scorecardresearch.com Gelecek ütopyalarına gerçeklik kazandırmak Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Gelecek ütopyalarına gerçeklik kazandırmak

Paul Mason’ın ‘Kapitalizm Sonrası’, özgün içeriği, güzel dili ve anlatımıyla şahane bir kitap, tam şu sırada okunup tartışılmasında sonsuz yarar var.

28.10.2016 06:00

Gelecek ütopyalarına gerçeklik kazandırmak

Duvar yıkıldıktan sonra dünya değişti. Değişecekti demek. Yol açtığı çöküntü bir göktaşının açabileceği çukurdan daha küçük olmadı. Ağaçlarımız kavruldu, ormanlarımız çöl oldu, ışığımız azaldı. O günlere gelene dek bir çeyrek yüzyıl boyunca bu ülkenin batısında sanırım bir daha görülmeyecek karşılıksız özveriler ve acılarla mücadele edenler için bu çöküşün moral etkisini anlatmak kolay değil.
Paul Mason, ‘Kapitalizm Sonrası’ adlı kitabında, Dinyester Irmağı’nın serbest piyasa kapitalizmi ile Vladimir Putin’in yönettiği ve dilediğiniz adı verebileceğiniz sistem arasında bir coğrafi sınır olduğunu söylüyor. Bir yanda serbest piyasanın yoksullaştırdığı, günde 5 dolara sefalet içinde çalışan insanların yaşadığı Moldova var, öte yakada mafyanın ve gizli polisin kontrolündeki Transdinyester adı verilen kukla Rus devleti.
Mutsuzluğu neyin yarattığı konusunda kesin sözler etmek doğru olmaz. Gene de Paul Mason tozlu yollar ve asık suratlarla dolu o kurşuni dünyayı komünizmin değil, kapitalizmin yarattığını belirtiyor. Böylece bütün tezleri için bir giriş yapıyor. ‘Kapitalizm Sonrası’, özgün içeriği, güzel dili ve anlatımıyla şahane bir kitap, tam şu sırada okunup tartışılmasında sonsuz yarar var, bu arada Mason’ın savları da elbette sorgulanabilir. Büyük ideallerin getirdiği mutluluk yıllarımız, yol açtığı düş kırıklıklarıyla mutsuzluğun ne olduğunu da yaşattı. Kaldı ki Stalin döneminin akıl almaz kıyımının orada yol açtığı mutsuzlukların şiddetini anlamamız da olanaksız. Buradaysa solun Stalin dönemini değerlendirmekten bugün bile bu denli uzak oluşu herhalde tuhaf sayılmalı.
Mason, sonra uzun uzun açıkladığı çıkış seçeneğini baştan belirtiyor: “Birincisi, neoliberalizmi başımızdan defederek küreselleşmeyi yaşatır, ardından kapitalizmin kendisini geride bırakarak gezegeni yaşatırız; ve böylece kendimizi kargaşadan da, eşitsizlikten de kurtarmış oluruz.”
Kitabının bütününü okumadan düşününce, Mason çok iyimser gelebilir ama bir gelecek tasarısı kurmak için onunki gibi sözlere de gereksinim var. Bugün Batı’da kriz büsbütün atlatılmış değil, tersine, krizin yükünü üstünden atan deveye bir dizi hendek daha atlatılmaya çalışılıyor, hem de önümüzde yeni bir dipsiz çukur açılmak üzereyken.
Üstelik burada krizden çıkış, sözgelimi Latin Amerika’daki gibi sol iktidarlara kapıları açmıyor. Yakın gelecekte krizin uçaktan paraşütsüz atacağı bu ülkede, seçenek yalnızca, herhangi bir otoriter sağcı iktidar yerine onun zayıflığını örtecek bir sivil diktatörlük olarak görünüyor. Solun en sağında çırpınanlar seyirci konumunda, onun solundaki sol da toplumsal karşılıkları olmadığı için yalnızca fikir üretebilecek durumda. Zor durum.
Kapitalizm elbette doğal ve sonsuz bir düzen değil. Piyasanın kontrolsüz çalışması da onun toparlanmasını engelliyor. Daha uzun bir zaman boyunca nitelikli bir toparlanma olmayacak. Demek bir boşluk oluşuyor, fırsatlar doğuyor. En azından buna inanılabilir. Kapitalizm sonrası tünelin ucunda görünmüyor belki ama bu da yapılması gerekenleri ertelemeyi gerektirmiyor. Sosyalist soldan beklenen, bu gelişmeleri öngören bir strateji geliştirmesi. Siyasal stratejilere tok kalıp ekonomik ve kültürel alanları yeni değerler doğrultusunda tasarlayan değişim tasarılarına gereksinim var.
Mason, “Eğer kapitalizmden daha iyi bir sistem olduğuna inanıyorsanız, geçen yirmi beş yıl ‘Dünyada kalakalmış bir Marslı’ olma duygusunu aratmıştır,” diyor. “Toplumun nasıl olması gerektiğine ilişkin açık bir görüşünüz vardır ama oraya ulaşmanın bir yolunu bulamazsınız.”
Durumumuz böyle ama sorun şu ki, bu duruma yenik düşmedik. Şimdi dünyayı birbirine bağlayan bir ağ var ve o ağ içinde etkin olanlar birbirlerini harekete geçirmeye de çalışıyor. Yeni medya, demokratizmin yepyeni bir biçimi, ne derseniz deyin, bu olanak dünyanın halini çok değiştirdi. Bu ağ, otoriter devletlerin kontrol altına alamadığı bir hareket ettirici enerji veriyor. Hiç kuşku yok ki kapitalizmin neoliberal piyasasını da, güçlü devlet örgütlerini de tedirgin eden bu yeni olanaklar, gelecek ütopyalarını da değiştiriyor, yeni modeller çıkarıyor. Sol bu modellerle bir tek burada mı ilgilenmiyor? Oysa düşünce tembelliği hemen köleleştirir.
 
KAPİTALİZM SONRASI 

Geleceğimiz İçin Bir Kılavuz
Paul Mason
Çeviren: Şükrü Alpagut
Yordam Kitap, 2016
415 sayfa, 25 TL.

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR