scorecardresearch.com Tekniğin özü asla teknik değildir Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Tekniğin özü asla teknik değildir

Bedeninizin mini kameralarla donatıldığı, her eyleminizin başkaları tarafından görüldüğü çok yakın bir gelecek... Dave Eggers, ilgi çeken romanı ‘Çember’de teknolojiye karşı uyarıyor.

05.08.2016 06:00

Tekniğin özü asla teknik değildirDave Eggers'in romanı yakında sinemalarda.

1970 Boston doğumlu Dave Eggers, anne ve babasını kaybettiğine 21 yaşındaydı. Kardeşlerinin bakımını üstlenmek için üniversiteden ayrılarak yerel bir gazetede çalışmaya başladı. 2000’de  yayımlanan ilk kitabı ‘A Heartbreaking Work of Staggering Genius’da yaşantısının bu dönemini günlük biçiminde aktarmıştı. Kitabın kısa zamanda çok satarlar listesine ve Pulitzer ödülü finalitlari arasına girmesi ona edebiyat dünyasının kapılarını açtı. O günden günümüze dek yazdığı her roman çok satarlar listesine girmekle kalmadı, saygın edebiyat ödülüne değer görüldü, birçok kitabı Hollywood tarafından sinemaya uyarlandı. Eggers’in ünü edebiyatın dışına da taştı ve ismi Utne Reader’ın ‘Dünyayı Değiştiren 50 İleri Görüşlü Kişi’ ve Time dergisinin ‘Dünyanın En Etkin 100 Kişisi’ arasında gösterildi.

Dave Eggers’in kitapları Türkçeye de çevriliyor. ‘Hızımızı Tadacaksınız’ ve ‘Kral İçin Hollogram’ romanları hakkında yaptığım yorumlarda Eggers’ın Amerikan Rüyası’nı çağrıştıran hızlı yükselişinin Eggers’in sistem eleştirisiyle çeliştiğini söylemiştim. ‘Çember’de de benzer bir çelişkiyi fark edeceksiniz. ‘Dünyanın akil adamları’ arasında sayılan Eggers onuncu kurmaca kitabı ‘Çember’de ‘akil adamlar’ın yarattığı felaketin hikayesini anlatıyor.

Mae Holland, 24 yaşında bir genç kız. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre doğduğu kasabadaki bir kamu kuruluşunda çalışmış, kasabanın renksizliği ve işyerinin köhneliğinden bunalarak -arkadaşı Annie’nin referansıyla- Çember adlı dev bir teknoloji şirketinde işe başlamış.
Devasa bir alana yayılan yerleşkesi ve 10 bini aşkın çalışanıyla Çember, bir şirket olmanın çok ötesinde; sanki kendi başına bir ülke, bambaşka bir evren. Kütüphaneleri, misafirhaneleri, yemek salonları, çalışma birimleri, teknolojik donanımı, tıp merkezi, spor ve eğlence alanlarıyla bu evrenin görkemi Mae’i kısa zamanda etkileyecektir. Çalışanlar arasındaki sosyal ağa katılma zorunluluğu, her şeyin kayıt altına alınması, sürekli denetim altında olduğunu bilmek ilk başta rahatsız edici gelse bile bu ışıltılı hayat ve ona sunulan imkanlar taşralı genç bir kız için çok çekicidir. Mae de yavaş yavaş Çember’in kurallarına uymaya ve yükselmeye başlar.

Çember’in kurucusu olan ‘Üç Akıllı Adam’ın en büyük projesi, her yeri -dünyada olup biten her şeyi herkesin izlemesini sağlayan- taşınabilir mini kameralarla donatmak ve ‘şeffaflık’ sağlamaktır. Oysa kamuoyunda Çember’in şeffaf olmadığı yönünde itirazlar ve soruşturma girişimleri de vardır. Ancak ne zaman biri çıkıp Çember’in tekeli ya da kullanıcılarının kişisel verilerinden haksız kazanç elde etmesi hakkında konuşmaya başlasa o kişinin çok geçmeden sabıkası bulunduğu ya da en azılısından bir sapık olduğu ortaya çıkar. Şirkette giderek yükselen Mae, mini kamerayı üzerinde taşıyan ve kendisini şeffaflaştıran ilk denek olmayı kabul edecek ve Çember’in görünen yüzü olacaktır. Kazandığı şöhretle başı dönen Mae, tanıştığı gizemli bir şirket çalışanının ve eski sevgilisi Mercer’in çember kapandığında şirketin herkesi denetlediği totaliter bir sistem kurulmasının kaçınılmaz olacağı yolundaki itirazlarına kulak vermez. Ne yazık ki çemberin kapanması çok yakındır...

Distopya mı?
Yaklaşık 500 sayfalık romanda şirkete, çalışanlara ve teknolojiye ilişkin anlatı ve yorumlar elbette çok daha kapsamlı ve ayrıntılı. ‘Çember’ bu karamsar hikayesiyle yayımlandığı günlerde tartışma yaratmış ve hikayeyi destekleyen temalarıyla Aldous Huxley’in ‘Cesur Yeni Dünya’ ve George Orwell’in ‘1984’ romanlarıyla karşılaştırılmıştı. Buna Yevgeniy Zamyatin’in ‘Biz’ini de ekleyelim. Saydığım romanlarda geleceğin totaliter yönetimleri ile yönetimlerin baskı ve denetimi altında yaşayan ürkek, sinik toplumlar anlatılıyordu. Ve her üç roman da uzak gelecek tasavvurlarıydı. ‘Çember’in zamanı ise günümüze çok yakın. Dünyanın gidişatını değiştirecek teknolojik yenilikler önemli bir yenilik içermiyor. Aslında bugünün iletişim teknolojisine birkaç küçük ekleme yapmış Eggers. Facebook, Twitter, selfie, webcam teknolojilerinden -daha doğrusu çılgınlığından- yola çıkarak bu çılgınlığın gidebileceği istikameti tayin etmeye çalışıyor. Zamanla ilgili farklılık diğer romanlarla ilgili bir başka farkı doğuruyor: Zamyatin, Huxley ve Orwell’in insanları totaliterizme maruz kalmışlardı. Eggers’in kahramanları, teknolojiye ve teknolojinin sunduğu imkanlara hayranlıkları, teknolojiye biat etmişlikleri, refah ve güvenliği özgürlüğe tercih etmeleriyle totalitarizmin gönüllü destekçileri.

Gönüllü kulluk ya da suç ortaklığını sağlayan şey rasyonellik kavramı. Kitlelerin karşısına ‘Tutku, katılım, şeffaflık’, ‘Şeffaf değilseniz neyi gizliyorsunuz?’ ya da ‘Mahremiyet hırsızlıktır’ gibi sloganlarla çıkan Çember şirketi her şeyin denetlendiği, her eylemin görüldüğü, insana dair her verinin kaydedildiği bir toplumda suçun azalacağını savunuyor! Bugünün kirli siyasetinden, suçun yaygınlaşmasından, terör saldırılarından bıkmış insanlar için ne kadar masum, ne kadar demokratik, ne kadar akla yatkın -yani rasyonel- talepler değil mi?

Oysa kapitalizmin iktidarını kuran da aynı rasyonellik kavramıydı. Dave Eggers, teknolojiyi elinde tutanların iktidarı da elinde tutacaklarının -tuttuklarının- farkındalığıyla yazmış ‘Çember’i. İnternet, cep telefonu, sosyal medya siteleri kullanıcılara hayatı kolaylaştırmayı vaat ederken günümüzde ve gelecekte işi kolaylaşanın iktidar sahipleri olduğunu sürükleyici bir hikayeyle anlatıyor.

Gerçekten de hele ki günümüz dünyasında teknolojiye bir araç gözüyle bakamayız; “Tekniğin özü, asla ve hiçbir şekilde teknik bir şey değildir. Bunun için yalnızca teknik-olanı tasarladığımız ve öne çıkardığımız ve bununla yetindiğimiz veya ondan kaçındığımız sürece, tekniğin özüyle bağımızı asla kuramayız. Her yerde özgürlükten yoksun ve tekniğe bağlanmış haldeyiz; onu tutkuyla olumluyalım veya olumsuzlayalım. Tekniği nötr bir şey olarak gördüğümüzde mümkün olan en kötü tarzda tekniğe teslim oluruz; çünkü bugün özellikle pek rağbet gören bu tasarım, bizi bu tekniğin özü karşısında büsbütün körleştirir...”

İnternet ve diğer teknolojik iletişim araçlarıyla ilişkilendiğimizde ideolojik hegemonyanın alanına girmişiz demektir. Teknolojik gelişmeler, kendilerine bir kez hayranlık uyandırdıklarına, onun ardında duran maddi zenginliğin ve tarihsel üretim tarzının, bundan böyle kendisini gizlemesine gerek kalmaz. Peki buna direnmek, başka bir dünya kurmak mümkün olabilir mi? ‘Çember’de felaketin farkına varan bir roman karakterininin sözleriyle cevaplayalım: “Sesli bir azınlığın nihayet ayağa kalkarak fazla ileri gidildiğini, daha önceki insan icatlarından çok daha sinsi olan bu aracın denetlenmesi, düzene sokulması, bazı şeylerin geriye çevrilmesi gerektiğini ve her şeyden öte, katılmamayı seçme imkânına ihtiyacımız olduğunu söyleyeceği günü bekliyorum.”

Dave Eggers, ‘Çember’ romanıyla teknoloji ve iletişim fetişinden rahatsızlık duyan, sosyal alemlerde katılmadıkları için çağdışı sayılan, denetim altına alınmayı reddeden azınlığın sesi oluyor.


‘Çember’de Emma Watson başrolde

Dave Eggers Hollywood’un radarında bir yazar. Spike Jonze’un yönettiği ‘Arkadaşım Canavar’ (Where the Wild Things Are) filminin senaryosunda imzası bulunan Eggers’ın ‘Uzaklara Gidelim’ (Away We Go) adlı romanı Sam Mendes tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Gus Van Sant’ın uyarladığı ‘Kayıp Umutlar’da (Promised Land) Matt Damon, Tom Tykwer’in uyarladığı ‘Kral İçin Hologram’da (A Hologram For The King) ise Tom Hanks gibi Hollywood yıldızları rol almıştı. Dave Eggers’ın 2013’te yayımlanan romanı ‘Çember’ de yakında beyazperdede olacak. Yönetmenliğini James Ponsoldt’un üstlendiği ‘Çember’in başrolünde ‘Harry Potter’ serisiyle çıkış yapan genç yıldız Emma Watson, Oscar’lı usta oyuncu Tom Hanks ve Karen Gillan yer alıyor.
ÇEMBER
Dave Eggers
Çeviren: Handan Balkara
Siren Yayınları, 2016
493 sayfa, 25 TL

 

 

 

 

 

 


 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR