scorecardresearch.com 50 biyografiyle Antik Yunan Tarihi Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

50 biyografiyle Antik Yunan Tarihi

David Stuttard’ın ‘Antik Yunan Tarihi’ değerli bir başucu kitabı; hem öğrenciler, hem biyografi severler, hem de edebiyat, sanat ve felsefeyle ilgilenenler için...

28.10.2016 06:00

50 biyografiyle Antik Yunan Tarihi

‘Paralel Hayatlar’ın İskender-Sezar cildinde, Plutarkhos, tarihle biyografi arasında temel bir ayrım yaparak, “Okurlarımızdan tek ricamız” der, “Onlarla (İskender ile Sezar) ilgili tüm bilgileri ya da yaptıkları her hareketi ayrıntılarıyla yazmamış olmamızı bilgisizliğimize vermemeleri, onların yaşamlarını özetlemek amacında olduğumuzu anlayışla karşılamalarıdır. Çünkü bizim hedefimiz tarih yazmak değil, yaşamları kaydetmektir. Çoğu kez bir insanın karakterini geride ölüler bırakan kanlı zaferlerden ya da muhteşem şehir kuşatmalarından çok, önemsiz bir cümleden veya esprili bir ifadeden daha iyi anlamamız mümkündür.” (Çev. İo Çokona)
Plutarkhos’un ayrımından ilerlersek, tarih yazıcılığı, temelde ülke ve devlet gibi tümel olanla ilgili iken, biyografi, kişi gibi tekil olanla ilgilidir; ilki dışsal olanla, ikincisi ise içsel olanla. Gerek Plutarkhos’un ‘Paralel Hayatlar’ı, gerek Diogenes Laertios’un ‘Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri’ ve gerekse Gaius Suetonius Tranquillus’un ‘On İki Caesar’ın Yaşamı’ ile ‘Ünlü Kişiler’i gibi biyografinin temel yapıtları antik Roma döneminde yazılmış olsa da tarih yazıcılığı gibi biyografiyi ve yazarlığını da Antik Yunanlılar keşfetmiştir. Antik Yunanlılardan günümüze ulaşan temel yapıtlar ise yaygın olarak ‘Anabasis-Onbinlerin Dönüşü’ (Çev. Arı Çokona) kitabıyla tanınan Ksenophon’a aittir: ‘Sokrates’ten Anılar’ (çev. Candan Şentuna) ve ‘Kyros’un Eğitimi’ (Çev. Furkan Akderin). Ksenophon’un, ‘Yunan Tarihi’ adlı yapıtı da Suat Sinanoğlu tarafından Türkçeye kazandırılmıştı. Sinanoğlu, Ksenophon’un biyografi yazarlığına eğilimini dile getirirken şu ayrımı yapar: “Onun için önemli olan belge, tarihsel yargı değil, kişilerdir, onların davranışları, yetenekleri, yaradılışlarıdır.”

Bu girizgâhı David Stuttard’ın, ‘Sappho’dan Sokrates’e 50 Hayat Hikâyesiyle-Antik Yunan Tarihi’ adlı kitabı için yaptım. Stattard’ın, Antik Yunan Tarihi, önemli bir kaynak, değerli bir başucu kitabı; hem öğrenciler için, hem biyografi severler için, hem edebiyat, sanat ve felsefeyle ilgilenenler için, hem de Antik Yunan dünyasını merak edenler için. Stuttard’ın yapıtı, Antik Yunan’ın, Perikles, Alkibiades, Büyük İskender gibi siyasi liderlerin, Sappho, Pindaros gibi şairlerin, Pheidias, Zeuksis, Apelles gibi heykeltıraş ve ressamların, Aiskhylos, Sophokles, Euripides gibi tragedya yazarlarının, Herodotos, Thoukydides gibi tarihçilerin, Protagoras, Gorgias, Sokrates, Platon, Aristoteles gibi filozofların biyografileri üzerinden, tarih ile biyografi yazarlığının buluştuğu ortak bir yaklaşım noktasından hareketle yazılmış bir Antik Yunan tarihi kitabı.

Yukarıdan beri sözünü ettiğimiz ayrımlara rağmen, tarih ile biyografinin buluştuğu bir noktadan da söz etmek gerekir. David Stuttard, ilhamla yazılmış bir yapıt olmasına rağmen biyografi yazıcılığının problematik başlangıcını Homeros’un İlyada’sında bulur. Ona göre, destanın kahramanı “Akhilleus, çağdaşlarının ve sonraki nesillerin ne düşüneceğini saplantı haline getirmiş biridir.” Çağdaşlarımızın ve bizden sonraki nesillerin bizim hakkımızda ne düşüneceği kaygısı, kuşkusuz itibar kaygısıyla ilgilidir. İtibar, her şeydir. Biyografi, itibar kaygısından doğar. Biyografi, itibarın tarihidir. Biyografi, kişinin tarih içinde konumlandırılmasıdır. Nitekim biyografinin kökenleri enkomion’a, yani ölenleri öven yazı ve konuşmalara dayanır. Dolayısıyla Ksenophon’dan Plutarkhos’a, Suetonius’tan Laertios’a bütün Antik dünyanın biyografileri itibarın tarihini dile getirirler. David Stuttard’ın ‘Antik Yunan Tarihi’ de, tiranlarından fatihlerine, şairlerinden filozoflarına, heykeltıraşlarından tragedya yazarlarına Antik dünyadaki itibarın tarihini dile getirmektedir.

ANTİK YUNAN TARİHİ  
SAPPHO’DAN SOKRATES’E 50 HAYAT HİKÂYESİYLE
David Stuttard
Çevirmen: Erdem Gökyaran
Yapı Kredi Yayınları, 2016
288 sayfa, 55 TL.

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR