scorecardresearch.com Kapitalizm ve edebiyat Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Kapitalizm ve edebiyat

Serbest Ticaret Dönemi Romansları’nda Ayşe Çelikkol, 19. yüzyılda İngiltere’nin iktisadi gücünü besleyen serbest ticaretin Britanya edebiyatına yansımasını ele alıyor.

10.08.2013 10:20

PERİHAN ÖZCAN

Kapitalizm ve edebiyat

Sınırsız satın alma seçeneğine sahip insanın, yakın gelecekte susuzluktan ölme ihtimali olması ne hazin. Ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken yalnızlaşması, tükettiği kadar özgür hissetmesi kendini. Sınırların flulaşmasının, dünyanın farklı uçları arasındaki mesafelerin kısalmasının salt eşitlik, zenginlik, özgürlük, barış getireceğine inanması ne büyük bir yanılgı. Fırsat eşitliği sağlanmadıkça sahip olma güdüsünün öfke pompaladığını, bölüşmedikçe yoksulluğun arttığını ve bunların farklı ölçeklerde savaşlara yol açtığını görmemek nasıl ısrarlı bir körlük.

Kaçakçı ya da serbest ticaret erbabı
Serbest Ticaret Dönemi Romansları, en genel ifadeyle, içinde bulunduğumuz çıkmazın arka planını inceliyor. Bunu nasıl yaptığını anlatmadan önce, genel bir bakışa ihtiyaç var. Dönem 19. yüzyıl. Yer İngiltere. Ekonomide devlet korumacılığı ile serbest ticaret tartışılıyor. “Bırakınız yapsınlar” ilkesinin korumacı devletin gücünü geriletmesinden endişe duyuluyor.  Aydınlanmacı filozoflardan David Hume’un önceki yüzyılda ileri sürdüğü tezler gündemde: “Bir ulusun vatandaşlarının bir başka ulusun vatandaşlarına yönelik akıldışı düşmanlık duyguları, verimli ticari ilişkiler kurulmasına engel olur”; “Küresel ticaretin ilerlemesi, milliyetçi önyargıları zayıflatarak dünya barışını sağlar.” 

Serbest Ticaret Dönemi Romansları’nda Ayşe Çelikkol, 19. yüzyılda İngiltere’nin iktisadi gücünü besleyen serbest ticaretin Britanya edebiyatına yansımasını ele alıyor.  Eserlerini araştırmasına konu ettiği yazarlar ise Walter Scott, Charles Dickens, Charlotte Brontë, Ebenezer Elliott, Kaptan Marryat.

Romanstan kasıt “mizansen ve olayların gündelik hayattan bir hayli uzak olduğu”, “öykünün çoğu zaman uzun gezintiler ve konu dışı olaylarla dolduğu”, “bir kahramanın serüvenlerini anlatan” bir kurmaca. “Kaçakçı” olan kahramanın tanımı ise şu: “merkezî bir düzeni büyülü ormanlar, engin okyanuslar gibi kanunsuz mekânlarda dolaşmak için terk eden” kişi.

Çelikkol, edebiyatta kaçakçı figürünün uluslararası sınırsız meta dolaşımı tarafından şekillendirilen bir dünyanın habercisi olduğunu ileri sürdükten sonra, tiplemeye dair şu saptamada bulunuyor: “Kaçakçı figürünün kronik sadakatsizliği ve çevresinden soyutlanması metaların sınırsızca dolaştığı, önüne çıkan tüm sınırları çiğnediği bir iktisadi sistemde bireyin radikal özerkliğini temsil eder.” “Başka insanlara duyulan kişisel bağlılıkların eksikliği, vatansever bağlılıkların eksikliğine eşlik eder.”

Bireysel dürtüler ve küresel dayanışma
Serbest piyasa ekonomisi sadece coğrafi sınırlarla değil, “ahlaki ve bedensel” sınırlarla da ilişkilendiriliyor kitapta. William N. Glassnock’un The Breeze at Spithead romanı buna iyi bir örnek. Romanda krala karşı başlatılan bir ayaklanmadan sorumlu tutulan ve “ne birisinin karısı, ne dul, ne bakire veya anne” olan “baştan çıkarıcı kadın” için söylenen sözler: “Şu durumda bu kadın bir serbest ticaret erbabıydı.” “Aynen öyle –özgür bir kadın.” Viktorya Çağı’nın başlarında yazılan oyunlarda kullanılan ve çokeşlilik ile ticaret arasındaki benzerliği ima eden metaforların sayısı hiç az değil. 

Müştereklik, evlilik ekseninde Charlotte  Brontë’nin, Profesör ve Shirley romanları üzerinden serbest ticarete yaklaşımının irdelendiği bölüm ilginç. Çünkü Çelikkol, Brontë’yle ilgili pek üstünde durulmayan analizlere de girişiyor. Onun serbest ticarete olan ilgisinin “Brontë kız kardeşlerin mali durumundan kaynaklanmış olabileceğini” söylüyor: “Özel mektuplarında uzun uzadıya değindiği gibi Charlotte 1840’ların başında demiryolu hisselerine yatırım yapmıştır. Brontë kardeşler bu yatırımın kısmen denizaşırı ülkelerde özellikle de Birleşik Devletler’deki demiryollarına yönelik ticari spekülasyon patlamasından dolayı potansiyel olarak yüksek maliyetli geri dönüşleri olan riskli bir yatırım olduğunu biliyorlardı.”    

Charles Dickens’ın Little Dorrit’ini sınırların dayanıklılığına olduğu kadar hassaslığına işaret eden bir roman olarak değerlendiriyor yazar. Ona göre dünyanın farklı bölgelerinden tüccarların birbirine karıştığı heterojen kalabalık, genişlemenin gücünü simgeliyor. Fakat “Babil referansı kalabalığın bir felaket belirtisi olarak bölünmüşlüğüne dikkat çekiyor.”

Çelikkol, “19. yüzyıl Britanya edebiyatının küresel piyasa ekonomisi ile sınırları belirli ulus-devlet ideali arasındaki yapısal karşıtlığı ele aldığını ve tarihi romanlardan denizci romanlarına, melodramatik oyunlardan didaktik öykülere pek çok türde beliren romans unsurlarının bu sürece aracılık ettiğini” ileri sürüyor.

Ayşe Çelikkol, Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde, İngiliz ve Amerikan edebiyatları üzerine liberalizm, kozmopolitanizm ve küresel kapitalizm kültürü temalı dersler veren bir akademisyen. Serbest ticaretin Britanya edebiyatına nasıl yansıdığı sorusuna cevap
ararken kapitalizm ve liberalizme yönelttiği eleştiriler bu nedenle önemli. 

“Kişinin kendi ayakları üzerinde durmasına dönük iktisadi vurgu, bireyin başkalarıyla ilişkisini sorunlu hale getirmiştir” tespitinden sonra sorduğu soru ise herhalde daha ziyade liberaller tarafından cevaplanmaya muhtaç: “Kapitalizm bireysel dürtüye dayanıyorsa, dünya çapında karşılıklı ilişkilerin ve dayanışmanın zemini haline gelebilir mi?”

SERBEST TİCARET DÖNEMİ
ROMANSLARI
Britanya Edebiyatı,
Bırakınız Yapsınlar Düzeni ve Küresel
On Dokuzuncu Yüzyıl
Ayşe Çelikkol
Koç Üniv.Yayınları
2013, 247 sayfa, 26 TL.

Radikal Blog Kullanıcı Avatarı
28.09.2013 21:21
Groskrv

Evet

İlk olarak kapitalizmin dünya çapında bir dayanışmaya zemin olma gibi bir isteği yoktur, kişiler arasında tercihine dayanan iletişim ve dayanışmaya zemin olur, kimseyi isteği dışında bir "biz" ' e dahil etmez. Şayet dayanışmaya zemin olsun diye beyin yıkayıp tekbir düşünceyi takip eden insanlar yaratmaksa özgürlük, o zaman hani benim özgürlüğüm.

0

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR