scorecardresearch.com Bir şey kalmıyor sanattan başka Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Bir şey kalmıyor sanattan başka

Hugh Honour ve John Fleming’in hazırladığı ‘Dünya Sanat Tarihi’, teorik tartışmaların dışına çıkarmayı, sanat zevki, görgüsü ve bilgisi aktarmayı hedefleyen hem esaslı bir başlangıç hem de vazgeçilmez kaynak.

11.11.2016 06:00

Bir şey kalmıyor sanattan başkaPicasso'nun başyapıtı 'Guernica'

Bir şey kalmıyor işte, sonunda sanattan başka insandan ve toplumdan başka bir iz yaşamıyor. İster dili, dini, ismi bilinmeyen eski bir kavim olsun ister yazı sonrası anlı şanlı imparatorluklar kurmuş milletlere ait olsun, sanat taşıyor bir gen gibi insanın yeryüzündeki mirasını. Dünyayı tek başına bir bireyin gezip dolaşması gördüğü her yerdeki sanat eserlerini yakından görüp kavraması elbette mümkün değil. Ne var ki elinin altında dört başı mamur bütün uygarlıkları ve dönemleri kapsayan bir kitap olduğunda ve bu eser resimlerle ve açıklamalarla zenginleştiğinde ona dalıp uzun yolculuğa çıkmalı. Büyük boy ve yaklaşık 1000 sayfayı tutan böylesi bir eserin sonuna eklenen sözlük ve indeksin rehberliğinde ileri geri kültürel dalışlar yapmalı.

Kitabın iç kapağındaki “İki sanat tarihçisinin, geleneksel bir resmi eğitim yerine kıta kıta dolaşarak sanat eserlerini kendi gözleriyle gözlemlemeleri ve araştırmasıyla yazılan Dünya Sanat Tarihi” ifadesi, okura akademik dilin ötesinde, yaşamakla da özleştirilmiş bir yalınlık ve kolay okunabilirlik fikri veriyor. Beş ana bölüm ve bu bölümlerin alt başlıkları hem zaman hem de coğrafya genişliği içinde sanatı ve onun verimlerini izleyip idrak etmemize imkan sunuyor. Ayrıca daha ileri derecede merak duyacaklar için de okuma önerilerinde bulunuyor. Bu yönüyle iyi kurgulanmış ve okurun ilgisini kendi merkezinde tutmaya koşullanmış bir kitap bu. Ayrıca, amacını ‘eleştiriden ziyade araştırma’ olarak belirleyerek, sanat tarihini diğer disiplinlerde olduğu gibi teorik tartışmaların dışına çıkarmayı, sanat zevki, görgüsü ve bilgisi aktarmayı hedefliyor. Bu bakımdan denilebilir ki hem esaslı bir başlangıç hem de vazgeçilmez kaynak değeri taşıyor ‘Dünya Sanat Tarihi’.

Mağara resimlerinden modern sanat verimlerine değin insanın ifade arzusu hiç kesintiye uğramıyor aslında. Belki başlangıçta işlevsellik yükü taşıyan sanat, zamanla sanat ve sanatçı kavramının özgürleşmesiyle bambaşka alanlara kayıyor. Çizgi, ışık, biçim, renk, mekan gibi kavramlar da hep estetik olanın içinde anlamını buluyor. Bu bağlamda Çatalhöyük’teki ‘Dans Eden Adam’ resmi ile Picasso’nun ‘Pan Flütleri’ arasındaki zaman farkı aradan kalkıyor, zihin insanın öyküsüne odaklanıyor. İnsan nasıl oluyor da sanat üretiyor bunu düşündürtüyor, bunu düşünmemizi istiyor eser.
Meksika’dan Çin’e, Roma’dan Hristiyan sanatına, İslam dünyasından Rönesans’a, Video sanatından fotoğrafa, heykelden ahşaba, mimariden resme, sanat nerede, nasıl ne şekilde konaklamış, hangi dille ve malzemeyle nasıl yansımış, Buda heykelinden Pompei’deki duvar resimleri insan hangi hallerine bürünmüş, neyi aramış, neyi yüceltmiş, mermer insan bedeni formunda nasıl coşmuş, din ile mitoloji, destan ile savaş, coğrafya ve iklim sanatı nasıl etkilemiş bunları da görmeniz, izlemeniz mümkün bu toplamın içinden. Sadece sanat tarihini meslek edinmişlerin değil, kültür sanat ile ilgilenen her insan için bir açık sergi.

Sanat hakkında aralara serpilen teorik yazılar eserin bağlamını hem derinleştiriyor hem de genişletiyor. Bu haliyle göz ve zihin ile girebiliyorsunuz sayfalara. Kronolojik yapısı sanattaki her tür gelişme ve dönüşme yanında tartışmaları da somut örneklerle önümüze seriyor. Ayrışmalar kadar etkileşimlerin sebeplerini de bir ırmağın kıyısından yürürcesine yakından görmeniz mümkün. Bir de müzeler var elbette. Kendisi de bir açık hava müzesi olan dünyanın içinde sanatı eserlerini bir kültür ideolojisi ve endüstrisi olarak saklayan müzeler. Belki de hayır hayır, belki de değil, mutlak surette, insan ancak sanat vasıtasıyla anlaşılabilir ve dünyayı anlamak zaten onu anlamak sayılır. Bir fikri de bu kitabın bence.

DÜNYA SANAT TARİHİ
Hugh Honour, John Fleming
Çeviren: Hakan Abacı
Alfa Yayınları, 2016
985 sayfa, 200 TL.

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR