Bugün belki onu bulmanız zor olabilir ancak, aramızdan erken yaşta ayrılan oğlu Samih Rifat’ın ‘Ada’ kitabında şairin kişiliğini daha yakından tanırsınız. Şairin ‘takipçi’lerinden ve ‘okur’larından Enis Batur da yakın zamanda ‘Oktay Rifat’a Doğru’ adlı kitabında şairi, şiirlerini ve şiire bakış açısını irdelemiştir...
Garip akımının amacını, hedefini Oktay Rifat bakın nasıl özetlemişti: “Garip akımının özeti şudur: Garip akımı Türkçeye daha bir kıvraklık getirmek ve halkın beğenisini şiirde egemen kılmaktır. Yahut biz öyle anlıyorduk o zaman.”
Oktay Rifat, ‘Danaburnu’ adlı romanının konusunu üçüncü sayfadan alınmıştır. Ve bunu şöyle aktarır: “Ne var ki iki satırlık geçmiş bir olaydan koca bir kitap çıkarmak ancak uydurma gücüne, başka bir deyişle imgelem gücüne dayanmakla başarılır. Anlattığım cinayet geçmiş bir olaya dayanıyor.”
Bu açıklamadaki, ‘imgelem gücü’ sözü dikkat çekicidir. Oktay Rifat’ın bütün düz yazılarını, bu kavram doğrultusunda değerlendirmelisiniz. O vakit kudretinin farkına varırsınız.
Şiiri için ne diyordu? “Bir iki adım daha ileri gitmeliyim... Mek parmak daha!” Yazdığı müddetçe bunu yaptı.
Kitabın ilk şiiri ‘Gecenin Söyledikleri’, kanaatimce okuyacağınız en güzel mensur şiirlerden biri. Şöyle başlıyor:
“Yüzüme kadife bir kumaş gibi değdi gece sonra uzattı siyah ellerini, aydan yere dökülen gümüş tellere doğru.”
İyi ve gerçek aşk şiiri nasıl ve kaç türlü yazılır?
Bunun en kusursuz örneğini yine Oktay Rifat’ta bulursunuz. Ama başlarda da söylediğim gibi; ‘akıl’ hep kendini gösterir...
Daha önceki şiirlerini okuyanlar, bu kitap için, şairin şiirini tamamlayan malzeme olarak kabul edeceklerdir. Bu zamana kadar hâlâ Oktay Rifat okumayan varsa, bu ayıba son vermek için bu kitapla başlayabilirler...
Ayrıca, şairin ‘Elleri Var Özgürlüğün’ adlı kitabı da yayımlanışının 50’nci yılı dolayısıyla ciltli ve özel bir baskıyla yayımlandı. Haliyle iyi bir şairi yeniden ve hep okumak için daha iyi bir fırsat bulamazsınız...
Her seferinde yeni güzellikleri, ustalıkları keşfedeceksiniz.

BU DÜNYA HERKESE GÜZEL
(Dışarıda Kalan Şiirler)
Oktay Rifat
Hazırlayan: Mehmet Can
Yapı Kredi Yayınları, 2016
116 sayfa, 19 TL

 

 

 

 

 

 

 

 


ELLERİ VAR ÖZGÜRLÜĞÜN - 50 YAŞINDA
(Numaralı Özel Baskı)
Oktay Rifat
Yapı Kredi Yayınları, 2016
76 sayfa, 14 TL

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR