scorecardresearch.com Popüler romanın yükselişi Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Popüler romanın yükselişi

Veli Uğur, 1980 Sonrası Türkiye’de Popüler Roman’da, popüler romanların son otuz yılda piyasayı ele geçiren türlerinin incelemesini yapıyor. Geniş bir yelpazede türleri ele aldığını söyleyebiliriz.

03.09.2013 01:05

Popüler romanın yükselişi

Yayıncılar Birliği’nin verilerine göre 2011’de 1676 yayınevi çalışır durumda, kitap yayımlıyormuş. Bu sayı herhalde son iki senede azalmamış, artmıştır. Ayrıca senede yaklaşık üç yüz milyon bandrollü kitap piyasaya sürülüyormuş. Bütün bu bilgileri Veli Uğur’un 1980 Sonrası Türkiye’de Popüler Roman kitabından öğrendim. Genelde klasik eserler, edebiyat kanonu ve çağdaş edebiyatla ilgilenmekten, eleştirmenlerin öksüz bıraktığı türler oluyor; onların ne denli çok olduğunu bu kitabı okurken görmek mümkün. Kitapla ilgili yazıya başlamadan söylemeliyim ki özellikle polisiye, casusluk, aşk ve kadın temaları romanları çok severek okuyan biriyim. Üst edebiyat, alt kültür ayırımlarını yapmaktan ve özellikle de ticari eserleri küçümsemekten yana biri olmadım hiç. Çocukluğum ve gençliğim Agatha Christie, Harold Robbins, Barbara Cartland ve daha nicelerini okuyarak geçti. Bir yaz tatilinde evde bırakılmış otuz kadar (hiç abartmıyorum) pembe dizi aşk romanını bir haftada okumakla türün yabancısı olmadığımı sanırım kanıtlamış oldum. Kitap söz konusu olduğunda bana elitizm anlamlı gelmez. Her türün okuyucusu olduğu gibi, her okur her türün okuyucusu olabilir. Her kitabın yeri ayrıdır.

Böyle bir açıklama yaptıktan sonra bile popüler romanın sınırlarını belirlemenin, türü tanımlayacak bir olgu bulmanın zorluğunun da farkındayım. Popüler romanın tanımını yapmak bir hayli zordur. Popüler mi, çok satan mı, ticari roman mı demeli? Yoksa tümden genel kategorileri bir kenara bırakıp sadece alt türün adıyla mı anılmalı, örneğin polisiye, korku romanı ya da erotik roman gibi? “Ticari roman” bir aşağılama çağrıştırabilir oysa “popüler” geniş kitle tarafından kabul edilmişlik şeklinde anlaşılır. Veli Uğur kitabın giriş bölümünde bu konuyu etraflıca ele alıyor. Popüler olanın aslında kapitalist düzende kitleler üzerinde bilinç yaratmak oluşunun örneğini veren Derrida ve Adorno gibi çağdaş felsefecilerin izinden giriyor konuya. Popüler kültürün hegemonyasının sanatlar üzerindeki ezici baskısı dile getiriliyor fakat yazar hemen bununla birlikte popüler romanın sorunlarına da değiniyor. En başta edebiyat kanonu dışında bırakılmış olmak ve bugüne kadar akademik ilgi görmemek. Bu dışlanmanın nedenlerine değinmiyor çünkü bu tezin konusu değil, Veli Uğur sadece popüler romanların son otuz yılda piyasayı ele geçiren türlerinin incelemesini yapıyor.

Kitap çok başarılı bir birinci bölümle başlıyor: “Popüler romanın doğuşu ve 1980’e kadar olan gelişim”. Bu bölümde özellikle ciddi bir katalog sunduğu için hem adını çok iyi bildiğimiz yazarların eserlerini hem de Güzide Sabri gibi çok daha az tanınan popüler yazarları kapsayan tarihsel süreç anlatılıyor. Kitabın asıl amacı 80’lerden sonraki dönem ama öncesinin böyle netlikle ortaya konmuş olması çok iyi fikir veriyor.

Veli Uğur 1980’lerden sonrasını ele almasının nedenini, darbe sonrası siyasi kutuplaşmanın dağılması ve daha merkezi akımlara yerini bırakması olarak açıklıyor. Bu durum yeni türlerin ortaya çıkmasına neden oluyor ve piyasada kolay tüketilen eserler egemen oluyor. Bütün bunlar son otuz yıldır sanat ve edebiyat eserlerinin ticari değerleriyle öne çıkmasını da açıklıyor.

Bu kitap, elbette ki konusu gereği, kitapların ticari başarısını bir kriter olarak gösteriyor. Öte yandan popülerlik, piyasa, pazar sözcükleri edebiyat ve sanatla zorlukla ilişkilendirdiğimiz deyimler. Yazarı malını satan tüccar, kitabı da ticari bir mal olarak görmek çok zor ama popüler romanlar söz konusu olduğu için seçilen deyimler bu yönde. Bunu eleştirmiyorum sadece doğal olarak yadırgadığımı dile getirmeden edemedim.

Veli Uğur tezini popüler roman türlerini incelemek üzerine kuruyor. Geniş bir yelpazede türleri de ele aldığını söylemek mümkün. Burada ele aldığı konuların hepsinden söz etmek olanaksız, sadece eksik bulduğum birkaç konuya değineceğim. Son yıllarda okuduğum bilim kurgu romanlarında sık rastladığım temalardan biri büyük metropollerin içinde çevreden kopuk yaşayan insanların korkusu. Gülayşe Koçak, Sadık Yemni gibi yazarlar bilinçsizce gelişmiş şehirlerin ve yanlış çevre politikaların korkusunu hissettiren romanlar yazdılar. Veli Uğur bilim kurgu ve fantastik romanlara yer vermiş kitabında ama bu kitapların yazılmalarına neden olan çevre kirliliği ve nüfus patlaması ile bağlamamış. Kitabın bütünü ele alındığında çok önemsiz görünecek bir kusur ama bu kadar iyi araştırılmış bir kitapta bu konuyu görmeyi bekledim.

Yeni ruhanilik
Ele alınan konular içinde “hidayet romanları”na geniş yer ayırmış yazar. Ayrıca İslami temalı aşk öyküleri, dindar dedektifler, türbanlı isyan gibi konulara yer vermiş. Bunların yanı sıra İslamiyet’ten kopuk olarak gelişen yeni tür bir spiritüalizmle karşılaşıyoruz popüler romanlarda. Yazar bu konuya fazla değinmiyor. Popüler romanlarda yoga, reiki, insanın ruhsal gelişimi, kendini bulma gibi konuları Mevlana ile birleştiren, yeni bir tür ruhanilik çizgisinden bahsetmek mümkün.

Üniversitelerin popüler kültüre ilgilerinin artması çok desteklenecek bir durum. Bu konuları ele alan çok sayıda yüksek lisans teziyle karşılaşıyoruz artık. Daha önceleri arabesk müzik, televizyon dizileri, popüler romanlar hakkında yapılmış bilimsel araştırmalar ya yoktu ya da çok azdı. “Popüler” sözcüğünün doğru tanımlanması çok önemli; elbette sadece ne olduğu ve nasıl geliştiği konuları değil, nedenselliği de ele alınmalı. Özellikle popüler eserlerin hegemonyasının sanata ödettiği bedel, artık araştırılması ve tartışılması gereken bir konu.

1980 SONRASI TÜRKİYE’DE
POPÜLER ROMAN
Veli Uğur
Koç Üniversitesi Yayınları
2013, 348 sayfa, 26 TL. 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR