scorecardresearch.com Kelebek kadar ömrü olsa... Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Kelebek kadar ömrü olsa...

Yaşar Seyman, gittiği ülkeleri en az oraya göç etmiş insanlar kadar kavramış.

21.12.2012 00:15

DİLŞAD BUDAK info.dilsadbudak@gmail.com

Kelebek kadar ömrü olsa...

Sendikacı ve kadın hakları aktivisti Yaşar Seyman’ın yeni kitabı Göçmen Kalem’i aldığımda, keyifle okuyacağım bir gezi kitabı beklentisi içerisindeydim. Keyifli olacağını bilmem Seyman’ın akıcı ve vurucu anlatım tarzını hem Birgün gazetesindeki köşesinden hemde canlı konuşmalarından tanımamdandı. Yaşar Seyman’ı bir kere bir konferansta veya panelde dinlediyseniz eğer, onun kadın hakları, demokrasi, özgürlükler gibi çok önemsediği konulara yönelik konuşmalarının dinleyicide nasıl bir düşünsel lezzet uyandırdığını bilirsiniz. Okuyacaklarımın bir gezi kitabı niteliğinde olacağı konusunda ise kısmen yanılmışım. Doğrudur, yazar Göçmen Kalem’de 80’li yıllardan bugüne kadar konferanslara ve çalıştaylara katılmak üzere seyahat ettiği ülkelerden izlenimlerini paylaşıyor. Bu anlamda, Göçmen Kalem aslında dünya solu ve sosyal demokrasisi ile günümüz sendikacılık anlayışlarına, gelişmelerine ve statükolarına tanıklık etme fırsatı sunuyor bize. Ama söz konusu paylaşımların siyasetçi ve sendikacı bir kadının kuru üslubuyla yazıldığını düşünüyorsanız, siz de bu kalemin edebi gücü karşısında şaşıracaksınız.

Bir kere hayatının büyük bölümünü yurtdışında geçirmiş biri olarak şunu başından teslim etmek istiyorum: Yaşar Seyman, gittiği ülkeleri en az oraya göç etmiş insanlarımız kadar, hatta zaman zaman onlardan bile daha iyi gözlemlemiş, kavramış. O, yabancı ülkelerin hepsinde mutlaka güzellikleri görmeyi başarmış bir gezgin, fakat aynı zamanda bu ülkelerde demokrasi, örgütlülük ve barış adına doğru ve yanlış giden tüm unsurları yakalayıp kendi çalışma anlayışına ekleyebilmiş bir mücadeleci. Seyman, hem yurtdışında iyi örneklere – örneğin tarihi miraslara sahip çıkılmasına, demokrasilerin işleyişlerine, sivil toplumun gelişmişliğine – özenmekten ve bunları memleketi için temenni etmekten gocunmuyor, hem de derin bir memleket aşkını kitabın her sayfasından okurun yüreğine taşıyor. Tüm bunların yanında “göçmenlik” ve “sürgün” kavramlarının üzerinde durduğu bölümlerde hüznü, dünya için temennilerinde ise coşkuyu art arda yaşatıyor okura. Ancak kökleri Anadolu’ya uzanan ama çağın gereksinimlerini kavramış bir dünyalının, türkü lezzetinde bir kadının gönlünden akabilir böyle satırlar. Yaşar Seyman bazen en meşhur ve havalı metropollerin bilindik yönlerini kendi şiirsel yorumuyla aktarmış, bazen bu şehirler hakkında hiç üzerinde düşünmediğimiz noktalara değinmiş.

Satırların arasına gizlenmiş bir Ankara aşkı yakaladım, üzerinde düşünmeye değer, ve anladım ki: Türkiye’nin kasveti çağrıştıran bu başkenti, Yaşar Seyman için hep bir yola çıkış ve dönüş noktası olmuş. Yazar, buradan çağlayıp taşıyor yollara ve hep buraya geri akıyor; kaynağına. Tüm bu gezmelerin yarattığı yorgunluk ve dağınıklıkları – ki gezmenin doğasında bu vardır - sanki Ankara ile durağanlaştırıp toparlıyor. Bir dahaki sefere dek.

“Bir kelebek kadar ömrüm olsa örgütlü yapılarda tüketirim...” diyor Yaşar Seyman bir yurtdışı seyahatinde yaptığı konuşması esnasında. Bu tümce bana “Kelebek Etkisi”ni (şu meşhur “Butterfly Effect”) hatırlatıyor. Genel bilimsel tanıma göre, bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişiklikler, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilir. Adını Edward N. Lorenz’in hava durumuyla verdiği örnekten alan Kelebek Etkisi’ne göre, Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması, Avrupa’da fırtına kopmasına sebep olabilir. Türkiye’nin bir yerlerinde bir Yaşar Seyman’ın dünyada eşitlik ve çoğulculuk arayışı adına kanat çırpmasının koparabileceği fırtınaları düşünüyorum. Ve bir kelebek kadar ömrü olsa dahi bize yetirirdi, biliyorum.



GÖÇMEN KALEM
Yaşar Seyman
Bilgi Yayınevi
2012, 296 sayfa, 16 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

Hangi bilimkurgu yazarısınız?

Hangi bilimkurgu yazarısınız?

Dört ustadan hangisisiniz?

Bu haftaki testimiz, hangi bilimkurgu yazarı olabileceğinizi kurgulamaya çalışıyor. Hadi buyrun...

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Canan Tan’ın “Ah Benim Karım! Ah Benim Kocam!” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Canan Tan’ın “Ah Benim Karım! Ah Benim Kocam!” kitabını hediye ediyoruz.'

Kadınların dilinden erkekler, erkeklerin dilinden kadınlar…


Türkiye’nin en çok satan yazarlarından Canan Tan, yaz için eğlenceli, sıcak bir kitap yazdı. Kendi deyişiyle bir “ara nağme”. Ayşe Arman ile yaptığı söyleşide böyle bir kitabı yazmaya neden gereksinim duyduğunu şu sözlerle açıklıyor Tan: “Etrafınıza bir bakın. “Ah Benim Karım!”, “Ah Benim Kocam!” feryat figan eden öyle çok insan var ki… Onların sesi olmak istedim. Ama kimseyi incitmeden. Gülerek, güldürerek. Tuttuğum aynanın hem kadınları hem de erkekleri eksileri, artıları ve zaaflarıyla yansıtacağını düşünüyorum.”

Aziz Nesin (1996) ve Rıfat Ilgaz (1997) “Gülmece Öykü Ödülleri” sahibi olan Canan Tan’ın evli çiftlere dair çarpıcı tespitleri hem güldürecek, hem de kadınlarla erkeklerin kendilerini sorgulamalarına neden olacak cinsten.

***
Ben hep böyle toraman değildim. Prematüre doğmuşum hatta. Erken doğum! Aceleci bir yapım olduğu baştan belliymiş anlayacağınız. Kilo almanın baş nedenlerinden biri de, lokmaları doğru dürüst çiğnemeden çarçabuk yutmak değil mi? Cılız ve çelimsiz bir bedenle sürdürdüğüm çocukluk döneminin ardından, filinta gibi bir delikanlı olarak sürdürdüm gençliğimi. Mine’yle evlendiğimiz günlerde yalnızca altmış bir kiloydum. Tam bir tüysıklet! Şimdilerde ise yüz kiloyu devirmiş, enine boyuna bir çam yarması! Şikâyetim yok, memnunum halimden. Bir de karımın yakınmaları olmasa “İhanet ettin sen bana” diyor. Haklı, sırım gibi aldığı kocanın bedeni iki katına çıktı neredeyse. Ama hemen vurgulamalıyım ki, tek ihanetim budur. Bunca yıldır karımın üstüne gül koklamadım. (Aslına bakarsanız, yenilecek bir şeyleri koklamaktan, gül koklamaya fırsatım olmadı.) Kitaptan alınmıştır.
 

SORU

Aşağıdakilerden hangisi Canan Tan’ın eserlerinden değildir?

  • Hasret
  • Pembe ve Yusuf
  • Kardeşimin Hikâyesi
  • Yüreğim Seni Çok Sevdi