scorecardresearch.com Muazzam Dostoyevski... Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Muazzam Dostoyevski...

Joseph Frank’ın ‘Dostoyevski’ biyografisi muazzam bir çalışma. Dostoyevski’nin eser ve kişilik ruhu ancak bu denli açık ve etkileyici yazılabilirdi. Çevirmen Ülker İnce’yi de saygıyla selamlamalı...

02.12.2016 06:00

Muazzam Dostoyevski...

Joseph Frank imzalı Dostoyevski kitabını bütün bir hafta sonu boyunca okurken ilkin çevirmeni düşündüm. Bu muazzam çalışmayı dil duruluğu ile aktardığı için içten teşekkür ettim. Okuma zevkinin derinliklerinde kayboldum. Okur da önce ve özellikle Ülker İnce’yi anmalı ve onu saygıyla selamlamalı.
Esası beş cilt olan bir çalışmayı böylesi 1000 sayfalık özete ama bunun ötesinde çok başarılı bir bütünlüğe kavuşturduğu için de yazara ayrıca saygı duymalı. Bu çok ödüllü biyografi kolay okunabilir olmak yanında anlaşılabilir nitelikte ve Dostoyevski’nin ait olduğu çağa, topluma, insan ve insanlık meselelerine dalma fırsatı da veriyor. Abartısız söylemek isterim ki bu kitap bizi Dostoyevski’nin hayat ve eser evreninde zevkle dolaştırıyor. ‘İnsanın bir bilmece olduğunu’ düşünen ve ‘insanın her şeye alışabilen bir mahluk olduğunu’ da hapishanede şaşırtıcı bir biçimde öğrendiğini ifade eden Dostoyevski gibi her bakımdan karmaşık ve tuhaf bir kişiliği ustaca örülmüş biyografi yapısıyla aydınlatan bir çalışma ayrıca.

Bir yandan 19. yüzyıl Rusya’sının sosyal, siyasal ve düşünce tarihi olarak da okunabilir. Dostoyevski’yi araştırırken aslında Rusya’yı inceler Frank. Rusya, hepten Dostoyevski’den ibaret değildir bu yüzyılda ama ‘Suç ve Ceza’ yazarını doğurup yoğuran, dönüştürüp var kılan yine bu ülkenin bir yüzyıla sıkışan enerji ve çok dipli arayışlardır. Bir büyük yazar belki nadiren kendiliğinden gelir ama asıl büyük yazarlar toplumların derin krizlerinden ve hedeflerinden doğarlar. Böyle ülkeler salt siyasal ve ekonomik yönlerini değil, insan tekinde kilitlenen büyük hesaplaşmalarını ararlar. Bu hesaplaşmalar bazen bir bilmece gibi zordur ve büyük bedellerle gebedir.

“Bu bilmecenin çözülmesi gerekir, bütün hayatını bunu çözmeye harcarsan, sakın hayatını boşa harcadığını söyleme; ben bu bilmeceyle ilgileniyorum, çünkü insan olmak istiyorum.” Böyle söylemektedir Dostoyevski’nin kendisi de ve Joseph Frank’ın bütün dikkati, aileden, kardeşlerden, okul hayatından, entelektüel çevreden, ülke sorunlarından, çağ hesaplaşmalarından yol bula bula yazara, yazar insana ve onun eserlerinde can bulan bilmeceye odaklanır. ‘Ecinniler’ yaratıcısının sinirlerine hakim olamamak yanında suç ve ölüm duygusunu babasına, sanatı içinde ‘çok önemli hale gelen yoksul ve bahtsız insanlara karşı yakınlık duymasını’ annesine bağlayan Frank bu hükümlerin psikodinamiklerini incelikle irdeler. Ve Tolstoy’la arasındaki sınıf meselesini çok net şekilde açıklar. Öte yandan, çocukluğundan beri Dostoyevski’de çok doğal bir durum olarak beliren din ve ‘Tanrı’nın varlığı’ meselesini sosyal bir gerçeklik olarak açıklar.

Üzerinde dikkatle durulması gereken noktalardan birisi de, edebi ve düşünsel kişiliğinin oluşmasında Dostoyevski’ye etkide bulunan ilklerdir. Ondaki ‘edebiyat özlemlerini ciddiye alan, Homeros’tan Schiller ve Hoffmann yanında büyük romantiklerle tanıştıran Şidlovski’ bunlardan birisidir. Gerçi ‘İnsancıklar’ yazarı sonra onu ‘en çelişkiler arasında gidip gelen’ ilginç bir kişilik olarak tanımlayacaktır. Diğer önemli bir isim de Belinski’dir. ‘Bayılıp diri diri gömülmek ve gömülmeden önce birkaç gün bekletilmesini istemek’ gibi takıntılara sahip, vicdan azabıyla kabaran savurganlık düşkünü, kumarbaz’ Dostoyevski ile ilişki sürdürmek o kadar kolay değildir. Ne var ki Dostoyevski hep ‘gönül borcu’ duymuştur böyle isimlere.

Bir hayat ve eser paralelliği içinde gelişen Dostoyevski’nin zengin ve çelişik hayat akışı ve hep ilerleyen edebi verimleri içinde Rusya’ya olduğu kadar gelecek çağın insan ruhunu aramaya doğru çalışır. Dostoyevski’nin eser ve kişilik ruhu ancak bu denli açık ve etkileyici yazılabilirdi. Altmış bir bölümün her başlığı ve bağlamı bizi zevkle kendisine
bağlıyor bu yüzden.

DOSTOYEVSKİ/
ÇAĞININ BİR YAZARI
Joseph Frank
Hazırlayan: Cem Alpan
Çeviren: Ülker İnce
Everest Yayınları, 2016
997 sayfa, 60 TL.

 

 

 

 

 


 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR