scorecardresearch.com Gelecek çok yakın Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Gelecek çok yakın

Yaşadığı yıllarda kadri bilinmeyen bilimkurgu edebiyatının efsane ismi Philip K. Dick, ‘Sizi İnşa Edebiliriz’ romanında insanlarla teknolojik gelişmeler arasındaki ilişkiler üzerinden komik ama hüzünlü bir hikâye anlatıyor.

16.12.2016 05:00

Gelecek çok yakın

Bilimkurgu meraklılarını dışında tutuyorum, yaşadığı yıllarda kadri bilinmeyen bir yazardı Philip K. Dick. 1928’de Chicago’da doğdu. Hayatının çoğunu California’da bir plakçı dükkânı işleterek ve radyoda klasik müzik programları yaparak geçirdi. Bilimkurgu dünyasında adını 1950’lerde duyurmaya başlayan Philip K. Dick’in ilk romanı ‘Lottery’ (Uzayda Suikast) 1954’te yayımlandı. Ardından ‘The World Jones Made’ (Yaratılan Dünya) ve ‘Eye in the Sky’ (Gökteki Göz) gelir. 1963 yılında ‘The Man in the High Castle’ (Yüksek Şatodaki Adam) ile bilimkurgu dünyasının en büyük ödülü kabul edilen Hugo’ya değer görüldü. Diğer önemli romanları arasında ‘Martian Time-Slip’ (Mars’ta Zaman Kayması), ‘The Penultimate Truth’ (Sondan Bir Önceki Hakikat), ‘The Three Stigmata of Palmer Eldritch’ (Palmer Eldritch’in Üç Bilmecesi) ve ‘Ulrich’ sayılabilir. 36 roman ve beş cilt halinde derlenen 100 civarında kısa hikâye yazan Dick, 1982’de California’da öldüğünde ‘yüksek edebiyat’a kendisini hala kabul ettirememişti. Ancak ölümünden birkaç hafta sonra ‘Do Androids Dream of Electric Sheep?’ten uyarlanan ‘Blade Runner’ (Bıçak Sırtı) filmi gösterime girdiğinde herkesin dikkati Dick’e ve romanlarının üzerine çevrilecekti. Roman ve öykülerinden uyarlanan çok sayıda film ile birlikte romanları yeniden hatırlandı ve Dick ‘ucuz’ roman yazarlığı etiketinden kurtularak edebiyat tarihindeki hak ettiği yere kavuştu.

Sadece ticaret
Philip K. Dick, ‘Sizi İnşa Edebiliriz’i 1962 yılında yazmıştı ama 1969-70 yılları arasında Amazing Stories adlı dergide ‘A. Lincoln Simulacrum’ adıyla tefrika edilene kadar romanını yayımlatma girişiminde bulunmamıştı. Hikâye ilgi çekmiş olmalı, 1972 yılında kitap haline getirildi.
‘Sizi İnşa Edebiliriz’, yazıldığı tarihten 20, yayımlandığı tarihten 10 yıl sonrasını konu edinen hikâyesiyle alışılageldik bilimkurgu romanlarından biraz farklı bir atmosfere sahip. Dünya bildiğimiz dünya, insanlar bildiğimiz insanlar ve kapitalizmin çarkları da elbette bugünden farksız biçimde dünyayı ve insanları acımasızca öğüterek dönüyor. Hikâye kahramanı -ve anlatıcısı- Louis Rosen, bu çarkın arasına sıkışmış müteşebbislerden birisi. 30’lu yaşlardaki Louis, ortağı Maury ile birlikte -babası ve erkek kardeşinin ürettiği- elektronik orgları pazarlıyor ama mallarının yüksek kalitesine rağmen küçük şirketleri rekabet nedeniyle zor durumda. İşte bu sırada ortağı yeni bir teklifle -aslında icatla- çıkıyor ortaya. Maury, yılardır akıl hastanesinde yatan şizofrenik kızı Pris’in tasarladığı ‘smilakrum’u üretip pazarlamak hayalinde. Smilakrum, insana çok benzeyen bir tür robot günümüzde kullanılan ismiyle bir tür android.

Başlangıçta bu fikre hiç sıcak bakmayan Louis ilk smilakrum örneği Bay Edwin M. Stanton’u gördüğünde şaşkına dönecektir. Amerikan İçsavaşı’nın önemli bir devlet adamı Stanton, sanki mezarından kalkıp gelmiş gibi davranma yeteneği ile Louis’i ve diğerlerini ikna eder. Ardından üretilen ikinci smilakrum ise Stanton’un siyasi rakibi ve ABD Başkanı Abraham Lincon’dur ve elde edilen başarı bütün şüpheleri silip süpürmüştür. Asıl sorun seri üretime geçmek için kaynağın nereden bulunacağıdır. Bu noktada devreye Ay’da arsa pazarlayacak kadar açıkgöz ama o ölçüde açgözlü bir işadamı olan Sam Barrows girer. Yapılan pazarlıklar tıkandığında vaatleriyle Maury’nin kızını ve başmühendisini kendi şirketine transfer edecek, Louis ve Maury ellerinde iki smilakrum ile başladıkları noktaya geri döneceklerdir; “Yine para kazanmaya çalışan küçük bir şirket olmuştuk işte; öyle büyük vizyonlarımız yoktu, sadece zengin olmak için bir planımız vardı. Biz de bir başka Barrows’duk ama cılız ve sefil bir ölçekte; onun açgözlülüğü bizde de vardı, ama onunkinin boyutlarında değildi.”
Louis, bir yandan büyük balığa yem olmanın diğer yandan âşık olduğu Pris’i Barrows’a kaptırmanın öfkesiyle bu işi kökünden halletmeye karar verecektir...

İnsanı insan yapan...
Eric Carl Link, ‘Philip K. Dick’i Anlamak’ başlıklı incelemesinde Dick’in eserlerinde başlıca sekiz temanın öne çıktığını söylüyor; “Epistomoloji ve Gerçeğin Doğası, Özbilgi, Android ve İnsan, Savaş ve Güç Siyaseti, Entroy ve Sağlık, İnsanın Evrimi, İyilik-Kötülük Problemi ve Tekonoloji-Medya-Uyuşturucu-Delilik”... ‘Sizi İnşa Edebiliriz’de bu temalardan birçoğunu görmek mümkün. Mesela delilik önemli bir yer tutuyor, öyle ki kitabın son bölümlerinin bir psikiyatri kliniğinde geçtiğini söyleyebilirim. O kadarla da kalmıyor; akıl hastalığı damgasını Amerikan toplumunun bir saplantısı ve yasaklı bir alanı olarak görüyor Dick; “Hükümetin ülkedeki birkaç klinikte yatan binlerce hastası vardı ve bu insanlar örgü örüyor, resim yapıyor, dans ediyor, mücevher yapıyor, kitap ciltliyor ya da tiyatro oyunlarına kostüm hazırlıyorlardı. Ve bu hastaların hepsi kendi istekleri dışında, kanun zoruyla hastanede tutuluyorlardı.”
Kitabın bir başka yerinde devletin yaygınlaştırdığı bir slogana rastlıyoruz; “Akıl sağlığına giden yolda öncülük edin. Ailenizden akıl sağlığı kliniğine ilk yatan siz olun”.

Philip K. Dick’in romanlarında yaşadığı çağın siyasi atmosferi, Dick’in siyasi otorteye ilişkin ‘paranoyası’ ile birleşerek yansımıştır. O dönemin akıl sağlığı ile ilgili yaklaşımlarının bu hikâyede böylesine ironik ve yoğun biçimde yer almasının nedeni budur ve ‘Sizi İnşa Edebiliriz’i distopyaların alanına da sokar. Bunun yanı sıra Jung psikolojisinden derinden etkilendiği ve -kendisinin de hiç saklamadığı gibi- romandaki düşüncelerin Jung’dan alındığı da söylenebilir.
Az önce sözünü ettiğim temaları kullanarak insanı insan yapan ‘şey’i araştırıyor Dick. Teknoloji ile insan arasındaki uyumsuzluğu, kapitalizmin bireyi çürüten karakterini, kötülüğün doğasını ortaya koymaya çalışırken muhalif bir bakış açısı sergiliyor. Burada da yine kendi çağının düşünce biçimlerini -Beat kuşağının etkilerini- görmek mümkün.

Romanda tartışılacak pek çok konu mevcut. Ancak bu mevcudiyet Philip K. Dick’in önemli romanlarında rastlamadığımız bir sorun yaratmış. Her ne kadar iyi anlatımış bir hikayeden, mizahın yerli yerinde kullanımından, güçlü tutkulardan, iyi canlandırılmış karakterlerden bahsetsek bile merkezi bir temaya bağlı kılmak çabası kurguyu katılaştırıyor. Urula K.Le Guin, Dick’i överken onun romanlarındaki eğlendirici unsurun “Gerçek ve çılgınlık, zaman ve ölüm, günah ve kurtuluş” olduğunu söylemişti. ‘Sizi İnşa Edebiliriz’de bu unsurların romanı taşımasına izin vermemiş. Belki de ‘Sizi İnşa Edebiliriz’in sonraki romanlarında ele alacağı android ve insan meselesini açtığı ilk roman olmasındandır.
Sıradan insanları, hatta pek çok romanında ‘çalışan sınıftan’ olanları anlattığı hikâye ve romanlarında -Ursula K. Le Guin’den alıntılıyorum- kahramanlar yoktur. Buna karşılık anlattıkları kahramanlığa dairdir. Dickens gibi, Dick’in romanlarında da sıradan insanların dürüstlüğü, sabitliği, iyiliği ve sabrı anlatılır. Hayallerle süslenmiş gerçek bir dünyadır bu...

SİZİ İNŞA EDEBİLİRİZ
Philip K. Dick
Çeviren: Gonca Gülbey
Alfa, 2016
320 sayfa, 19 TL.

 

 

 

 

 

 


 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR