scorecardresearch.com Net bir yağmur tıpırtısı gibi... Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Net bir yağmur tıpırtısı gibi...

Eylem Ata Güleç’in ‘Boşlukta Büyüyen’i ilk öyküsünden itibaren sizi sarmalı. İlkin bir dil zevkiyle, kendisine has duyarlık yanında insan ve hayat ışıltılarıyla göz kırpmalı.

30.12.2016 06:00

Net bir yağmur tıpırtısı gibi...Rylem Ata Güleç

Bir yıl daha bitti. Kitaplarla dolu bir yıl. Her yanımız kitaptı. Fuarlar, festivaller, sempozyumlar, tartışmalar. Öykü, şiir, roman, tarih, deneme aklımıza ne kadar tür geliyorsa her çeşit yayını görme imkânı vardı 2016’da. Benim gibi burada her hafta bir kitap hakkında yazan bir özne için ise manzara çok başka. Bir yandan heyecan verici, bir yandan kafa karıştırıcı hatta sorular ve sorgulamalarla dolu. O hafta içinde o kadar çok güzel birden yayınlanıyor ki değil hakkında yazmak okumaya bile fırsatınız olmuyor. Bazı hafta da ne kadar kıvransanız heyecan verici bir kitap elinize geçmiyor. Sonuçta güncel bir tarafı var bu köşenin. Kitabı, yazarı, olayı üstü soğumadan kayda geçirmek de gerekiyor.
Benim gözüm yine de hep yeni ve genç yazarların üzerindedir. Şiir, öykü, roman fark etmez onları özellikle gözler, dikkatle takip eder ve haklarında yazmaya çalışırım. Bu dikkatin bu çabanın karşılığı yazık ki her zaman eser yönünden zengin değil. Acabalarla, mümkünlerle, sanki, olabilirlerle dolu cümleler, değerlendirmeler yapmak istemem. Eğer yazdığım kitap bende bir estetik zevk uyandırmadıysa sırf tanıtmak için elim kaleme gitmez. O sebepten belki de çoğu genç yazar bana kırılıyor. Haklılar bir yandan da. Kimseler onlarla ilgilenmiyor. Ama benim temel tezim şu: İyi olan hiçbir şey kaybolmaz.
Eylem Ata Güleç’in ‘Boşlukta Büyüyen’ kitabıyla da karşılaştığımda aynı düşünceler içerisindeydim. Bir kitap ilk öyküsünden itibaren sizi sarmalı. İlkin bir dil zevkiyle, sentaks farkıyla, kendisine has duyarlık yanında insan ve hayat ışıltılarıyla göz kırpmalı. Sonra da siz adım adım onun üzerine düşünmeli, notlar almalı, niteliği üzerine düşünce geliştirmelisiniz. E.A. Güleç’in ilk öyküsü ‘Pul Biber’ ismini taşıyor ve daha bu isimlendirmeden başlayarak eğildiği konu ve dünyayla uyumlu biçimde ilerledikten sonra insanın gönlünü yakıyor. Kısa, net bir yağmur tıpırtısı gibi cümleler. Asiye’yi anlatırken şehri, şehri anlatırken aktüalitenin ruhunu, en insan olanın dibinde patlayan şiddeti kendi diliyle kurmayı başarıyor. Yoksulların insanca ve pek insanca dünyalarının adım adım nasıl da çözüldüğünü, tadının kaçtığını bize duyuruyor.
‘Yeni sayfalar açmaktan eski defterlere benzemesinden dolayı’ korkan bu insanlar genel hatlarıyla doğunun memur, öğretmen takımıdırlar. Kendilerine has bir yaşam pratikleri bile vardır. ‘Uzaktan vakitsiz öten bir horozun sesi’nin bile duyulacağı iç içe yerde yaşarlar. Sessiz gibi görünen kişilerin gerisinde bir dağın inmeye hazır çığı vardır adeta. Neredeyse çığlığı. Kısa öyküler boyunca kendisine özgü bir iç gerilim yaratır yazar. Öykünün sınırında kalır. Sözü çoğaltmaz. ‘Birbirine açılan odalardan geçerek kendi evini arayan’ kahramanların aralığından kendi arayış derdini dillendirir. Gerçek, bazen en saf haliyle rüyada ışır çünkü.
Orta taşradan öyküler olarak da okunabilir ‘Boşlukta Büyüyen’. Fakat taşra bu öykülerde salt bir kilitli ve donuk mekân olmaz artık. Türkiye’de kendi çoğul atmosferine kavuşmuş insan ve hayat zenginliğinin bir devamı olarak belirir. Okul servisini bekleyen bir öğrencinin önüne kesilmek için konulan tavuk fantastik bir alemden değil, hemen her şehirde önümüze çıkabilecek bir yaşam ayrıntısı gibidir. Önemli olan öykücünün bu ayrıntıları hangi insan ve hayat bağlamına oturttuğudur. ‘Gülşah’ isimli öyküde karşımıza çıkarılan insan ise bütün çelişki ve çıplaklığıyla içinde bulunduğumuz postmodern sıkışıklığın tipik bir örneğidir. Yazar yer yer duygu ve kendi özel düşünme tercihlerinin öyküye sızdırıp onu zehirlemesinin önüne geçemese de uzun vadede bunu aşma kapasitesini çoktan taşıyor.

BOŞLUKTA BÜYÜYEN
Eylem Ata Güleç
Nota Bene Yayınları, 2016
96 sayfa, 10 TL.

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR