scorecardresearch.com ‘Sizin beyninizi kusturacağım’ Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

‘Sizin beyninizi kusturacağım’

Genellikle feodal yapı ve dış göçü eserlerine yansıtan Bekir Yıldız, Darbe romanıyla farklı bir kulvarda önemli bir yapıt sunmuş. Roman, adından da anlaşılacağı gibi ‘darbe’yi konu ediniyor.

22.11.2012 12:00

MAZLUM VESEK mazlumvesek@gmail.com

‘Sizin beyninizi kusturacağım’

Türkiye’nin yakın tarihi ‘darbe’ olarak adlandırılan siyasal olaylarla dolu. Ama hiç askeri darbe 12 Eylül 1980’de yapılan kadar “darbe” olarak nitelendirilmedi. Daha farklı  bir söyleşiyle 12 Eylül 1980 darbesi Türkiye toplumunun hemen her kesiminin “darbe” olgusu konusunda hem fikir olduğu siyasal bir dönemeçtir. Zira, 27 Mayıs 1960 bir kesime göre ‘ilerici’ hatta bir devrimdir. 12 Mart 1971, bir ‘muhtıra’dır. Bu nedenle gündelik sohbetlerde önüne tarihi konulmasa bile “darbe” sözcüğü bu topluma direk 12 Eylül’ü hatırlatır.

Bekir Yıldız’ın ilk kez 1989’da yayımlanan Darbe adlı romanı da hiç şüphesiz 12 Eylül’ü anlatan bir roman olduğunu adıyla dahi bize bildiriyor. Darbenin üzerinden henüz 10 yıl bile geçmemişken yayımlanmış olduğunu düşünürsek, romanın adıyla yaptığı etkinin daha fazla olduğu anlaşılırdır. Türk romanı külliyatında, ismiyle darbeyi gündeme taşıyan tek roman olması da eserin bir başka önemli özelliği.

Daha çok hikayeciliğiyle tanınan ve genellikle Kürt illerindeki feodal yapı ve dış göçü eserlerine yansıtan Yıldız, Darbe romanı ile farklı bir kulvarda önemli bir yapıt sunmuş. Roman, adından da anlaşılacağı gibi ‘darbe’yi konu ediniyor. Yıldız’ın romanı, adı, kişileri ve üslubu itibariyle bir dönemin tanıklığını başarılı bir şekilde sunmuş.

Romanda, eşi bir bankada bilgi işlem memuru olarak çalışan Ali, bir sabah yüzünü yıkadıktan sonra felç geçirerek yere yığılır. Sadece beyni ve gözleri yaşamsal faaliyetini sürdüren kahramanımızın düşüncelerindeki akış okuyucuya sunulur. Yerde felçli olarak bekleyen Ali’nin gözünden pişmanlık yasasından faydalanarak yüzü ve adı değiştirilen Hamdullah Şimşek (yeni adıyla Yavuz Aslantürk), Hamdullah Şimşek’in serbest kalma karşılığı ele verdiği devrimci Kamer Can, Hamdullah Şimşek’in ‘eşiniz öldü’ denilerek kendisine bir mezar gösterilen eşi Narin ve çocuğu Selim romanda anlatılıyor.

Hesaplaşma...
Pişmanlık yasası gereği geçmişiyle bağını koparması gereken Hamdullah Şimşek, yeni adıyla, eşi Narin’le görüşmeye başlar. Kendisinin bir itirafçı olduğunu ve mezarda yatan ölünün bir başkası olduğunu söylediğinde de Narin ve Hamdullah arasında bir hesaplaşma yaşanır. Sonuçta, Hamdullah, Hamdullah olduğu bilinmeden öz babası tarafından gelinini rahatsız ettiği için öldürülür. Hamdullah’ın itiraflarıyla idama mahkum edilen Kamer Can, darağacında bir devrimci gibi can verir.
Bütün bu olayları kıpırtısız ve donmayı bekleyerek düşünen Ali ise, adeta beyin hücreleri darbenin yarattığı siyasal-toplumsal ruh halini aktarır.

Yazar, başarılı diyebileceğimiz bir kurgu ve bağlantı ile bütün kahramanları okuyucuya aktarmış. Romandaki, Kamer Can, Hamdullah ve Narin şüphesiz 12 Eylül döneminin tipleri olarak karşımıza çok rahat çıkabilecek kahramanlar. Hamdullah’ın iç hesaplaşmaları, Narin’in toplumsal çekinceleri, Hamdullah’ın ‘namus’ için öldürülmesi tanıklığı yapılabilecek olaylardır. Romanın aktarıcısı Ali ise, gerçek bir kahraman olabileceği gibi imgesel anlamda da bazı aktarımların yapıldığı kişidir.
Ali, felç olan bedeni ve olayları gören gözü ve düşünün beyni ile, fiziki olarak yenilen; ama kendini anlatmaya devam eden devrim düşüncesi ve devrimcilerdir. Sosyalizm, Türkiye’de sendikaları, dernekleri, partileri ile yenilmiş bir düşünce olsa bile kendini anlatmaya devam etmiştir. Ali’nin beyni bu düşünceyi imgelemektedir. Zira, Diyarbakır Cezaevi’nin devrimcileri bitirmeye yeminli komutanı Esat Oktay Yıldıran da, tutuklulara ‘sizin beyninizi kusturacağım’ diyordu. Yıldız, emperyalizm ve onun tetikçilerinin bir toplumun devrim özlemini taşıyan beynini kusturma projesini anlatmaya çalışmış.

‘Tüyden hafif, çelikten dik’
Romanın genel havasının sisli ve mahzun olduğunu söylemem abartı olmaz. Ali’nin beyninden geçen düşünceler, 12 Eylül yenilgisinde ‘halk’ı arkasında göremeyen devrimcilerin ruh halini de anlatıyor. Değişen güç dengeleri ve buz kesmiş bir mevsimde felç olan devrim hareketi…Türk edebiyatında 12 Eylül’ü anlatan hemen her romanın genel havası yorgunluktur. Darbe de genel anlamda işkence ve hesaplaşma ile geçen bir roman. Yine de umutlu ve yarına dair yol gösterici tek bölüm var: Kamer Can’ın darağacına gidişi. “Tüyden hafif, çelikten dik” bir şekilde darağacına giden Kamer Can, son sözlerinde “Kahrolsun emperyalizm, yaşasın sosyaliz” der.
Darbe, 12 Eylül’ün yarattığı travmanın etkilerinin çok belirgin olduğu bir dönemde yazılan önemli bir roman. 12 Eylül Referandumu’nun yapıldığı, Darbe Komisyonları’nın kurulduğu, darbeci generallerinin sözde yargılandığı ve Utanç Müzeleri’nin açıldığı Türkiye’de bu romanı yeniden okumak gerek. Hatta Utanç Müzesi’nin bir köşesine bu dönemi anlatan romanlar da konulamaz mı? Edebiyatın hafızasındaki utanç satırları da toplumla buluşmaya devam etmeli.


DARBE 

Bekir Yıldız
Everest Yayınları
2012, 145 sayfa, 10 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

Hangi Shakespeare trajedisisiniz?

Hangi Shakespeare trajedisisiniz?

Shakespeare'in bir trajedisinin başrolünde olmak ister misiniz?

William Shakespeare “Bütün dünya bir sahnedir” demiş. Öyleyse bu oyunda hepimize bir rol düşüyor. Meseleyi ciddiye aldığımız için bu haftanın testini komediye hiç bulaşmadan, Shakespeare'in ünlü trajedilerinden dört tanesini kullanarak hazırladık. Başınıza felaketler gelmemesini dileyerek soruyoruz: Hangi trajedide başrol sizin hakkınız?

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Therese Anne Fowler'ın "Zelda Fitzgerald’ın Romanı" adlı kitabı hediye.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Therese Anne Fowler'ın "Zelda Fitzgerald’ın Romanı" adlı kitabı hediye.'

Zelda hangi ünlü yazarın eşidir?

  • Ernest Hemingway
  • Henry Miller
  • F.Scott Fitzgerald
  • Vladimir Nabokov