scorecardresearch.com Seyfettin Efendi evreni genişliyor Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Seyfettin Efendi evreni genişliyor

Mayıs 1925... İstanbul’da, son aylarda yıldırım düşmesi nedeniyle pek çok kişinin hayatını kaybetmesi, Seyfettin Efendi ve ekibini harekete geçiriyor.

05.02.2016 01:00

BERK URALCAN

Seyfettin Efendi evreni genişliyor

Son yıllarda yayınlanan en önemli yerli çizgi romanlardan biri olan, hatta bu çizgi romanlar içinde hem kalite, hem de diğer sanatçılara ilham kaynağı olma açısından epey üst sıralarda yer alan Seyfettin Efendi, “Olağanüstü Maceralar” kapsamındaki üçüncü sayısı Tesla Silahı ile bir kez daha okurla buluştu.

Serinin yaratıcısı Devrim Kunter’in hem yazdığı hem de çizdiği Tesla Silahı, aşağı yukarı doksan sayfalık; akıcı, keyifli ve artık “Seyfettin Efendi tarzı” olarak nitelemekte bir sakınca görmediğim üslubu sonuna kadar yansıtan başarılı bir çizgi roman.

Bu tarza uygun olarak, çizgi roman yine çeşitli türleri, farklı ilham kaynaklarını harmanlayacak şekilde kurgulanmış. Tarihi kurgu ve bilim kurgu gibi türler daha önceki Seyfettin Efendi çizgi romanlarına aşina olanları şaşırtmayacak unsurlar, fakat bu çizgi romanda daha mistik, daha politik temaların da başarılı bir şekilde kullanıldığını söylemek gerekiyor. Bu çeşitlilik, serinin geleceği açısından oldukça umut verici.

İşi, adı üstünde, “olağanüstü” vakaları çözmek olan, fakat ironik bir şekilde “olağanüstü” hiçbir şeye inanmayan pozitivist dedektifimiz Seyfettin Efendi, Mayıs 1925’te geçen bu macerada yine esrarengiz bir durumla karşı karşıya geliyor. İstanbul’da, son aylarda yıldırım düşmesi nedeniyle pek çok kişinin hayatını kaybetmesi, Seyfettin Efendi ve ekibini harekete geçirerek bu maceranın temel konusunu oluşturuyor.

Olayın esrarını çözmeyi okurlara bırakıp çizgi romana daha eleştirel bir gözle baktığımızda, Devrim Kunter’in Seyfettin Efendi çizgi romanları ile elde ettiği iki temel başarı olduğunu görüyoruz. İlk olarak, Kunter yalnızca Türkiye’de değil dünya çizgi romanında da çok sık görmediğimiz bir yetkinlikle, hem senaryonun hem de çizimlerin altından başarıyla kalkıyor. Bunu teknik çizgi roman terimleri kullanmadan açıklamanın en kolay yolu, daha meşhur bir sanat dalı ile basit bir paralellik yaratmaktan geçiyor: bir sinemacının, hayalini kurduğu filmi baştan sona; oyunculuğundan yönetmenliğine, senaryosundan görsel efektlerine, aynı hayalindeki gibi gerçeğe dönüştürebildiğini düşünün. Bu sinema için imkânsız bir örnek, ama özellikle çıkış noktasındaki fikir sağlam ise, ortaya çıkacak bu “teorik” işin bütünlüğünü, tutarlılığını ve kalitesini tahmin edebilirsiniz. Çizgi roman ise - özellikle tek bir sanatçı tarafından üretildiğinde - bunu mümkün kılan bir mecra. Devrim Kunter’in Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları kapsamında neredeyse her şeyi tek başına yapıyor olması, ortaya son derece tutarlı ve akıcı bir görsel anlatı çıkmasına yol açıyor ve bu da okuma keyfini fazlasıyla arttırıyor.

İkincisi önemli başarı ise, her şeyden önce eğlence amacıyla üretilen bir çizgi roman serisi olarak, Seyfettin Efendi’nin iki kritik noktada hedefe ulaşmasından kaynaklanıyor. Doksan sayfalık çizgi romanı kapattıktan sonra, hiç vakit kaybetmeden yeni bir Seyfettin Efendi okumak ve belki daha önemlisi, hikâye içinde gördüğümüz farklı unsurları (Amerikan çizgi romanlarından bir kavram ödünç alacak olursak, Seyfettin Efendi “evrenini”) daha yakından tanımak istiyorsunuz.

Sürekli arka planda gözüken Kara Sabahat’in sırrı ne? Seyfettin Efendi’nin “ekip arkadaşları” bu noktaya nasıl gelmiş? Karakterlerin iç dünyası daha da derinleşecek mi? Arka planda dönen komplolar ne zaman ve nasıl netlik kazanacak? Grubun içinde gerçekten bir hain var mı? Seri boyunca hiç kontrolünü kaybetmeyen karizmatik Seyfettin Efendi’nin gerçekten zorlandığını, yenildiğini, çaresizlik hissettiğini hiçbir zaman görecek miyiz? Bunlar, sadece benim aklıma gelen birkaç temel soru. Eserin yoğunluğunu, arka planda eklediği ufak göndermeleri ve okurların kişisel tercihlerini düşündüğünüzde, bu soruların ne kadar çeşitlendirilebileceğini hayal edebilirsiniz.

Peki, eserin negatif hiçbir yönü yok mu? Objektifliği korumak açısından, bir - iki sorunlu noktaya değinmek bence gerekli.

Daha önceki kitaplarda olduğu gibi, burada da eserin ilk sayfasında, hikâyede gördüğümüz çeşitli kişilerin ve kavramların okura açıklandığı bir bölüm var. Bu açıklama sayfasının hikâyeden önce kullanılması bence bir hata, zira kitabı alıp okumaya başladığınızda, hikâye içinde karşınıza çıkacak unsurları bilerek yola çıkmanıza neden oluyorlar. Bu, sonuç olarak bir dedektiflik hikâyesi ve gizemini ne kadar uzun süre korursa, o kadar iyi.

Bunun basit bir “yayın tercihi” olduğunu söyleyip geçmek elbette mümkün, ama hikâye içinde de, yer yer fazla “açıklamaya” dayalı bir anlatı olması yorucu olabiliyor. Seyfettin Efendi, benim anladığım kadarıyla, çok genç bir okur kitlesi için hazırlanmıyor. Bu bağlamda, açıklamaların biraz daha az verilmesi, bazı kavramların üstü kapalı bırakılması ve araştırma görevinin okura aktarılması, hikâye içinde daha derin kurgular yaratmayı da mümkün kılabilir.

Bir başka ilginç nokta da, bu kitapta yaşanan bir diyalog sırasında, henüz yayımlanmayan “Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri - 2” kitabına bir gönderme yapılması. Devrim Kunter’in farklı yazarlarla çalışarak kısa Seyfettin Efendi hikâyelerini bir araya getirdiği bu ikinci seri, henüz ilk kitabında, ki bu da aslında okurdan, henüz okumuş olamayacağı bir hikâyeyi hatırlamasını beklemek anlamına geliyor. Bu iki Seyfettin Efendi serisi zaten tam anlamıyla kronolojik olarak ilerlemiyor, ama yine de, henüz yayınlanmayan bir kitaba gönderme yapmak (en azından kitap yayınlanana kadar) garip bir durum. Bunların çoğu, hikâye ve eserin kalitesinden çok, çeşitli yayın konuları ile alakalı sıkıntılar. Özellikle Türkiye gibi, çizgi roman yayıncılığının neredeyse rastlantısal şekilde ilerlediği bir ortamda, bunlar ciddi sorunlar olarak görülmemeli.

Bu detaylar dışında Seyfettin Efendi ve “evreni” oldukça pozitif bir şekilde genişlemeye devam ediyor ve üçüncü kitapla ülkenin eğlence amacıyla üretilen en kaliteli, en profesyonel ve en başarılı çizgi romanı olmayı sürdürüyor.

TESLA SİLAHI
Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları
Seyfettin Efendi Yayınları
2015, 96 sayfa, 12 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR