scorecardresearch.com Nâzım bağıra çağıra okuyacaktı... Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Nâzım bağıra çağıra okuyacaktı...

Gülten Akın’ın başyapıtı olan ‘Seyran Destanı’nın resimlenişi vesilesiyle Abidin Dino ile arasında gerçekleşen mektuplar ve Dino’nun çizimlerinin tamamı ilk defa Galevi Nev (Ankara) tarafından kitaplaştırıldı.

18.11.2016 13:40

Nâzım bağıra çağıra okuyacaktı...

“Güzin’le benim en büyük üzüntülerimizden biri, Nâzım’ın şiirlerinizi okumadan yitmesi. Nasıl bağıra çağıra okuyacaktı ‘Hünkâr Ana’yı kapı kapı dolaşıp!” Bu ifadeyi, bugünlerde gün yüzüne çıkan, Gülten Akın ile Abidin Dino arasında, ‘Seyran Destanı’nın resimlenişi vesilesiyle gerçekleşen mektuplardan birinden aldım. Bu mektuplar ile Dino’nun ‘Seyran Destanı’ için çizdiği resimlerin tamamı ilk defa, Galevi Nev (Ankara) tarafından, Deniz Artun’un editörlüğünde, ‘Par Avion - Abidin Dino’dan Gülten Akın’a Mektuplar ve Desenler’ adıyla kitaplaştırıldı. Bu mektupların, Gülten Akın’ın başyapıtı olan ‘Seyran Destanı’ için, poetik bilgiler içermesi bakımından önemli olduğunu savunacağım. Önce bir soru: Dino, “En büyük üzüntülerimizden biri, Nâzım’ın şiirlerinizi okumadan yitmesi” derken, ne demek istiyor olabilir, bu ifadenin ‘Seyran Destanı’ bakımından poetik anlamı ne olabilir? Gülten Akın, 12 Şubat 1979 tarihli ilk mektubunda dile getirdiği iki bağlam, destanın tasarımı hakkında önemli bilgiler veriyor. İlki şu parçada:

“Yazılanlar size gönderdiğim kadar değil. Ancak, bu sıkı dönem göz önüne alınarak incelendi, ayıklandı. Bu ayıklanma son iki şiirin de çıkarılmasıyla noktalanınca (Yayınevinde ilgilenen Erdal Öz arkadaşımın sevgiyle, saygıyla yaptığı öneriler) bütünlük zedelendi biraz. Ama dediğim gibi, bu destan bir giriştir, asıl büyük destana. Yaşadıkça yazılacak, her şey yazılacak.”
Burada iki netice sanırım çok açık: ‘Seyran Destanı’nın nihai editörü Erdal Öz olmuş. Destan, Erdal Öz’ün önerisiyle, ‘son iki şiirin çıkarılmasıyla’ nihai duruma geliyor. (Bu iki şiir şimdi nerede acaba?)

İki: Akın, “Bu destan bir giriştir, asıl büyük destana. Yaşadıkça yazılacak, her şey yazılacak”diye yazmış. Bugün, Akın’ın sözünü ettiği ‘büyük halk destanı’nı yazmadığını biliyoruz, çünkü ortada böyle bir destan yok. ‘Seyran’dan yıllar sonra yayınlanan ‘Celaliler Destanı’ akla geliyor ama bu destan, ‘Seyran’ın tarihsel bakımdan ardılı değil, olsa olsa önceli durumunda. “Yaşadıkça yazılacak” diyor Akın; geçmişte kalmış olanın destanlaştırılmasından söz etmiyor, yaşanmakta olanın, yaşandıkça ortaya çıkacak olanın destanlaştırılmasından söz ediyor. Burada, ‘son iki şiirin çıkarılmasından’ söz etmiş olması da bizim için önemli bir veri. Bu iki şiir, Akın’ın, ‘Seyran Destanı çalışma dosyasında kalmış olabilir mi; ya da ‘Seyran’ı takiben yayınlanan ‘42 Günün Şiirleri’ ile ‘İlahiler’ kitaplarına girmiş olabilir mi? Gülten Akın’ın çalışma arşivi hakkında bilgiye sahip değilim ama benim kanaatim ikinci yönde.

Akın’ın bu mektubunda dile getirdiği çok önemli bir ayrıntı daha var. Şöyle: “Biliyor musunuz sayın Dino, bu parçaları yazarken hep sizin resimleyeceğinizi düşledim. Her parçanın resmi gözümün önünde canlandı. (...) Kendi imgelerimi, sizin çizgilerinizle canlandırdım anlığımda.”
Burada dile getirilen bir protokol değil, bir doluluğun, kendiliğindenliğin itirafıdır. Ama burada itiraf edilen bu doluluğu nasıl yorumlamak gerek?
Bir varsayım: Nazım Hikmet’in, ‘Kuvâyi Milliye Destanı’nın Bilgi Yayınevi’nce yapılan özel bir baskısı vardır. Bu kitabın, Ocak 1974 yılında yapılmış basımında, Abidin Dino’nun ‘Kuvâyi Milliye İnsanları’ndan alınmış resimleri de yer alır. Gülten Akın’ın, ‘Seyran Destanı’nı 1972-74 yılları arasında tamamladığını kendi beyanından biliyoruz. Akın, “Bu parçaları yazarken, hep sizin resimlerinizi düşledim” derken, itiraf ettiği kendiliğindenlik, Nâzım’ın ‘Kuvâyi Milliye Destanı’ndaki Abidin Dino resimleri olmasın?

Nâzım’ın ‘Kuvâyi Milliye Destanı’, bir kurtuluş destanıdır, ‘Seyran Destanı’ ise bir kuruluş destanı. Alt-bilinçte devam eden tarihsellik ve ‘büyük halk destanı’, bu devamlılık olsa gerek, ‘Celaliler’ değil.
Bu mektuplar, ‘Seyran Destanı’na yeni bir bakış açısı sağlamaktadır.
Not: Kitabı internette http://www.galerinev.com/tr/kitapkatalog/ adresinden satın alabilirsiniz.

PAR AVION:
ABİDİN DİNO’DAN GÜLTEN AKIN’A MEKTUPLAR VE DESENLER
Galeri Nev, 2016
126 sayfa.

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR