scorecardresearch.com Fantastik, distopik ve gerçek! Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Fantastik, distopik ve gerçek!

İngiliz edebiyatının yıldızlarından David Mitchell, yakın geçmişten yakın geleceğe uzanan ‘Kemik Saatler’de günümüzün katı gerçeklerini gotik fantezi ve kıyamet spekülasyonuyla buluşturuyor.

06.01.2017 05:00

Fantastik, distopik ve gerçek!David Mitchell

David Mitchell, 1968 Southport (Lancashire) doğumlu. İngiliz ve Amerikan edebiyatı üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra önce Sicilya’da ardından Hiroşima’da çalışan Mitchell yazmaya Japonya’da başladı. İlk romanı ‘Ghostwritten’ (1999) başarıya ulaştı. 35 yaşın altındaki yazarları kapsayan John Llewellyn Rhys Ödülü’nü kazanan roman, Guardian İlk Ktap Ödülü kısa listesine de girmişti. Sonraki iki romanı -’9. Rüya’ (2001) ve ‘Bulut Atlası’ (2004)- Man Booker Ödülü için kısa listeye alındı. 2007’de Time dergisinin Dünyanın En Etkili 100 Kişisi arasında gösterildi. ‘Siyah Kuğu Parkı’ (2006), ‘Jacob de Zoet’in Bin Sonbaharı’ (2010), ‘Kemik Saatler’ (2014), ve ‘Slade House’ (2015) romanlarıyla kariyerini sürdüren Mitchell’in son romanı ‘From Me Flows What You Call Time’, Gelecek Kütüphanesi projesi kapsamında 2114 yılında yayımlanacak!
Mitchell’in altıncı romanı ‘Kemik Saatler’, 2 Eylül 2014’te yayınlanmış, aynı yıl Man Booker listesine girmiş, Stephen King tarafından yılın en iyi romanı olarak gösterilmiş ve 2015’te World Fantasy Award’ı kazanmıştı.
‘Kemik Saatler’, ölümsüz varlıkların, ölümlülerin bedenlerinin yaşlandığını işaret etmek için kullandıkları aşağılayıcı bir terim.
700 sayfalık bir romana başlamak, günlerce sürecek bir okuma serüvenini göze almak demektir ki -itiraf edelim- biraz ürkütücüdür. Ancak Mitchell tempolu, gerilimli, yer yer eğlenceli, zaman zaman hüzünlü bir dolu hikayeyle kurguladığı ‘Kemik Saatler’de fantastikle gerçeği birbirine çok iyi bağlamış.
1984 başlıyor hikaye. Olayları roman kahramanı Holly Sykes’ın bakış açısından izliyoruz. 16 yaşında, delişmen bir kız. Bir gün annesiyle kavga edip sevgilisinin evinde yaşamak kararıyla evi terk eder. Ancak birkaç saat sonra sevgilisi tarafından aldatıldığı öğrenince bir çiflikte çalışmaya karar verecektir. Yolda tuhaf şeyler gelir başına ama bunlar hayal mi gerçek mi belli değildir. Bir süre sonra kardeşi Jaclo’nun kaybolduğu haberini alır. Küçük macerası sona ermiştir.
Bundan sonraki bölümlerde farklı karakterlerin anlatımıyla farklı zamanlara atlıyor roman. Cambridge öğrencisi hırslı Hugo Lamb, Holly’nin savaş muhabiri kocası Ed, kariyeri düşme eğiliminde olan ünlü yazar Crispin Hershey ve gizemli doktor Marinus’un hikayeleriyle fantastik bir dünyaya açılıyoruz. Bütün bu hikayelerde Holly farklı halleriyle karşımıza çıkacak ve nihayet takvim 2043’ü gösterdiğinde söz bir kez daha Holly’e geçecek; yaşlı, bilge ve kaygılı bir kadına...

Hayatımızın rahatını bozmayalım diye...
2043 yılının dünyası; kaynaklar tükenmiş, elektrik kısıtlı, internet bağlantıları kopuk, yakıt sorunu nedeniyle ulaşım neredyse imkansız. Kuzey İrlanda’da bir köye yerleşen Holly bir yandan iki torunuyla hayatta kalma mücadelesi verirken bir yandan da yaşadığı hayatın muhasebesini yapıyor;
“Sırf hayatımızın rahatını bozmayalım diye tarumar ettiğimiz topraklar, erittiğimiz buzullar, yolunu değiştirdiğimiz Gulf Stream, kuruttuğumuz nehirler, su altında bıraktığımız kıyılar, çöple tıkadığımız göller, soyunu kuruttuğumuz türler, yok ettiğimiz tozlaşma böcekleri, israf edilen petrol, etkisizleştirdiğimiz ilaçlar, başımıza getirdiğimiz yalancılar... İnsanlar Karartma’dan, atalarımızın veba salgınından söz ettiği gibi, sanki bir doğal afetmiş gibi söz ediyorlar. Fakat yaktığımız her depo benzinle kendimiz getirdik bunu başımıza. Benim neslim, Dünyanın Nimetleri Lokantası’nda tıka basa yerken, hesabı ödemeden kaçacağını, torunlarına asla kapanmayacak bir borç bırakacağını pekâlâ bilen ama inkâr eden bir nesildi.”
Artık tek beklentisi torunlarının bu cehennemden kurtulması olacaktır...

‘Senfonik hayal gücü’
David Mitchell’in daha ilk romanıyla başarıyı yakaladığını söylemiştim. Ancak ona dünya çapında ün getiren romanı -filme de çekilen- ‘Bulut Atlası’ olmuş, sonraki romanlarında belli bir düzeyi tuttursa bile ‘Bulut Atlası’nın yerini tutamamıştı. Nihayet ‘Kemik Saatler’ yayımlandı ve eleştirmenler tarafından David Mitchell’in geri dönüşü olarak yorumlandı. Türkçede yayımlanan romanlarından sadece ‘Bulut Atlası’ ve ‘9. Rüya’yı okuduğum için genel bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. Ancak ‘Kemik Saatler’in ‘Bulut Atlası’ndan aşağı kalmadığını söyleyebilirim.
‘Bulut Atlası’ ve ‘Kemik Saatler’ arasında benzerlikler kurmakta güçlük çekmiyoruz. Farklı karakterlerle ve farklı üsluplarla anlatılan parçalı anlatı yapısı, geçmişten geleceğe uzanan zaman aralığı ve özellikle insanın iktidar mücadelesinin yol açtığı kıyamet görüntüleri her iki romanda da göze çarpıyor. Ama asıl dikkat çeken David Mitchell’in hayatın anlamını sorguladığı bu romanlardaki hayal gücü ve elbette hikaye anlatma becerisi. Michiko Kakutani, New York Times’a yazdığı incelemede farklı zaman dilimlerinden ve kültürlerden gelen sayısız karakterin seslerini kanalize edebilmesi, çocuklara yönelik sezgisel anlayışı ve onların ciddiyetini ve mizahını yakalama becerisi, dilinin ritimleri, sesleri ve kıvrımları nedeniyle  ‘senfonik hayal gücü’ olarak adlandırmış Mitchell’in anlatısını.  

Alegorik bir roman
Hayal gücünü yansıtmak için romanın fantastik motiflerinden söz etmek gerekecek. Ancak Mitchell’in ‘Zamansızlar’ adını verdiği ölümsüz varlıkların mitolojisini özetlemek bile sayfalar sürebilir. ‘Kötü’ Münzeviler ve ‘İyi’ Muvakkidler arasındaki kadim mücadeleye, mücadelenin göğüs göğüse yapıldığı sahnelere, mekan ayrıntılarına yer vermek hiç mümkün görünmüyor. Buna karşılık Mivakkidler ve Münzeviler arasındaki kavganın dünyaya sahip olmak için kavga veren ülkeler ve şirketlerin allegorisi olduğu çok açık. Bu açıdan bakıldığında hikayenin fantastik yanından gerçek dünyaya bir kapı açılıyor. İki dünya arasındaki geçişi sağlayan karakter olarak Holly kendisini çevreleyen doğaüstü olayların içinde kendi ölümlü hayatını sürdürmeye çalışıyor. Trajik olaylar kadar aşk ve sevgi de barındıran bir hayat... Ve bu hayat yavaş yavaş sona ama sadece Holly’nin değil dünyanın sonuna doğru ilerliyor. İşte o zaman hikaye boyunca sürüp giden -alegorik olduğunu söylediğim- büyük kavganın anlamsızlığı daha net açığa çıkıyor.
Bir yanda doğaüstü varlıklar arasındaki destansı bir mücadele diğer yanda Afganistan’da, Irak’ta sürüp giden küresel savaşlar. Ve sonuçta bütün bu mücadele ve savaşların yol açtığı büyük bir yıkım... İşte bu yıkımı anlatan son bölümde David Mitchell mükemmel bir distopik atmosfer kurarak romanı zirveye ulaştırmış. İnsanlar, devletler ya da doğaüstü varlıklar arasında olsun, o ana dek olup biten her şeyi, her tutkuyu, her hesabı, her kazanımı anlam yitimine uğratan çarpıcı bir finali var romanın.
‘Kemik Saatler’ fantastik anlatıları sevenler kadar distopya meraklılarına ya da geçip giden hayatın hüznünü yansıtan hikâyeleri sevenlere de hitap eden bir roman. David Mitchell hikâye anlatma konusunda yeteneğini bir kez daha ortaya koyarken yeteneğini zenaatkarlığıyla destekliyor.  
“Bir yazar reenkarnal ruhların asırlar boyudur savaşa tutuştuğu bir dünya yaratmış ve inandırıcı kılmışsa eğer, bir ustanın ellerindesiniz demektir...”

KEMİK SAATLER
David Mitchell
Çeviren: Sıla Okur
Doğan Kitap, 2016
713 sayfa, 47 TL.

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR