scorecardresearch.com En “baba” öyküler Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

En “baba” öyküler

Müzisyen Jehan Barbur’un yeni kitabı Baba Öyküler çıktı. Barbur; bu kitap için Ali Nesin’den Bülent Ortaçgil’e, Ece Temelkuran'dan Fazıl Say’a ünlü isimlerden babalarını dinledi, "ünlü baba"ları mercek altına aldı.

09.04.2016 00:15

GÜLİZ ARSLAN guliz.arslan@hurriyet.com.tr

En “baba” öyküler

Bu kitap için yola çıkarken kendi babanızla ilgili bir sorunun peşine takılmış olabilir misiniz?
Belki de babamı erken kaybettiğimdendir baba öykülerine duyduğum merak, bilemiyorum. ‘Babalık’ mefhumunu da her daim sorguladığımdan... Annelikten bambaşka bir yerde duran ama anneden de ayrılamayan iki heceli bir etki-tepki konusudur bende ‘baba’. Kendi babamla ilgili sorularım oldu elbette ama zaman içinde hepsi bende bir şekilde cevabını buldu. Kendi hayatımı sağaltmak içindir ki başkalarının hayatına sarıldım.

Babasını sorduğunuz isimleri neye göre belirlediniz?
Bugünkü duruşlarından, onlara karşı duyduğum kişisel meraktan ve beni etkileyen hatıralardan yola çıktım.

Sizce nedir bir baba-çocuk ilişkisini anne-çocuk ilişkisinden ayıran?
Bu soruya hâlâ net bir cevabım yok. Annedeki koşulsuz sevgiden farklı olarak, toplumsal bir ilişki de kurabildiğimizi düşünüyorum babayla. İçinde taşımadığı bir evlada sonradan duyduğu o tuhaf bağı ve sevgiyi anlamaya çalışıyorum.

Ali Nesin: “Seviyorduk birbirimizi, küs kalamıyorduk”
Bir gün çok kızdım babama. Odadan koridora çıktım, önden yürüyordum, karar vermiştim; konuşmayacağım. Ama böyle bir karar vermek için çok cesur olmak gerekirdi; babamla konuşmamak söz konusu bile olamazdı. Yine de konuşmama kararı almıştım. Babam da anladı küstüğümü.  “Ali” dedi, cevap vermedim. Öyle bir terbiyesizlikti ki babam “Ali” dediğinde cevap vermemek, öte yandan bende açtığı yaranın da farkındaydım. Koridorda yürümeye devam ettim, yine “Ali” diye seslendi. Cevap alamayınca koştu, elini attı omzuma, öylece barıştık. Seviyorduk birbirimizi, küs kalamıyorduk.

Sevinç Erbulak: “Bir daha hiç babamla papatya topladığımız günkü kadar mutlu olmadım”
Bir gün babamla çok önemli bir davete, şıkır şıkır süslenmiş gidiyorduk. Boğaz Köprüsü’nün sağ tarafında papatyalar çıkmıştı. “Ah papatyalar” dedim. “Toplayalım” dedi babam. Çorap morap yırtarak ve hiç umursamayarak topladı onları. Üzerindeki kıyafetinde lekeler bıraktı çiçekler. Babam bir sürü fotoğrafımı çekmişti. Öyle bir papatya tarlası ki ben görünmüyorum bile. Ancak Ferzan (Özpetek) çekebilir bu sahneyi. Bir daha hiç o kadar mutlu olmadım hayatımda.

Ece Temelkuran: “Bana zarar verecek birinin karşısına dikildiğini görmek isterdim”
Bir tek şey isterdim. Amerikan filmlerinde olur ya şöyle sahneler; “O benim kızım, onu mutsuz edersen seni mahvederim,” Bana böyle bir duygu yaşatmasını isterdim. Bana zarar verecek birinin karşısına dikildiğini görmek isterdim. Bunu yapmasına bile gerek yoktu aslında. Böyle bir şey söyleyebilmesini isterdim. O güvenlik duygusunu tadabilmek...  Çünkü benim hiçbir zaman özgüven sorunum olmadı ama hep bir güvenlik sorunum oldu.

Bülent Ortaçgil: “Akşam yemeklerini mutlaka birlikte yerdik”
Babam bize geçirdiği zor günleri anlatmak yerine sadece şunu dayattı: Akşam yemeklerini hep beraber yemek. Bir arada olmaya gayret ederdik, evde olamayacaksak da mutlaka haber verirdik. (...) O sofrada babam içki içer, aklından geçen birçok şeyi özellikle o sofrada bizlerle paylaşırdı.

Fazıl Say: “Eve kale kurar, penaltı çekişirdik”
Çocukluğumda, baba-oğul oyunları vardır ya, onları oynardık. Eve bir tane kale kurar, şut çekerdik, penaltı çekişirdik. Bugün bakıyorum da, böyle şeyler hiç kalmamış. Çocuklar oyun oynamıyor.

Mine Söğüt: “Baba-kız görünce ağlama krizine giriyorum”
Ne zaman bir babayla kız çocuğunun yakın ilişkisine şahit olsam, dehşet bir ağlama ve sinir krizine tutuluyorum. Babam o an bir daha ölüyor. Müthiş bir özlem ve iç yanması geliyor işte. Yerin dibine girmek istiyorum. Çok derin bir üzüntü ve hasret krizi.

Tansu Okan: “Tansu değil, Tanju Okan’ın oğluydum herkes için, bu beni delirtiyordu”
Birisi, bilerek ısrar etmediği sürece, “Baban kim” diye sorduklarında annemin o zamanki eşini söylerdim. Babamdan hiç bahsetmezdim. Çünkü küçük yaşta bile, bunun beni rahatsız ettiğinin farkına varmıştım. Tansu değildim; Tanju Okan’ın oğluydum herkes için. Bu tanımlama beni delirtiyordu. (...) Üvey babam olan kişi, deliler gibi Tanju Okan hayranıydı. (...) Bir kere, beni yemeğe götürmek için evimize gelmişti babam. Üvey babam kıyametleri kopardı. Gelsin, tanışacağım diye tutturdu. Biz yemeğe gidemedik. Yukarı aldı babamı. Tanıştılar, oturup sohbet ettik.

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR