scorecardresearch.com En parlak Makana polisiyesi Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

En parlak Makana polisiyesi

Parker Bilal’in üçüncü Makana polisiyesi ‘Hayalet Koşucu’, gerek katil kim sorusu etrafında gelişen muamması gerek bol aksiyon içeren heyecanlı sahneleri gerekse de siyasi, toplumsal hayata ilişkin gözlem ve yorumlarıyla dizinin en parlak romanı.

02.12.2016 06:00

En parlak Makana polisiyesi

Parker Bilal, Sudan asıllı İngiliz yazar Jamal Mahjoub’un 2012 yılında başladığı polisiyelerinde kullandığı bir mahlas. Türkçeye çevrilen ‘Raşid’in Dürbünü’, ‘Kayıp Enlemler’, ‘Alametler Saati’, ‘Cinlerle Yolculuk’ romanlarıyla tanıdığımız Jamal Mahjoub, Sudanlı bir babayla İngiliz bir anneden 1960’ta Londra’da doğdu. Ailesi kısa bir süre sonra Sudan’ın başkenti Hartum’a taşındı. Mahjoub, Sudan’daki İtalyan Katolik okulu Comboni Koleji’nde okudu. Daha sonra Galler’deki Atlantic College’da burs kazandı ve İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi’nde jeoloji öğrenimi gördü. 1988’de Danimarka’ya taşındı, Arhus’ta çevirmen ve serbest yazar olarak çalıştı. 1984’te yazdığı ilk romanı ‘Navigation of a Rainmaker’ı 1989’da yayımlayan Mahjoub, 1989-2006 yılları arasında -kendi ismi altında- yedi roman yazdı. Kitapları pek çok dile çevrildi ve Avrupa’da olumlu eleştiriler aldı. 1993’te The Guardian/Heinemann Afrika Kısa Öykü Ödülü’nü kazandı. 2001 yılında İtalyan La Cultura del Mare Ödülü’nde finalist oldu. 2012 yılında Parker Bilal mahlasıyla yayımlanan ‘Kahire’de Kayıp’tan sonra Makana dizisini ‘Dogstar Rising’ (2013), ‘The Ghost Runner’ (2014) ve ‘The Burning Gate’ (2014) ile sürdürdü.

Tehlikeli ilişkiler
‘Hayalet Koşucu’nun girişinde, 2002 yılı Şubat ayında Danimarka’da cereyan eden bir olaya tanık oluyoruz. Musab isimli Müslüman bir göçmen bilinmeyen kişilerce kaçırılıyor ve hapse atılmaktan korktuğu ülkesine götürülüyor.
Dört ay sonra, Kahire’deyiz: Makana için sıradan bir gün; arada bir kendisine yardım eden taksi şöförü Sinbat ile birlikte aldatıldığından şüphelenen bir kadının kocasını izliyor. Tam şüphelenecek bir şey yok derken adamın özel bir klinikte yatan genç kızı ziyaret etmesiyle takip farklı bir görünüm kazanıyor.
Kerime isimli genç kız her yanı birinci derecede yanık vaziyette getirilmiştir hastahaneye. Polis olayın intihar olduğunu düşünmektedir. Ne var ki bir yandan Kerime’nin kendi kızını hatırlatması diğer yandan Mısırlı Kadınların Haklarını Koruma Derneği aktivisti Zehra Şerif’in bunun bir cinayet olduğuna dair ısrarları Makana’nın olayı sahiplenmesine yol açacaktır. Kerime’nin evinin gerçekten de kundaklandığını anladığında bu yoksul ve kimsesiz kızı kimin öldürdüğünü bulmaya çalışır. Akla gelen ilk isim kızın ülke dışına kaçan ve cihatçı guruplara yakın olduğu bilinen babası Musab’dır. Musab’ın ülkeye döndüğüne, bu dönüşün ardında Mısır Devlet Güvenli Teşkilatı’nın parmağı olduğuna ilişkin söylentiler işi tekinsiz hale getirmiştir. Düşündüğünden çok daha büyük bir şeyin peşinde olduğu hissine kapılan Makana huzursuzdur. Yine de olayı çözüme kavuşturmak adına bir zamanlar Kerime’nin ailesinin yaşadığı Siva’ya gitmeye karar verir.
Bir çöl yerleşimi olan Siva’ya yaptığı yolculuk karanlığın kalbine yapılmış bir yolculuğa dönüşecek, bu küçük taşra kasabasında geçmişin sırlarıyla, radikal islami hareketlere kucak açan Mısır toplumunun duygu ve düşünce dünyasıyla karşılacaktır. Ve elbette katillerle de...

Sudan’dan Mısır’a
İlk Makana polisiyesi olan ‘Kahire’de Kayıp’ta olayların geçtiği tarih 1998’di. ‘Kahire’nin Yanan Melekleri’nde takvimler 2001’i gösteriyordu. Ve şimdi 2002’deyiz... Ancak Makana’nın araştırdığı suçların siyasi, toplumsal, kültürel arka planı hikâyeyi daha uzak zamanlara taşıyor. Makana, bu nedenle geçmişi -arkeolojik kazı yaparcasına- titizlikle eşelemek zorunda. Böylelikle yazar da Mısır -giderek siyasi İslam’ın yükselişi- hakkında gözlem ve yorum yapma imkânı buluyor. 2012 yılında başladığı Makana polisiyelerinde seçilen zaman dilimi rastlantısal değil. Gerek dönem gerek roman kahramanı Makana, 11 Eylül saldırılarının öncesi ve sonrasına Arap dünyasının merkezi Mısır’dan bakmak için seçilmiş.
Daha önce okumayanlar için Makana’yı kısaca tanıtmakta yarar var. O, 1989 yılında cereyan eden İslamcı darbeden canını zor kurtarak Mısır’a sığınmış eski bir polis komiseri. Kendi kurtulmuş ama karısı ve kızı hayatını kaybetmiş. Ülkesiyle ilgili duyduğu her haberde geçmişi ve olup bitenleri düşünmekten kendisini alamıyor;
“Son otuz yılda ülke, Arap Yarımadası’ndan yayılan ve ortaçağdan beri görülmemiş seviyede şiddetle güçlendirilen Siyasal İslam’ın hoşgörüsüz bir kolunun ideolojisinde inşa edilmiş bir dinsel ütopya fantezisine kendini gömmüştü. Kötü olan her şeye çözüm olarak İslam. Haliyle bu vizyon, nüfusun büyük bir oranını dışarıda bırakmıştı, bu insanların vatandaşlığı yeni kuralları kabul etmelerine bağlıydı.”

Sudan modernleşmesinde yetiştiğinden olmalı, eski kafalı bir idealist olan Makana en son pes edenler arasındaymış. Konumunuzu ırkınızın ya da dininizin belirlemediği, sizi ayırt eden şeyin dindarlık beyanları değil de, dürüstlük ve haklılığınız olduğu bir ülkeye doğru evrileceğine inanmış ve ne yazık ki haklı çıkmamış. Şimdi Kahire’de, Nil üzerine derme çatma bir salda yaşıyor. Sekreterliğini ev sahibinin on dört yaşındaki kızının, yardımcılığını bir taksi şöförünün, haber kaynaklığını bir gazetecinin üstlendiği özel dedekliflikle geçinmeye çalışıyor. Kuşkusuz Batılı meslektaşlarının donanımları onda yok. Teknolojik araç ve gereçlerden, adli tıp hizmetlerinden yoksun. Buna karşılık aklı, dedektiflik sezgileri ve vicdanı var. Böylelikle gerçeği süslemeden, abartıdan, uydurmadan, fanteziden, saf yalanlardan ayırabilmeyi, her şeyi bir ölçü şüphecilikle kıvama getirmeyi, sonuçta muammayı çözmeyi başarıyor.
‘Hayalet Koşucu’da da çok hızlı, heyecanlı, süprizli bir hikâye içinde suçlular ortaya çıkıyor. Ancak bir cinayet vakası ile başlayan olaylar zincirinin kökenine inildiğinde gerçek çözümün, adaletin tesis edilmesinin kolay olmayacağını anlıyoruz. Çünkü bu kökler cinsel ayrımcılığa, kadına yönelik şiddete, enseste, bütün bunlara rıza gösteren hatta katılan toplumsal zihniyete kadar uzanıyor.

Makana polisiyelerine tadını veren Parker Bilal’ın çok katmanlı entrika kurgusu. Tek bir katil, tek bir suç yok. Suçlu birey olsa bile suçun arkasında toplum var, polis var, devlet düzeni var. Parker Bilal ya da Jamal Mahjoub, ülkesindeki diğer İslam ülkelerindeki gelişmelerden rahatsız bir entelektüel olarak suç kurgusu yoluyla farkındalık yaratmaya çalışıyor.
İlk iki romanda mekan Kahire’ydi. Bu kez Mısır taşrasına götürüyor okuyucuyu. İnsanları ve mekânlarıyla mükemmel bir taşra atmosferi canlandırmış. Farklılıklara, değişime, kadınlara, neredeyse hayata düşman bir zihniyetin yansıdığı Mısır taşrası hem suçun hem de radikal islami hareketlerin yeşereceği bir mekân.
Burada bir hatırlatma yapmakta yarar var. Doğuya oryantalizmin merceğinden bakmıyor Jamal Mahjoub. Radikal İslam’ı besleyen dış dinamiklerin, mesela ABD’nin 11 Eylül ile hayata geçirdiği paranoyak güvenlik paradigmasının ya da İsrail saldırganlığının rolünü de ihmal etmiyor.
Kısacası Makana polisiyeleri iyi bir yazarın elinden çıktığını hemen belli eden siyasi polisiye örnekleri olarak çok başarılı...

HAYALET KOŞUCU/
BİR MAKANA VAKASI
Parker Bilal
Çeviren: İdil Dündar
Kırmızı Kedi, 2016
348 sayfa, 25 TL.

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR