scorecardresearch.com Dış dünya onu yaralamaktan başka... Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Dış dünya onu yaralamaktan başka...

Günümüzün önemli yazın araştırmacılarından Roberto Calasso, ‘K.’da Kafka’yı didik didik ediyor. Kafka’yı yakından tanımak, kavramak, özümsemek açısından kaçırılmayacak bir fırsat.

04.11.2016 06:00

Dış dünya onu yaralamaktan başka...

Roberto Calasso’nun ‘K.’sını (Everest Yayınları) okuyorum, Leyla Tonguç Basmacı’nın özenli çevirisinden. ‘K.’ bir yoğun inceleme mi, kitabın kapağında vurgulandığı gibi deneme mi, kurallar yıkıcısı bir anlatı mı, karar veremedim. Bence anlatıya iyice yakın: Kafka’nın yapıtlarında ve yaşamında iz sürerken, bizi bir yandan da kişisel, Calasso’nun kaleme aldığı anlatı dünyasına götürüyor.
Roberto Calasso tanımadığım bir yazar; günümüzün önemli yazın araştırmacıları arasındaymış. ‘K.’da da Kafka’yı didik didik ediyor zaten. ‘Şato’yla ‘Dava’nın iç içeliği, özdeşliği ve karşıtlıklarıyla başlıyor. Git git tüm Kafka’ya açılıyor.
‘Şato’yu 1960’ların sonunda okumuştum, Kâmuran Şipal’in çevirisinden. Daha önce de Vedat Günyol’un çevirisinden ‘Değişim’i (Dönüşüm). Kafka çeviri edebiyatımızda çok yeniydi ama okurların ilgisini hemen çekmişti. Bu benimseniş sürüp gitti; Kafka bugün de çok sevilen bir yazar. ‘K.’ ise Kafka’yı yakından tanımak, kavramak, özümsemek açısından kaçırılmayacak bir fırsat.
Calasso, ‘Yosundan Örtü’ adlı yedinci bölümde Kafka’nın son öykülerinden -benim bildiğim- ‘Yuva’yla ‘Dönüşüm’ arasında zikzaklar çiziyor. Gregor Samsa için, “Dış dünya onu yaralamaktan başka bir şey yapmaz” (s.148) diyor. Belki bütün Kafka edebiyatı için geçerli.
“Karl Rossmann, dünyanın ortasına atıverilen küçük masal kahramanıdır.” (s. 1) Evet ama, o iyimser, sıcak havasına rağmen Amerika’da, çok geçmeden karabasanlarını hissettirir, okuru içsel karanlığa sürükler. Roberto Calasso ayrıntılarıyla saptıyor.
Lise son sınıf Türk dili ve edebiyatı hocamız Rauf Mutluay, Kafka’nın eserlerini handiyse değersiz bulurdu. Soyutlamalarla örüldüğü kanısındaydı bu romanların, öykülerin. Oysa Kafka’nın o soyutlamalar -soyutlama denebilirse tabii- ardında ürkütücü bir gerçekçilikle donandığını bugün büsbütün biliyoruz. Kafka’dan sonra yaşananlar, dış dünyanın birey için tiranlık olduğunu alabildiğine belgeledi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Jean Anouilh’un çevresinde
Önceki cumartesi Tiyatro Tatavla’da ‘Antigone’yi izledim. Her bir çalışanının inceliklerle örülü, sonsuz emeğiyle bir başyapıt! Oyun boyunca bütün izleyiciler âdeta donup kaldı. Özellikle salık veririm. Sofokles’in ‘Antigone’sine göndermelerle yazılmış -aynı göndermeler Eraslan Sağlam’ın yönetiminde de beliriyor- ‘Antigone’, Jean Anouilh’ın eseridir; yanılmıyorsam 1942 tarihli.
Anouilh, yetişme yıllarımda iz bırakmış bir oyun yazarıdır. Yenilikçi tiyatroyu onun oyunlarıyla tanıdım diyebilirim. Onun kaleminden hem ‘Romeo ve Jeanette’ hem ‘Medee’ benim için şaşırtıcı, kıskanılacak deneyimlerdi. Ne yazık ki bu yapıtları sahnede hiçbir zaman göremedim.
Jean Anouilh, tiyatronun yaşamı birebir yansıtmaya kalkışmasını başarısızlığın önemli bir sebebi sayar. Tiyatro ancak şiirsellikle, düşlemselle, hatta saçmayla dostluk kurunca bütünüyle kendine özgü bir havada yaşamanın gerçekliğini yakalayabilecek, sahnede yansıtacaktır. Çoğu kez müzik ve dans da eşlik etmelidir oyuna.
Bildiğim kadarıyla dilimize çok az yapıtı çevrildi Anouilh’un. ‘Antigone’ 1940’lı yıllarda Fransa’da çok beğenilmiş, başka ülkelerde de aynı coşkuyla karşılanmış. Onca yıl sonra güncelliğini ürkütecek şekilde koruyor...

Likör tangosu
1950’lerin, 1960’ların dünyasında, özellikle İstanbul yaşamasında likörün yeri üzerine vaktiyle bir şeyler yazmıştım. Batılı likör bizde tıpkı batılı tango gibi sevilmiş, yepyeni nitelikler edinmiş. Şimdilerde harikulade bir monografi okuyorum: ‘Likör Hikâyeleri’, Reyhan Yaman yazmış (Can Yayınları). Konunun her anlamda uzmanı Reyhan Yaman; likörün geçmişinden ayrıntılı bilgilendirişlerle bizi bugüne getiriyor. Baş döndürücü likör çeşitleri! Bir yandan da eskilerde çok sevilmiş bir tangonun ezgisini duyar gibisiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR