scorecardresearch.com Bu kitap bir başyapıt Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Bu kitap bir başyapıt

Saul Friedländer’in ‘Nazi Almanyası ve Yahudiler’ adlı kitabı kuşkusuz bir başyapıt. Kitap, her aşamasında olup bitenin içine çekiyor ve kendisiyle hesaplaşmaya götürüyor.

02.09.2016 06:00

Bu kitap bir başyapıt

Jane Caplan, 2008’de yayınlanan ‘Hitler Almanyası’ adlı kitabında, ‘Üçüncü Reich’ başlığı altında 37.000 eser yayınlandığını söylüyor. Susan Neiman ise Auschwitz’in, hemen ertesinde, entelektüeller üzerinde tuhaf bir suskunluk yarattığını, felsefenin kendini ancak yeni yeni toparladığına değinir. Nitekim Giorgio Agamben’in ‘Auschwitz’den Artakalanlar’ alt başlıklı ‘Tanık ve Arşiv’i ise 1999 tarihlidir. Üçüncü Reich’ın çöküşünün hemen ertesinde yayınlanan kitaplar, dışsal görünümün anlatımına odaklanmış, öfkeyi dile getiren kitaplardı. Sözgelimi Daniel Guérin’in ‘Kahverengi Veba’sı ile Stig Dagerman’ın ‘Alman Sonbaharı’ bu türdendir. Bugün ise, Üçüncü Reich’la ilgili çalışmalar, felsefi ve tarih bilimi düzleminde, muhabirliğin dışsal olanın betimlemesinden, daha spesifik olana yönelerek içsel olanın betimlenmesine yönelmiş görünmektedir. Bu bağlamda, Jean Amery’nin ‘Suç ve Kefaretin Ötesinde’ adlı kitabı ile Victor Klemperer’in ‘LTI –Nasyonal Sosyalizmin Dili’ adlı kitaplarını anmak isterim. Burada üzerinde durmak istediğim ise Saul Friedländer’in, iki cilt olan ‘Nazi Almanyası ve Yahudiler’ adlı kitabı. Birinci cilt ‘Zulüm Yılları: (1933-1939)’; ikinci cilt ise ‘İmha Yılları: (1939-1945)’ alt başlığını taşıyor.
Saul Friedländer’i, ‘Kafka: Utanç ve Suçluluğun Şairi’ adlı kitabıyla tanıyoruz. Bu kitap, bir edebiyatçının değil, bir tarihçinin analizini içerir. Vardığı sonuç, Kafka’nın edebiyatına değil, Kafka’nın kendisine ilişkin. Otobiyografi değil ama otobiyografik olmakla ıralı. Burada söylemeyeceğim ama Kafka’yla ilgili pek dile getirilmemiş bir tezi ileri sürüyor Friedländer. Öyle görülüyor ki, Kafka, 20. yüzyılın Shakespeare’i konumuna gelecek.
   
‘Nazi Almanyası ve Yahudiler’ ise kuşkusuz bir başyapıt. Bu kitabın sanırım en önemli ayırıcı özelliği, kitap ile okur arasındaki ilişkinin, bilgisel ve düşünsel düzeyde kalmamasında, okuru neredeyse her aşamada, betimlenen olup bitenin içine çekmesinde ve kendisiyle bir hesaplaşmaya götürmesinde ortaya çıkmaktadır. Aslında Friedländer, kitabın yöntemsel amacının tam olarak bu durum olduğunu da bir şekilde ifade ediyor ve ‘herhangi bir ortak tarih araştırması ve yorumu yapmanın yeterli olmayacağını’ ve ‘kendi yaşamlarımızdaki belirleyici unsurlarla da hesaplaşmanın ve yüzleşmenin gerektiğini’ dile getiriyor. Buna, “Geçmişi tasvir etme çabasına kişisel olarak katılma” diyor. ‘Buna neden biz katılalım ki?’ diye sorulacaktır. Şu nedenle: “Avrupa Yahudilerinin imhası, özgül tarihsel bağlamından bağımsız olarak, birçok insan için her türlü kötülüğün derecesinin saptanmasını sağlayacak kötülüğün nihai standardı olarak görülüyor.”
Friedländer’in yapıtının yöntemsel bakımdan ayırıcı özelliği, ‘Yahudi erkek, kadın ve çocukların yaşamlarının ve gerçek hislerinin bilgisini’, Yahudilerin, yani kurbanın sesini metne dâhil etmiş olmasındadır.
Friedländer’in önemli kavramlaştırmalarından biri ‘arındırıcı anti-Semitizm’ kavramıdır. Ona göre, Üçüncü Reich’ı, geleneksel Yahudi düşmanlığından ayıran, arındırıcı anti-Semitizm durumu olmuştur. Geleneksel Yahudi düşmanlığı, Yahudilere karşı ayrımcılığı kabul ederken, onlara yönelik yaygın şiddeti, Almanya’dan kovulmalarını veya fiziksel olarak yok edilmeleri fikrine katılmıyordu. Yahudilerin topyekûn imhası kararı, Sovyetler Birliği’ne saldırının ardından verilir. Friedländer’e göre, ‘Almanların Sovyetler Birliği’ne saldırmasından önceki yıllarda topyekün imhaya dair bir planın varlığını’ gösteren emareler yoktur. Ama Hitler ve yakın çevresinde hesapla uygulanmayı bekleyen bir imha plan vardır.
Türkiye’deki Üçüncü Reich ilgisinin, Hitler’in ‘Kavgam’ından, Nazi Soykırımının neliğine ve nasıl gerçekleşmiş olduğu gerçekliğine kaymış olduğunu söylemek mümkün.

NAZİ ALMANYASI VE YAHUDİLER 
İmha Yılları: (1939-1945) Cilt 2
Saul Friedlander
Çeviren: Ali Selman
İletişim Yayınları, 2016
748 sayfa, 44 TL.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR