scorecardresearch.com Mahkemelerden yatak odalarına Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Mahkemelerden yatak odalarına

Sakin sakin hikâyesini anlatırken, insanlık hallerimiz hakkında ilginç tespitler yapmayı bilen bol ödüllü yazar Ian McEwan, hukuğun ve mahkemelerin dünyasında dolaşıyor 'Çocuk Yasası'nda.

27.05.2016 01:00

Mahkemelerden yatak odalarına

Sık sık Ian McEwan’ın benden ne kadar farklı olunabilirse o kadar farklı bir yazar olduğunu düşünmüşümdür. Anlatımı kontrollüdür, dikkatlidir, az ve özdür; sevişmek ve cinsellik konularını çok güzel ifade eder; bilimsel tasvirlere eğilimi vardır; romanları asla olmaları gerekenden uzun değildir; noktalı virgül içeren tek bir cümle dahi yazmaz. Onu okuduğumda kullanmayı hiçbir zaman düşünemeyeceğim metaforlar, aklıma asla gelmeyecek konular, hiç sahip olmadığım fikirler tarafından çarpılırım. Bu nedenlerle onu okumayı severim ve milyonlarca okuyucu gibi ben de kendimi onun ellerinde güvende hissederim. McEwan’ın kitaplarından birini elinize aldığınızda en azından çok güzel yazılmış, iyi işlenmiş ne o ne de sizin için utanç kaynağı olmayacak bir kitap okuyacağınızı bilirsiniz.
(Zadie Smith)

Ben yazar değilim. Zadie Smith’le de bir ahbaplığım yok, hiç tanışmadık. Ama Ian McEwan konusunda tamamen aynı düşünüyoruz. Nitekim, yukarıda küçük bir alıntı yaptığım yazısını dayanamayıp çevirmiş, 2007’de Radikal Kitap’ta yayımlamışız. Sakin sakin hikâyesini anlatırken, insanlık hallerimiz hakkında birbirinden ilginç tespitler yapmayı bilen yazarlardan Ian McEwan. 1970’lerden itibaren ülkesi İngiltere’nin ilgi çeken imzalarından biri oldu. Booker dahil pek çok ödülü var. Beş romanı sinemaya uyarlandı. En önemli kitaplarının neredeyse hepsi; ‘Kefaret’, ‘Sahilde’, ‘Beton Bahçe’, ‘Cumartesi’... Türkçe’de yayımlandı. Ben ‘Beton Bahçe’ ve ‘Cumartesi’yi en sevdiğim romanlar arasında sayarım.

Ian McEwan hakkındaki bir önceki yazımda ‘Solar’ romanını ille de komik ve bilimsel olmaya çalışıp da beceremediği için sevmediğimi anlatmıştım. Ama mesela o romanın müthiş yanı da bencilliği ile edebiyat tarihinde yer edinebilecek kahramanı Profesör Michael Beard’dı.

Yeni çıkan kitabında da bir uzmanlık alanı var. Bu kez hukuğun ve mahkemelerin dünyasına girmiş McEwan. ‘Çocuk Yasası’ adlı kısa roman, aile mahkemesinin yüksek yargıçlarından Fiona Maye’i anlatıyor. 59 yaşında başarılı bir hukukçu Fiona. Ortaçağ dilleri profesörü olan kocası Jack ile huzurlu ve ‘asil’ bir hayatları var. Çocuklar ve anne-babaların bazen birbirleriyle, bazen devlet ve toplumla yaşadıkları ihtilafları çözüyor; işi bu. Aldığı her karar sadece bireylerin hayatlarını değiştirmiyor, aynı zamanda bu sosyal meseleler hakkında felsefi, siyasi, toplumsal öneriler de içeriyor. Ian McEwan, hukuk metinlerinin ihtiva ettiği düşünselliğe duyduğu merakla bu romanın başına oturmuş, belli. Nitekim kitap, özellikle din-toplum çatışması bağlamında ortaya çıkan vakalara odaklanmış. 2000’lerin hemen başında İslam karşıtı açıklamalarıyla da gündeme gelen yazarın inançlar söz konusu olduğunda pozitivist bir duruşu olduğu ortada. Kahramanı Fiona Maye, bu kısa roman içinde iki önemli davayı ele alıyor. İkisi de din-hayat çatışmasıyla alakalı. İlki, tutucu bir tarikata mensup Yahudi bir çiftin davası. İki kız çocukları var, ayrılmışlar ve kadın daha laik bir hayat yaşamaya koyulmuş. Çocuklarının da laik eğitim alması, kapalı cemaatin içinde kalmamasını istiyor. Bu ihtilafta Fiona, anneden yana tavır alıyor: “Mahkemenin görevi her şeyden önce ocukların yetişkinliğe ulaştıklarında nasıl bir hayat yaşamak istedikleri konusunda kendi kararlarını verebilmelerini sağlamaktır.” (S.34)

İkinci dava ise çok daha çetrefil ve insani yanıyla yargıcını bile sarsan bir vaka. 18 yaşına girmesine bir kaç ay kalan Adam adlı genç, Yehova Şahidi bir ailenin tek oğludur. Lösemi olduğu anlaşılır ve tedavi kapsamında kan ürünleri kullanılması gerekmektedir. Ama Yehova Şahitleri’nin inancına göre bu, insanın ve ruhun saflığını bozacak bir şeydir. Çocuğun feci bir şekilde ölmesine göz yummak istemeyen hastane yönetimi mahkemeye başvurur... Ne var ki şiirler yazan, keman çalan okulunda çok başarılı bir öğrenci olan ‘güzel’ Adam da ailesiyle aynı inancı paylaşmaktadır ve tedaviyi reddeder. Yargıç Fiona, hastanede ziyaret edip bizzat tanıdığı Adam’dan etkilenir. Bunun da etkisiyle bildik beden ve inanç politikalarının dışında bir karara varır. ‘Çocuk Yasası’ndaki “Mahkeme karar alırken öncelikle çocuğun refahını dikkate alacaktır” hükmünden yola çıkarak Adam’ın geleceği için onun yaşatılmasına karar verir. Hükmünü açıklarken ‘onu dininden ve kendinden korumak gerektiğini’ (S.89) söyleyecektir.

Orta yaşlı çiftlerin ilgisini çekecek
Her ne kadar bu karar metinleri, onların yazılışı, duruşmalar kitabın önemli bir kısmını oluştursa da işin insani yanı Fiona’nın özel hayatında karşımıza çıkıyor. Üniversiteden hemen sonra evlendiği kocası Jack, genç bir kadınla aşk yaşamak istediğini açıklıyor. Fiona’nın buna göz yummasını ve düzenlerini devam ettirmeyi öneriyor. Bir şok yaşayan Fiona, Jack’i evden kovarken şöyle düşünüyor: “Belki de hayatı boyunca insanoğlunun zaaflarıyla iç içe olmasına rağmen masumiyetini korumuş, kendisiyle Jack’i genel durumdan aptalca muaf tutmuştu.” (S.21)

Bundan sonra Fiona, ciddi ve başarılı bir yüksek yargıç olmakla aldatılan kadın olmak arasında gidip geliyor. Çünkü aynı zamanda her ikisi de bizzat kendisi. Elindeki davanın gerekçeli kararı ile kocası arasında sallanan zihni, bizi aile kavramı hakkındaki fikirler ile çatırdayan bir evliliğin duygusal yükü arasında gidip geldiğimiz bir anlatıya çekiyor. Ahlak ve hukuk, teori ve pratik kişisel olan ve olmayan romanın ilk sayfalarından itibaren ustaca iç içe geçirilip aktarılıyor.

Hayata döndürdüğü ve bu nedenle kendisine büyük bir hayranlık duymaya başlayan genç adam, umutlu ve taze bir hayatın uzaklığını ona hatırlatan bir sızı olarak etrafında gezinmeye devam ederken, Fiona eve dönen ve ilişkisini yeniden kurmak için bir gölge gibi bekleyen kocasını affedip affedemeyeceğini bilmediği bir döneme giriyor. Bu çalkantının sonu, tüm duygusal fırtınalara rağmen akıllı çiftin çaresizce birbirine sarıldığı, coşkun bir ırmak gibi yatağını zorlayan genç adamın ve inançlarla kuşatılmış dünyasının ise trajik sonundan kaçamayacağı bir final olacaktır.

Evet biraz romanın sonunu da anlatmış gibi oldum. Ama boş verin. Ian McEwan’ın bol düşünce ve duygu yüklü kitabı özellikle orta yaş üstü çiftlerin ilgisini çekebilecek çok şey barındırıyor. Dolayısıyla McEwan’ın bu ‘gri saçlı aşk ve entelektüel kariyer’ romanına ilgisiz kalmayın.

ÇOCUK YASASI
Ian McEwan
Çeviren: Roza Hakmen
Yapı Kredi Yayınları, 2016
152 sayfa, 11 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR