scorecardresearch.com Bir insan neden hep aynı tişörtü giyer? Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Bir insan neden hep aynı tişörtü giyer?

Ben Bilmem Beynim Bilir kitabını yazarlar, nöropolitika adı verilen, siyasi partiler ve politikacıların hedef kitleleri üzerindeki etkileşimlerinin verimliliğini beyin aktiviteleri ile gözlemledikleri yaklaşımı esas alarak temellendirmiş.

07.03.2016 14:45

Bir insan neden hep aynı tişörtü giyer?

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg geçenlerde gardırobunun resmini çekip internete koyduğunda görenler şaka olduğunu zannetti çünkü fotoğrafta aynı tip ve renkte tişörtler askıda yan yana dizilmişti. Kendisine neden bunu tercih ettiği sorulduğunda şu cevabı verdi: “Hayatımı gerçekten sadeleştirmek istiyorum. Böylece, Facebook topluluğuna nasıl daha iyi hizmet edebilirim dışındaki konularda daha az karar vermek zorunda kalacağım.”

Böylesine basit bir karar beyni ne kadar yorabilir ki diye düşünenler, bilim insanlarına göre yanılıyor. Beynimiz her ne kadar vücut ağırlığımızın yüzde 2’sini oluştursa da vücudun tükettiği toplam enerjinin yüzde 20’sini tüketir. Ve bu enerjinin gün içinde verdiğimiz binlerce kararla harcandığı da bilinmektedir. Karar kelimesine odaklanıyorsak kelimenin anlamını da iyice anlamakta fayda var. Karar kelimesi, Latince kesmek, ayırmak sözcüğünden geliyor. Kesmek, makas ve ayırma sözcükleri ile ilişkili olduğundan süreci şöyle özetleyebiliriz: Önce düşünme (nereden ayıracağım?), sonra uygulama (kesme işlemi) ve son olarak karar sonrası (dönüşü olmayan nokta).

Karar sonrasında her şey olup bittiği için beyin düşünmeyi bırakır ve dinlenmeye geçer. O an huzur doludur. Ancak bir işi bitirmemek, karar vermemek beyni yorar. Çünkü stand-by’da bekleyen elektronik aletler gibi yarım kalmış işler de beynimizin enerjisinden yer. Bilim insanları hemen bitmeyecek işlerin fazla enerji yememesi için önlem olarak bakın ne öneriyor: Plan yapmak!

İdeal seçenek sayısı nedir?
Dan Ariely’nin ünlendirdiği seçenek deneylerinin ilki, 2000 yılında S. Iyengar ve M. Lepper tarafından bir mağazanın girişine her biri farklı zamanda olmak üzere iki farklı stant kurularak yapıldı. Stantlarda reçelleri tatmak ve istendiği kadarını indirimle almak mümkündü. Birinci standa altı, ikinci standa 24 çeşit reçel koydular. Amaçları artan seçenek sayısının nasıl bir etki göstereceğini görmekti.

24 reçel olan stant kurulduğunda diğerine göre daha fazla ilgi gördü. Müşterilerin yüzde 60’ı 24 seçenekli stantta reçel tadarken, yüzde 40’ı altı seçenekli standa yöneldi. Ancak müşteriler ortalamada sadece iki çeşit reçel tattılar. Daha ilginci, az seçenekli stantta reçel tadanlardan yüzde 30’u satın alırken, çok seçenekli stantta reçel tadanlardan sadece yüzde 3’ü reçel satın aldı. Bu durum, perakendenin yüz yüze olduğu önemli ikilemlerden birini ortaya koyuyor: Çok seçenek koyup müşteriyi çekmek güzel ancak bu da müşterinin kafasını karıştırıp satın almayı azaltıyor. Peki ideal seçenek sayısı nedir?

Seçeneklerin beynimizde nasıl algılandığı üzerine çalışan bilim insanı Miller’a göre insanlar en iyi tercihi yedi seçenek arasından yapıyor. Bunun insanların yedi haneli rakamlara kadar beyinlerinde tutabilme becerisine sahip olmalarıyla ilgisi var mı bilmiyoruz. Ancak seçeneğin makul seviyede azalmasının işe yaradığı bir gerçek. Yazarların verdiği bir örnek bunu net şekilde gösteriyor: Procter&Gamble şirketi, ürettikleri Head&Shoulders adlı şampuanın 26 çeşidini 15’e düşürdüklerinde satışlarını yüzde 10 artırmış.

Ben Bilmem Beynim Bilir kitabını yazarlar, nöropolitika adı verilen, siyasi partiler ve politikacıların hedef kitleleri üzerindeki etkileşimlerinin verimliliğini beyin aktiviteleri ile gözlemledikleri yaklaşımı esas alarak temellendirmiş. Diğer yandan, beyinle ilgili ilginç buldukları araştırma, hikâye ve verilere ağırlık vererek beyin üzerine keyifli (ve biraz da odaklanma sorunu yaşayan) bir eser yaratmışlar.

Kitaptan beyine dair son bir ilginç bilgi: Beyin, erkeklerin konuşmasını kadınların konuşmasından daha iyi anlar. Erkek ve kadın sesleri beynin farklı yerlerinde işlenir. Kadının ne dediğini anlamak için ek kaynaklar kullanarak sesi “çözmek” zorunda olan beyin erkekte bunu yaşamaz. Ne dersiniz, kadınların politikada yükselmekte zorlanmalarının sebeplerinden biri de bu olabilir mi?

Ben Bilmem Beynim Bilir(!)
Nöropolitik, Karar Bilimi, Oy Verme Davranışlarımızın Nedeni ve Biz Zavallı Seçmenler
Uğur Batı, Orhan Erdem
Mediacat Kitapları
2015, 252 sayfa, 24 TL.

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR