scorecardresearch.com Doğan Özlem: Felsefede 50 yıl Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Doğan Özlem: Felsefede 50 yıl

Türkiye’deki akademik felsefenin sürprizlerinden biri olan Doğan Özlem’i felsefi alanda bir davası, bir problemi olan bir düşünür olarak görmek gerekir.

02.12.2016 06:00

Doğan Özlem: Felsefede 50 yıl

Bugünlerde yayımlanan, arkadaşım, dostum, felsefeci Mustafa Günay’ın yayına hazırladığı, ‘Felsefede Elli Yıl’ kitabı, Doğan Özlem Sempozyumu bildirilerilerini içeriyor. Doğan Özlem, başından beri akademik felsefenin bürokratik kimliğinin dışında yer almıştır. Bu durum, bana da hocayla ilgili görüşlerini dile getirme fırsatı veriyor.
Doğan Özlem’i, fiili olarak hocam değildi ama bir okur olmanın ötesinde daima hoca-öğrenci tecrübesi sıcaklığı içinden takip edegeldim. 90’lı yılların başında, o zaman Malatya Arapgir’deydim, Hoca’ya bir mektup yazarak, Bilim Felsefesi ile Ahlak Felsefesi ders notlarını istemiştim. Çok geçmeden, Doğan Hoca’dan yanıt gelmişti; bu çalışmaların öğrenciler için hazırlanmış ders notları olduğunu belirtiyordu, ama kitapları da yollamıştı. Kitap dediğim, teksir kâğıdına basılıp ciltlenmiş bütünlük. İmzalıdır, kitaplığımdadır. Ama asıl neden bu değil. Asıl neden, şimdi fark ediyorum ki, Ernst Cassirer’di. Cassirer’i üniversite üçüncü sınıfta iken keşfetmiştim. ‘İnsan Üstüne Bir Deneme ile Devlet Efsanesi’ni (Çev. Necla Arat) elimden bırakmadan okumuştum. [Devlet Efsanesi, Cassirer’in ölümünden (1945) hemen önce tamamladığı son çalışmasıdır. Nazi dönemiyle bir tür hesaplaşmanın kitabı da denilebilir. Bu nedenle özellikle öneririm.] Cassirer bende, tinsel bir genişlik ve iç rahatlığı duygusu yaratmıştı. İşte, Cassirer’i yeni yeni keşfettiğim ve ‘Cassirer metinleri’ aradığım bir dönemde, Doğan Hoca’nın ‘Tarih Felsefesi’ (1984) ile ‘Kültür Bilimleri ve Kültür Felsefesi’ (1986) kitapları yayımlanmıştı. Bu iki kitabının hemen arkasından Cassirer’in ‘Kant’ın Yaşamı ve Öğretisi’ adlı felsefi-biyografi kitabını çevirdi. Bugün bile hâlâ erken bir kitaptır bu.

Tin ve tarih deyince benim aklıma o zaman Hegel gelirdi. E.H. Carr’ın ‘Tarih Nedir’i elimizdeydi ama Hoca’nın bağlamı bizde felsefe içinde farklı bir kapı açıyordu. ‘Tin’, ‘tinsellik’, ‘tin bilimleri’ o yıllarda benim içinde bulunduğum çevrede pek rağbet edilen kavramlar değildi. Bilen bilir, ben baştan beri bu kavramlara ilgili olmuşumdur. Bu ilgimden dolayı yer yer eleştirilmişimdir de. Doğan Özlem’in o yıllarda arka arkaya çıkan kitapları, bu boşluğu dolduruyordu. Sadece bilgisel boşluk değildi söz konusu olan, aynı zamanda felsefi imkân boşluğu da dolduruluyordu. Kültür bilimleri ya da tinsel bilimleri, teolojinin kapsamı içinde mistik alana terk edilmiş durumdaydı. Tinsellik ve tin bilimleri dediğimiz alan mistik bir alana terk edilemezdi, dünyevi ve maddi temellerinin tanımlanması gerekirdi. Felsefi imkân derken kastettiğim bu. Başka bir deyişle, Doğan Özlem’in çalışmaları, birbirinden bağımsız ve farklı iki alanda, akademik alan ile Türkiye’deki fikri alanda olmak üzere çifte bir yankı oluşturuyordu. Bu çifte yankı, daha sonra, hermeneutik’le ilgili çalışmalarında da devam etmiştir. Dolayısıyla Arapgir’den, Hoca’nın, ‘ders notları’nın da peşine düşmüş olmamın gerisinde bu durum vardı.

Doğan Özlem, Türkiye’deki akademik felsefenin sürprizlerindendir. Beklenmeyen kişidir. Özlem, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden gelen bir felsefecidir. Bu bölüm bilindiği gibi, 60’lı yılların ortalarına kadar Mengüşoğlu geleneğinin, bir tür ekol olduğu bir bölümdü. Ancak bu bölümdeki devamlılık, İoanna Kuçuradi, Uluğ Nutku, Tüten Anğ’la birlikte kesintiye uğrar. Özlem, bu kesintiye uğrama döneminin ardından gelir. Uğraş alanı, onu, Nermi Uygur çizgisine yaklaştığı izlenimi verse de Doğan Özlem, kendi kendini inşa etmiş bir düşünürdür. Nitekim Doğan Özlem’in 80’li yıllarda, akademi dışındaki kültürel alandaki çıkışını, bir öğrenci, bir felsefeci olarak değil, felsefi alanda bir davası, bir problemi olan bir düşünür olarak görmek gerekir.

FELSEFEDE ELLİ YIL
DOĞAN ÖZLEM SEMPOZYUMU BİLDİLERİ
Hazırlayan: Mustafa Günay
Notos Kitap, 2016
288 sayfa, 22 TL.

 

 

 

 

 

 

 


 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR