scorecardresearch.com Kafka’daki sonsuz Kafka... Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Kafka’daki sonsuz Kafka...

Alman dilinin Kafka’sıyla Türkçenin Kafka’sı bir mi? Ahmet Cemal dahil pek çok başarılı çevirisi yapıldı ‘Dönüşüm’ün. Şimdi İlknur Özdemir’in Türkçe lezzetiyle ona ram olmalı.

09.12.2016 05:00

Kafka’daki sonsuz Kafka...Franz Kafka

Kaç Kafka var? Alman dilinin Kafka’sıyla Türkçenin Kafka’sı bir mi mesela? Eğer bir yazar ve onun eseri artık bir dil olgusunun ötesinde çağdaş bir insan ve insanlık olgusunu dönmüş, çoktan ‘dönüşmüş’ ise bu imkansız. Ve bu imkansızlığın adeta sonsuz bir yenilik taşıdığını ve hemen her türlü estetik ve güncel yoruma açık olduğunu bilmek ise her yazara ve esere kısmet olmayacak bir talih.
Modern dünyanın daha başlangıcında Kafka’nın belki erken bir duyuş belki de öngörüyle romanına taşıdığı çarpık ve somut insanlık halleri rüya ile gerçeğin karışımı bir dille romana dönüşmüştü. Bu yüzden ‘bir sabah huzursuz rüyalardan uyandığında kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş bul(an)’ Gregor Samsa değildi sadece. İlkin Kafka’nın kendisi sonra da sonsuza kadar modern dünyanın içinde kalan herkesti. Bu herkeslik ihtimali, İlknur Özdemir’in ‘Dönüşüm’ün  başına yazdığı girişte altını çizdiği ‘hakkında sayısız inceleme yazısı yazılan, satır satır mercek altına yatırılan’ bir fenomen olmasının asıl sebebidir.
Bir eserin tek başına dil başarısıyla gelmesi elbette yeterli değildir. Bu gelişin bir insan ve insanlık özü de taşıması gerekir. ‘Samsa’nın artık huzur bulamadığı bir dünyadan kaçıp, kendi kabuğunun içinde kendini gönüllü olarak simgele(r)yen böcek figürü’ olması bu özün en çarpıcı yanıdır. ‘Ailelerin kalpsizliği ile hesaplaşma, baba-oğul çatışması, değişen ve gelişen bir toplumda bireyin yazgısını anlamanın ve anlatmanın’ öne çıkması da cabası. Öyle ki Kafka’nın bu romanı ne yandan dokunsanız oradan konuşan ve söz açtığı her bağlamı diğer yan bağlamlarla ören, labiremtimsi bir sırra sahip.
Bu amorf, akıcı ve aynı zamanda katı, sert ancak içi yumuşak, çirkin lakin özünde insancıl nice sıfat ve yakıştırma ile niteleyebileceğimiz eser, çeviri bakımından ve bu çevirinin bize sunacağı dil ve içerik tadı yönünden de ilgi çekici. Bugüne değin Ahmet Cemal dahil pek çok başarılı çevirisi yapıldı ‘Dönüşüm’ün. Her birini de zevkle okuduk. Hatta ben böyle kitaplarda sıklıkla başvurduğum bir yöntemle ilk paragrafları karşılaştırmalı okumanın zevkine varmaya çalıştım. O unutulmaz giriş cümlesini gah sert bir toprağın üstünde gah dalgalı bir deniz yüzeyinde okumanın hayaline kapıldım. Ateş içinde de okunabilecek buz üstünde de mırıldanabilecek bir giriş şüphesiz. İlknur Özdemir de kendisinden beklenen bir eda ile şöyle kurmuş ilk cümleyi; “Groger Samsa bir sabah huzursuz rüyalardan uyandığında kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş buldu.”
Her çeviri hem çevrilen dile katkıdır hem de okura tekrar okuma, gözlem yapma ve yeniden yorumlama imkanları sunar. Mesela şöyle düşünebilirsiniz; romanın rüya mı gerçek mi olduğu tartışılıyor ama, Gergor Samsa daha başta ‘Ne oldu bana?’ diye düşündükten sonra ‘Rüyada değildi’ vurgusu yapıyor. Neden? Bir ön alma mı yoksa daha başta metni kayıp bir uzaya çekilmesi mi yazar tarafından. Sonra birden başka bir cümleyi kurşun kalemle çizersiniz; ‘dört duvar arasındaydı’. Bir odayı tasvir için kurulan bu cümle orada kalmaz, soyut bir mezara dönüşür zihinde. Ya o odasında asılı resim? ‘Kürk şapkalı, boynunda kürk bir etol olan, dimdik oturan bir kadın’ın olduğu resim? Samsa’nın ‘sağ tarafına yatmaya alışık olduğu halde bir türlü o yana dönememesi?’... Yetmedi, ‘insanlarla hep değişen, devamı gelmeyen ve asla içtenlikli olmayan ilişkilere girmesi...’
Diyeceğim, sonu gelmez böylesi dil ve zevk muammalarının. Bu vesileyle bir kez daha İlknur Özdemir’in Türkçe lezzetiyle ona ram olmalı.

DÖNÜŞÜM
Franz Kafka
Çeviren: İlknur Özdemir
Kırmızı Kedi, 2016
100 sayfa, 7.50 TL

 

 

 

 

 

.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR