scorecardresearch.com Yalnız mısınız? Dert etmeyin, Janus var Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Yalnız mısınız? Dert etmeyin, Janus var

Murat Gülsoy, Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet’te okurunu yalnızlıktan kurtarmaya çağırıyor. İpuçlarının peşinden gitmekten keyif alan meraklı okur kadar fantastik kurguyu sevenler de Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet’ten yararlanacaktır.

18.01.2016 00:10

Yalnız mısınız? Dert etmeyin, Janus varFOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Kitap tanıtım makalelerinde yazının yaklaşık yarısı romanın konusunu tanıtmaya ayrılır. Okurun konuyu anlaması, karakterleri tanıması ama titizlikle saklanan sonunu da tahmin etmemesi istenir. Murat Gülsoy’un yeni romanı Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet hakkında yazarken romanın sonunu değil, özellikle başını saklamak istiyorum. Kitabın başındaki sergileme bölümünü açıklamadan konudan, temalardan ve motiflerden söz etmek zor olacak fakat fantastik konunun ne olduğunu bilmeden okumaya başlamak benim için çok zevkli oldu, sizin için de aynı olsun istiyorum.

Ama karakterleri açıklayabilirim: Romanın başkahramanı Mirat, orta yaşlı bir öğretim görevlisi, yıllardır kendini ve ders anlatma şeklini geliştirmemiş bir matematik hocasıdır. Üniversitede aynı bölümde çalışan meslektaşları ve özellikle de bölüm başkanı tarafından erken emekli olması istenir. Otuz yıldır babasından kalma yıpranmış süet ceketini üstünden çıkarmayan, alışkanlıkların adamı Mirat, sevilen bir hoca olmadığı gibi, dostsuz, aşksız, heyecansız hayatıyla sıkıcı biridir. Tek yakını kendisinden dokuz yaş küçük dul kızkardeşi ve yeğenidir.

Mirat bir matematikçi ama romanda adı geçen bilimadamları gibi üstün yetenekli bir akademisyen değil. Ne Mustafa İnan gibi idealist bir hoca, ne Richard Feynman gibi bir dahi, ne de yeğeninin odasında resmi asılı olan Albert Einstein gibi olağanüstü biri, “...matematik onun içine asla giremeyeceği, girenlerin de bir daha geri dönemeyeceği bir labirent saraydı. Cesareti ve zekâsı onu ancak bu sarayın dış duvarlarına kadar getirmişti. Bu yüksek tepeye kurulmuş hakikat sarayının kapısına kadar gelmeyi başarmıştı ama içeri asla giremeyecekti. İçerisi bambaşkaydı. Ama daha kapıdaki ilk şifrede pes etmişti.”

Çabuk pes eden bir adam olduğu için emekliliğini isteyenlere karşı direnmez, emekli olur. Artık alışkanlıkla sürdürdüğü hocalık görevi olmadığı için yalnızlık daha da önemli bir sorun olmaya başlar. Ancak yolda eline tutuşturulan broşür ona yeni bir kapı açar. Broşürde “Yalnız mısınız? Dert etmeyin. Artık Janus var” sözlerinin altında “İçinizde başkalarına yer açın” der. Ve Mirat cesaret isteyen kararı verir ve yalnızlığından kurtulmak için Janus adlı şirketin araştırmasına katılır. Hâlâ yalnız bir adamdır ama en azından yalnızlık duygusundan kurtulmuştur.

Yeni bir hayat
Mitolojide Janus önemli Roma tanrılarından biridir. Başlangıçların ve geçiş dönemlerinin tanrısı olarak bilinir; dolayısıyla kapıların, eşiklerin, girişlerin kutsal gücüdür. İki ters yöne bakan yüzle simgelenmesinin altında yatan mantık, doğasında iki gücü birleştirmesinden kaynaklanır, çünkü değişim, öncesi ve sonrası olan ikili bir aşamadır. Değişimden öte, zaman tanrısı olarak da bilinir; çocukluktan gençliğe geçişi ya da Mirat’ın durumunda olduğu gibi, hayatın yeni bir evresine geçişi simgeler. Yeni yıla Janus ile giren antik çağ insanları gibi Mirat da yeni hayatına Janus ile başlar.

Murat Gülsoy Janus’u tüm anlamlarıyla romanın merkezine yerleştirmiş, ayna anlamına gelen Mirat’ın (aslında “uğursuz” anlamı da var) iki yüzü olan tanrı ile simgelenmesi de boşuna değil. İçine bir türlü giremediğini düşündüğü matematiğin labirent sarayının aksine Mirat bu defa Janus’un gücüyle eşikten geçmeyi başarır ve yeni bir hayata adım atar. Bütün hayatı boyunca ağırlığını hissettiği yalnızlık duygusu da böylece Esra ile tanışmasıyla son bulur.

Esra ile bedenin hapsedici ve sınırlayıcı limitlerini aşmaya başlar ve sonsuzluk hissini bulur. Gülsoy bu noktada Jorge Borges’ten ve Gérard de Nerval’den yardım alır. Nasıl Borges Kum Kitabı’nda bir kitabın içine sonsuzluk yerleştirdiyse öyle bir sonsuzluk duygusunu roman kahramanının içinde bulmamızı sağlar. İntihar ettiğinde cebinde son romanı Aurélia’nın son bölümlerini taşıyan Nerval gibi, 1967 doğumlu Murat Gülsoy’da Nerval ile aynı yaşlarda yazdığı bu romanında eşikten böyle geçer. Kırk yedi yaşında yazmayı bırakan William Shakespeare da Gülsoy’un bu romandaki yol arkadaşlarından biridir. Yorick’in kafatasını eline alıp soran Hamlet “Bu kemikten mağaranın içindeki neşeli insan nereye gitti?” ile sonlu bir madde içinde sonsuzluk arayışının edebiyattaki en ünlü örneğine gönderme yapar.

Kurgunun dışına çıkan kahramanlar
Murat Gülsoy her romanında roman üzerine düşünmeyi sevdiğini, kurguyu, yazma sürecini, kurgu felsefesini açıklayan bölümlerde gösterir. Roman ve öykülerinde hep üst kurmaca tekniğini kullanmış, kurguya analitik bakmıştır. Onun roman kahramanları kurgunun dışına çıkmaya hevesli görünürler hatta bazen yazarı devreden çıkarıp kendi öykülerini anlatmak isterler. Mirat’ı da (romanın ilk cümlesi adının yanlış anlaşılmasıyla başlıyor!) hem başkahraman hem de yazarın kendisi olarak görüyoruz, yalnızlıktan kurtulacağım derken bir değişim akımına kapılıp yüzüne başkasının bakışı oturuyor. Aynada kendine baktığında başka birini görmesinin nedeni de bu. İçi boşalmış bir Yorick kafası.

Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet’i hem tanıtmak hem de gizli bırakmaya çalışmak galiba bu yazıyı çok garip kıldı. Kitabın en önemli motifini dışarda bırakarak anlatmaya çalışırken çok zorlandım. Kitabın yapısı çok ilginç, sadece kurgunun olduğu bölümden oluşmuyor, yazar ayrıca önsöz, sonsöz ve ekler başlıkları altında bölümler eklemiş. Bazı filmlerin sonunda isimler jenerikte ekranda akarken yanda küçük bir pencere açılır ve filmden kesilen bölümler gösterilir, Gülsoy böyle bir şey denemiş gibi geldi. Roman üzerine düşüncelerini, yazı sürecini ekler bölümünde dile getirmiş. Bence bu çok gerekli bir katkı sağlamamış romana, zaten siyah sayfadan sonrası kurgusal olarak çok açıklayıcı ama Gülsoy’un nelerden etkilendiğini, nasıl bir düşünme sürecinden geçtiğini anlamamızı sağlıyor. Yeni bir yıla girdiğimiz bu ayda, ülkemiz yeni bir eşikten geçerken çok önemli buldum bu romanı.

YALNIZLAR İÇİN ÇOK ÖZEL BİR HİZMET
Murat Gülsoy
Can Yayınları, 2016
208 sayfa, 17 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR