scorecardresearch.com Yazılı bir sözlü dilin evinde Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Yazılı bir sözlü dilin evinde

Dilin Tarihi, geleneksel dilbilim tarihlerinden farklı bir anlatı sunuyor. Steven Roger Fischer’ın, dili hayvan dillerini de kapsayarak yeniden tanımlaması farklılığın temel dayanaklarından biri.

01.09.2013 10:10

NİLAY ÖZER

Yazılı bir sözlü dilin evinde

Steven Roger Fischer imzalı Dilin Tarihi  dil konusundaki ezberleri bozmaya aday. Milliyetçi ve ulusçu bir perspektifle bakılan tüm diller için olduğu gibi Türkçe çevresinde yürütülen tartışmalara da  yeni boyutlar kazandırabilecek bir kitap. Önsözünde, kitabın geleneksel dilbilim tarihlerinden farklılığı vurgulanıyor. Fischer’ın, dili hayvan dillerini de kapsayacak biçimde yeniden tanımlaması bu farklılığın temel dayanaklarından biri.  “Hayvanlar Arası İletişim ve ‘Dil’” başlıklı ilk bölümde karıncalardan bal arılarına, kuşlardan atlara ve fillere, balina ve yunuslardan büyük maymunlara kadar pek çok tür üzerinde gerçekleştirilen deneyler değerlendiriliyor. “Konuşan Maymunlar” başlıklı ikinci bölümde, insandaki dil yetisinin evrimsel süreçler sonucunda geliştiği iddiası bilimsel bulgularla ispatlanmaya çalışılıyor. Fischer, maymun-adam’dan  modern insana kadarki evrim basamaklarını takip ederek insan dilinin 4,1 milyon yıllık serüvenini özetliyor. İlk dil ailelerinin oluşması, yazılı dillerin ortaya çıkışı, soyağaçları ve dilbilimin tarihi konularının işlendiği bölümlerin sıradan bir okurdan ziyade konunun uzmanlarını heyecanlandıracağını belirtmek gerek. Fischer’ın çalışmasını, dil tartışmalarının yönünü değiştirecek bir etkiye sahip kılan bölümler ise “Toplum ve Dil” ile “Geleceğin İpuçları” başlıklarını taşıyan son iki bölüm.

Kurbağa dili ve edebiyatı
Dilin tanımı, dil ve iletişim, dil ve kültür, dilin işlevleri gibi müfredat başlıklarının bulunduğu hemen her kitapta hayvanların sınırlı sayıda ses çıkardığı, birkaç gün önceki bir olayı hatırlamadıkları, iletişimlerinin anlık olduğu, mış gibi yapabilseler de yalan söyleyemedikleri gibi veriler sunularak hayvanlardaki iletişim sistemlerine dil denilemeyeceği ima edilir. Konuşma yetisiyle ilgili FOXP2 adlı genin insanlarda ve maymunlarda farklı aminoasitler içerdiği gibi nispeten yeni veriler de dilin insan merkezli tanımlanmasında etkilidir. Fischer’a göre ise, dilin tarihi özellikle 1960’lardan beri kuş, deniz memelileri ve primat deneylerinin ortaya koyduğu üzere insan dışı dilleri kapsamak zorundadır. Varlıklarının farkına günümüzde varılan bu dillerin işleyişi ancak modern teknoloji sayesinde takip ve kayıt edilebilmiştir. Fischer, insanın işitemediği frekanslarda oluşan biyoakustik (canlıların meydana getirdiği sesler) bilgi alışverişinden söz eder. İnsan 30 ile 18 bin hertz arasındaki sesleri duyabilir, 30 hertz altındaki frekanslar ses-altı, 18 bin hertz üstündekilerse ses-ötesi kategorisini oluşturur. Böcekler, yarasalar, yunuslar, kır fareleri ve pek çok hayvan bu kategorilerde biyoakustik bilgi alış verişi yaparlar. Fischer, güvelerin kur süresince feromon salgılaması, karıncaların beden dilini ve feromonları kullanarak en az elli farklı mesaj iletmesi gibi örnekler üzerinde durarak kimi canlılarda dilin feromon diline indirgendiğini, karıncaların milyonlarca yıldır yüksek düzeyde karmaşık bir feromon-beden dili-ses dalgası kombinasyonu ile iletişim kurdukları ihtimalinin böcekbilimcilerin gündeminde olduğunu belirtir.

Kitapta yer verilen hayvan dili deneyleri arasında en ilginç olanları papağan ve maymunlarla yapılanlardır. 1977’de İngilizce öğretilen Afrika gri papağanı Alex sözcükleri tekrar etmenin ötesine geçerek istemek, reddetmek, sınıflandırmak için anlamlı birleştirmeler yapmıştır. İnsanlarda sol beynin konuşmayı kontrol ettiği gibi kuşlarda da ötüşü kontrol ediyor olması önemli bir ortak nokta olarak görülür. Fischer, tüm büyük maymunların, insan  diline yakın bir dilsel yetenek sergilediklerini söyler. 1972’de Koko adlı bir goril, Ameslan işaret dilinden 500’den fazla kelimeyi kullanmış, dilsel yeniden yaratımda bulunabilmiş, geçmişteki bir ısırma olayı hakkında bilgi aktarmış, suçlanmaktan kurtulmak, espri yapmak ve küstahlık etmek için yalanlar söylemiştir. Noam Chomsky “dil yetisi” ve  “evrensel dilbilgisi” kavramlarını insanda kalıtımsal olarak bulunan yetiler olarak tanımlarken dili insan merkezli kavrayan bir anlayışı yansıtıyordu. Fischer ise hayvanların doğada gerçekten bir dil kullandıklarını kabul eder. Dil, anlamlı bir sözdizim içerisinde keyfi semboller kullanılarak karmaşık düşüncelerin aktarılabileceği bir ortam ise, buna sadece Homo sapiens’lerin sahip olduğu bilgisi eskimiştir. Kitabın ikinci bölümünde maymun-adam’dan Homo sapiens’e kadar dil yetisinin gelişimi izlenir. Beyin büyüklüğü ve kapasitesi, beslenme özellikleri, iklim değişikliklerinin etkileri gibi bilgiler eldeki kafatasları ve iskelet yapıları incelenerek ortaya çıkarılmıştır.  2,4 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Homo habilis’lerin kafatasında modern insanda da bulunan dil merkezlerinden Broca bölgesini kapsayacak bir çıkıntıya rastlanmıştır örneğin. Omuriliğin geçtiği göğüs kafesinin göğüs omurgasında bulunan delik, 2,4 milyon yıl önce Hominid türlerinde olduğu haliyle bugünkü insan dışı primatlarda da vardır ve açık seçik konuşmayı engeller. Bu yüzden Homo erectus’a hatta Neandertallere kadarki insanda ancak hırıltılar, iniltiler, çığlıklar mümkün görünür. 

Çağın mesihleri: Toplumdilbilimciler
Dil ve anlatım kitaplarında dilin işlevleriyle ilgili bölümler son derece dar bir bakış açısını yansıtır. İletişimin, düşünmenin, bilgi depolama ve aktarımının dille sağlandığı söylenir ve bunların ayrıntılarına da yer verilmez. Fischer, kitabının “Dil ve Toplum” başlıklı bölümünde “Toplumun nihai mimarisi ve yeniden biçimlendirilmesi dille ölçülür” diyerek dilin sırlarını ifşa ediyor. Fischer’ın yaklaşımı, bizde Oktay Sinanoğlu, Feyza Hepçilingirler gibi dil elden gidiyor diye veryansın eden yazarları ve onların kaygılı okurlarını rahatlatacak nitelikte. Fischer’ı okuyunca Murat Belge’nin “1980’ler Sonrası Türkçe” başlıklı makalesinin dil hakkında sağlıklı bir düşünceyi temsil ettiği daha da belirginleşiyor. Fischer, toplumlardaki hızlı değişimin bir yansıması olarak söz dağarcığının genişlemesini ve sözcük yerdeğişimlerini bütün modern ülkelerde yaşanan bir gelişme hatta bir zenginleşme olarak ele alıyor. Toplumdilbilimcilerin araştırmaları hakkındaki değerlendirmeler, bir uzlaşım toplumu yaratmak için yapılması gereken sözcük temizliği, dilin propaganda aracı olmasının dinamikleri, askeri dilde maskeleme yapılarak düşmanların nasıl öldürülmesi gereken kolektif kimliklere dönüştürüldüğü gibi heyecan verici başlıklar Dilin Tarihi’ni kıymetli bir kitap yapıyor. Yazarın teknoloji çağındaki yazı diline getirdiği “sözlü bir yazılı dil” tanımının, Walter J. Ong’un “ikincil sözlü kültür” kavramıyla birlikte düşünülmesini öneririm.

DİLİN TARİHİ
Steven Roger Fisher
Çeviren: Muhtesim Güvenç
İş Bankası Kültür Yayınları
2013, 260 sayfa, 18 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

Hangi Shakespeare trajedisisiniz?

Hangi Shakespeare trajedisisiniz?

Shakespeare'in bir trajedisinin başrolünde olmak ister misiniz?

William Shakespeare “Bütün dünya bir sahnedir” demiş. Öyleyse bu oyunda hepimize bir rol düşüyor. Meseleyi ciddiye aldığımız için bu haftanın testini komediye hiç bulaşmadan, Shakespeare'in ünlü trajedilerinden dört tanesini kullanarak hazırladık. Başınıza felaketler gelmemesini dileyerek soruyoruz: Hangi trajedide başrol sizin hakkınız?

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Haruki Murakami'nin "Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları" adlı kitabı hediye.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Haruki Murakami'nin "Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları" adlı kitabı hediye.'

Aşağıdakilerden hangisi Haruki Murakami’nin eserlerinden değildir?

  • 1Q84
  • Bulut Atlası
  • Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu
  • Sahilde Kafka