scorecardresearch.com Kimse kiraladığı arabayı yıkatmaz! Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Kimse kiraladığı arabayı yıkatmaz!

Hayatlarımızı sadeleştirip daha az işi daha iyi odaklanarak yapmanın vakti geldi. Tasarımcı Rams’ın dediği gibi: Daha az ama daha iyi hayatlarımızın mottosu olmalı.

19.10.2016 12:00

Kimse kiraladığı arabayı yıkatmaz!

Başlıktaki yargının nedeni basit: Çünkü o araba bize ait değildir. Bağlılık duygusu beslemediğimiz objelerin bizim için değeri azdır ve bağlılık duyduklarımız için ise tam tersidir. Nasıl kendi çocuklarımız bize çok yetenekli görünüyorsa, oturduğumuz ev de evlerin en keyiflisidir ve kurduğumuz şirket, çok eşsiz bir girişimdir. Kendimize ait olan şeyler, ait olmayanlara göre bize çok daha değerli görünür. Dan Ariely’nin ‘IKEA Etkisi’ olarak adlandırdığı şey de aynen budur. Kendi yaptığımız kütüphane (hafiften yana doğru hizası kaymış olsa bile), hazır aldığımız bir kütüphaneye göre daha değerlidir bizim için. Çünkü o kütüphane için emek harcamışızdır; o tam olarak bizim eserimizdir.
Sahip olma duygusuyla ilgili Nobel ödüllü araştırmacı Daniel Kahneman’ın yapmış olduğu çalışmada, katılımcıların yarısına gelişigüzel şekilde kahve bardakları dağıtıldı. Bardağı olanlara ne kadara satmaya gönüllü olacakları sorulurken, diğerlerine de bu bardaklar için ne kadar ödemek isteyecekleri soruldu. Sonuçta, bardaklara sahip olan öğrenciler 5,25 dolardan daha az bir fiyata satış yapmayı reddederken, bardağı olmayanların en fazla 2,75 dolar ödemeye istekli oldukları görüldü.
Kahve fincanı örneğindeki gibi sahip olduklarımıza bağlılık duymamız ve onları elden çıkarmak istemememiz güzel bir özellik gibi dursa da yoğun ve detaylara boğulmuş şekilde yaşadığımız günümüzde, hayatımızı zorlaştırıyor. Yıllardır atamadığınız kıyafetler, oradan buradan toplanmış biblolar, senelerdir okumadığımız ve okumaya da niyetimizin olmadığı kitaplar, hem evimizde hem de aklımızda yer kaplıyor. Tüm bu detaylardan arınarak esas başarmamız gerekene odaklanmak ise daha mutlu bir hayatın önünü açıyor. Peki ama nasıl?

‘Eğer cevabınız keskin bir evet değilse, hayır olmalıdır.’
Yazar Greg McKeown’a göre hayatlarımızı sadeleştirip daha az işi daha iyi odaklanarak yapmanın vakti geldi de geçiyor bile. Aynen ünlü Alman tasarımcı Dieter Rams’ın dediği gibi: Daha az ama daha iyi (weniger aber besser) hayatlarımızın mottosu olmalı.
Tüm bu sadeleştirme sürecini bir dolap metaforundan yola çıkarak anlatan yazar, aynen giymediğimiz giysilerin birikmesiyle dolabımız karışıyorsa, yaşamlarımızın da evet dediğimiz iyi niyetli sözler ve eylemlerle karıştığını ifade ediyor. Bakış açısı Gary Keller’in ‘Tek Bir Şey’ (Altın Kitaplar, 2014) adlı kitabıyla paralel bir içerik sunan Öz’de, eğer kendinize bir düzen oluşturmadıysanız, odaklanamıyorsanız ve biriken tortuları temizlemiyorsanız, başarıya ulaşmanızın zor olduğunun altı çiziliyor.
Tüm hikâye, neyi yapıp yapmayacağınıza karar vermekle başlıyor. Örneğin herhangi bir kıyafeti “Bunu gelecekte bir gün giyme şansım var mı?” sorusunu sorarak değerlendirmek yerine “Bunu seviyor muyum?” diye sorabilirsiniz. Çünkü giymediğimiz kıyafetlerin çoğu zaten sevmediklerimizdir. İş hayatınızı düşünün. Bir kenara atıp yapmadığınız ama beklediği için sizi rahatsız eden işler, yapmak istemediklerinizdir aslında. Ya bir çekinceniz olduğu için, ya sevmediğiniz için ya da delege edemediğiniz için gündeminizde kalmıştır. Bir işi yapacağınıza dair söz verirken önce kendinize o işi gerçekten yapmayı isteyip istemediğinizi sorun. Yazara göre, eğer cevabınız keskin bir evet değilse, hayır olmalıdır. Çünkü şüpheniz varsa, düşündüğünüz gerçekleşir.
Eski birikintilerden kurtulmak ise o kadar da kolay değildir. Yatırım yapmış olduğumuz işler için bir ‘batık maliyet ikilemi’ söz konusudur. Örneğin halihazırda dolabınızdaki o kıyafet için para ödemişsinizdir ve bu para yazık olacak diye kıyafeti tutmaya devam edersiniz. Girişimciler ise bazen para harcayıp belli bir noktaya getirdikleri işlerinin yürümeyeceğini gördükleri halde sadece daha önceki yatırımlarının battığını kabullenmemek için girişime para harcamaya devam ederler. Peki ya siz?
En son ne zaman gittiğiniz berbat filmi sadece para verdiğiniz için yarısında terk etmek yerine sonuna kadar seyrettiniz? Hayatınızda kaç kez ‘parayı sokağa atmak’ korkusuyla yanlış işlere takılıp kaldınız? Hemen durun! Siz de bir ‘özcü’ olmaya karar verdiyseniz, artık batık maliyeti ne olursa olsun çekilme cesaretiniz ve özgüveniniz var. Yeter ki şimdi karar verin.

ÖZ
DAHA AZ ÇABALAYARAK, DAHA ÇOK ŞEY BAŞARMANIN SIRRI

Greg Mc Keown
Koridor Yayınları, 2016
304 sayfa, 20 TL.

 

 

 

 



 
 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR