scorecardresearch.com Floransa mı Bağdat mı? Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Floransa mı Bağdat mı?

Kendi içinde oldukça oylumlu ve kurgusu iyi çatılmış bir kitap Floransa ve Bağdat.

15.04.2016 01:15

Floransa mı Bağdat mı?

Yakılıp yıkılmış bir Bağdat resmi düşünün. Fotoğraf, belgesel, şiir, edebiyat, sanat adına ne varsa bu büyük yıkımı tam ifade edebilir mi? Ya Floransa, bütün renkleri ve çizgileriyle ayakta ve zamana hâlâ meydan okuyor. Birden böylesi bir karşılaşma kendiliğinden büyük bir çatışmayı ve eşitsizliği beraberinde getiriyor. Ancak, Hans Belting’in niyeti bu değil. Karşılaştırma, hele ileri geri kavramlarında kültürleri çarpıştırmak hiç değil. Esas maksadı “Arap (İslam) görme teorisinin Batı tarzı resim teorisine nasıl dönüştüğünü” araştırıp irdelemek. “Arap (İslam) biliminin altın çağına damgasına vuran rasyonellik ancak yeniçağda serpildi” ona göre ve bu serpilişte perspektif kavramı kritik rol oynadı. Perpektifi ise İbnü’l Heysem’e borçluydu özünde Batı. Heysem, ışığı “ısrarla fizik kavramlarıyla ele alıyor”, ışığın duygusal algıdaki rolünden söz ediyordu. Başlangıcından beri “sanatın değil teolojinin alanına giren” Batı resmi karşısında, İslam algısı ve özelde İbnü’l- Heysem’in optik teorisi “cisimlerin gerçek biçimleri ile görülen biçimlerinin birbirinden ayrılması gerektiği” esasına dayanıyordu.

Oysa bu kadar açık ve kabul edilebilir değildi mesele. İslam sanatı da din kaynaklı görüşlerle kendisine göre bir algı geliştirmiş ve bu yolla Hıristiyan algıdan ayrılmıştı. Resim kavramına yabancı olan İslam dünyası surete karşıydı. H. Belting karşılıklı ayrışmaları “kültürel” bulmaktan yanadır. Günümüz çatışmalarından olabildiğince uzak ve dikkatli bir üslubu var yazarın. “İçinde yaşadığımız kültürü yorumlarken ona başka bir kültürün mesafesinden bakmak, kültürümüzü kendi bütünselliği içinde kavramamızı kolaylaştırır” görüşünde. Bu “perspektif” elbette kendi bakışını saygın bir açıya yerleştirir.

Bakışın tarihi aslında iktidarın da tarihidir. Zamanla resimlerin bakışla ittifak kurması tehlikeli bir duruma yol açtı, zira kişisel bakışa, devlet ve kilisenin resmi bakışının iktidarından kurtulma hakkı tanınmış oldu. “Perspektif resimleri bakışın tasviridir ve izleyici dünyayı bir resim olarak kavramayı ya da kendi resmine dönüştürmeyi öğretir.” Batı resminin somut verilerinden bu türden okumalar yapmak mümkündür de, kültürel ve siyasal yıkımlar sebebiyle, İslam dünyasında “görsellik” üzerinden iktidar okumasına girişmek neredeyse imkânsızdır.

Kendi içinde oldukça oylumlu ve kurgusu iyi çatılmış bir kitap Floransa ve Bağdat. İmge, hayal gücü, duyular ve duyuların psikolojisi, kurgu, ikonografi, arabesk, yazı, kitap, minyatür hat, kelam, mimesis gibi pek çok kavramı kendi bağlamları ve ana akış içinde ustalıkla ve bilgiyle kullanıyor. Zehra Aksu Yılmazer’in net Türkçesi, kitabı bir alan çalışması olmanın ötesinde düşünce uzayına çekiyor. İslam ve Batı sanatındaki değişim, dönüşüm noktalarını da tarihsel akış içinde yerli yerine yerleştiriyor. Mesela, “İslam minyatüründeki resimli anlatım kesinlikle Avrupa sanatından esinlenmemiştir” görüşünü 1258’deki Moğolların Bağdat’ı fethetmesine ve “Uzakdoğu özellikle de Çin resim kültüründen gelen etkilere” bağlıyor.

İslam ve resim yasağını da uzun uzadıya araştırıyor Belting. Sonuçta, “İslam’da resimlerin kabul edilmemesinin en önemli nedeni resimlerin hayatı gasp etmesi” görüşüne bağlıyor. Doğu ve Batı resme bakışıyla kendi zihniyetini ve dünya ile kurduğu ilişkiyi ortaya koyar. Bize düşen bunu yargılamak değil kavramaya çalışmaktır. “Eski hegemonların sömürgeci bakışı reddedilerek Batı ile Doğu’ya eşit uzaklıktan bakan bir incelemede daha eski bir kültürün daha modern bir kültür üzerindeki etkilerini kabul eden bir bakış olamaz. Çağımızdaki kültür araştırmalarına düşen önemli bir görev de, sadece Batı’yı (modernliği) ölçüt almamak, kendi kültürünü diğer kültürün ışığında görmektir.” Daha ne denir?

FLORANSA VE BAĞDAT
Doğu’da ve Batı’da Bakışın Tarihi
Hans Belting
Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
Koç Üniversitesi Yayınları
320 sayfa, 30 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR