scorecardresearch.com Siyasal dönüşümün kavramsal ilişkileri Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Siyasal dönüşümün kavramsal ilişkileri

Türkiye’de Demokrasi, İslam ve Laiklik Türkiye’nin güncel siyasi meselelerine derin bir akademik bakış getiriyor.

31.07.2013 00:35

RAMAZAN KILINÇ*

Siyasal dönüşümün kavramsal ilişkileri

Bilgi Üniversitesi Yayınları, daha önce Pasif ve Dışlayıcı Laiklik adlı kitabını yayımladığı Ahmet T. Kuru ile demokratikleşme literatürünün duayeni kabul edilen Alfred Stepan’ın birlikte derledikleri, İngilizce aslı geçen yıl Columbia Üniversitesi tarafından basılmış olan kitabı Türkiye’de Demokrasi, İslam ve Laiklik adıyla Türkçeye kazandırdı. Alanlarında dünyaca ünlü siyaset bilimci, sosyolog ve tarihçilerin katkılarından oluşan kitap, Türkiye’nin güncel siyasi meselelerine derin bir akademik bakış getiriyor. Kitap, Türkiye’de Kemalizmin kökenlerini, Kemalist ideolojiye dayalı bürokratik vesayet rejiminin din ve toplumla kurduğu özel ilişkileri ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan laiklik ve demokrasi sorunlarını hem tarihi bağlamda hem de başka ülkelerle karşılaştırmalı olarak inceliyor. Ayrıca Türkiye’de son yıllarda ordunun siyasi etkisinin azaltılması, yeni anayasa süreci, siyasal İslam’ın yaşadığı dönüşümlerin Türkiye’de laiklik ve demokrasi için anlamı gibi bir çok konuya yetkin akademisyenlerin kaleminden ışık tutuyor.

Toplum eksenli bir anlayış
Kitabın en önemli katkısı Türkiye’de İslam, laiklik ve demokrasi konusunu ideolojik tartışmaların ötesine taşıyıp hem tarihsel hem de karşılaştırmalı olarak sistemli ve analitik bir temelde ele alması. Bu sayede kitap Türkiye’de laiklik ve din devlet ilişkilerini Karen Barkey gibi saygın bir sosyolog ve Şükrü Hanioğlu gibi alanında otorite bir tarihçinin kalemiyle sosyolojik ve tarihi bir perspektife oturturken Ahmet Kuru, Alfred Stepan ve Stathis Kalyvas gibi karşılaştırmalı siyasetin önemli isimleri sayesinde uluslararası bir çerçevede analiz etme imkanı da sunuyor. Bu karşılıklı etkileşim sayesinde okuyucu bir yandan Osmanlı İmparatorluğu’dan cumhuriyete geçiş dönemindeki süreklilik ve kopuşları görüp Türkiye’yi kendine özgü şartlarında değerlendirme şansına sahip olurken, diğer yandan, Türkiye’nin Fransa, Senegal tecrübeleriyle ve Avrupa’daki Hıristiyan demokrat tecrübeyle mukayesesini okuyarak daha karşılaştırmalı bir bakışa ulaşabiliyor.

Bu tarihi ve karşılaştırmalı perspektife ilave olarak kitabın diğer bölümleri demokratikleşme konusunda önemli tespitlerde bulunuyor. Ergun Özbudun, devletin tektip toplum hayali ile Türkiye’deki çoğulcu yapının uyumsuzluğunu ve bunun Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına yansımasını her zamanki hukuk ve siyaset vukufiyeti ile ortaya koyuyor. Kuru, Özbudun’u destekler mahiyetteki analizinde özünde çoğulculuk karşıtlığını içeren ordunun siyasete müdahalesinin Türkiye’de yükselişi ve düşüşünün nedenlerini devlet-toplum ilişkileri bağlamında ele alıyor. Ümit Cizre de ordunun Türkiye’nin yenilenen siyasetinde siyasi ve sosyal aktörler üzerindeki etkisini yeni stratejilerle sürdürmeye çalıştığını iddia ettiği yazısında orduda siyaset kurumunu etkileme yöntemi olarak kullanılan devlet merkezli yaklaşımın yerini yavaş yavaş ordunun toplumun değişik kesimleriyle kurduğu koalisyonlara bıraktığını ve daha toplum eksenli bir anlayışa kaydığını belirtiyor. Son olarak hem siyasetçi hem de gazeteci kimliğiyle tanıdığımız Joost Lagendıjk, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin Türkiye’de demokratikleşme tartışmalarına katkısını ele alıyor.

Askeri vesayetin sonuna yaklaşıldığı, yeni siyasi atmosferde gerçek demokrasiye geçişin problemlerinin sıkça konuşulduğu, yeni anayasa, Kürt sorunu, Alevilerin ve gayrimüslümlerin sorunlarının tartışıldığı bir dönemde Kuru ve Stepan’ın önemli sosyal bilimcilerin katkılarıyla bir araya getirdikleri bu derleme eser, akademisyen olsun olmasın Türk siyasetine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak olmaya aday.

*Yrd. Doç. Dr., Nebraska Üniversitesi

TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ, İSLAM VE LAİKLİK
Derleyen: Ahmet T. Kuru ve Alfred Stepan
Çeviren: Hande Tatoğlu
Bilgi Üniversitesi Yayınları
2013, 228 sayfa, 22 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR