scorecardresearch.com Deneme ustasından edebiyat portreleri Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Deneme ustasından edebiyat portreleri

Uğur Kökden, Yüzler, Gizler, İzler’de 1967’den 2014’e kadar yazdığı edebiyat ve edebiyatçılar üzerine, yıllar içinde biriken, bazıları daha önce dergilerde yayımlanmış, bazıları ise ilk kez bu kitapta yer verilen denemelerini bir araya topladı.

08.04.2016 00:30

Deneme ustasından edebiyat portreleri

Deneme, günceli ve gündeme yığılıp duran sorunları tartışmak, sorgulamak zorunda, diye başlıyor Uğur Kökden’in Yüzler, Gizler, İzler kitabının önsözü. Türkiye’de denemelerini severek okuduğumuz ve bu türe sadık birkaç isimden biri Kökden. Genelde tür olarak deneme yayıncıların göz ardı ettiği, yayımlamaktan çekindikleri türden kitaplardır ve bu yüzden sıklıkla dergi sayfalarında okumaya alışığızdır onları. Kitap olarak elimize ulaştığında ise yazarın dediği gibi, “Sanki mumyalanmış bir anımsayış” olur.

Uğur Kökden bu kitabında 1967’den 2014’e kadar yazdığı edebiyat ve edebiyatçılar üzerine, yıllar içinde biriken, bazıları daha önce dergilerde yayımlanmış, bazıları ise ilk kez bu kitapta yer verilen denemelerini bir araya getiriyor. Kitap iki bölümden oluşuyor, ilk bölümde batı edebiyatından yazarların portreleri ve eserleri, ikinci bölümde ise Türkiye’den yazarlar yer alıyor.

Kitaptaki ilk denemenin başlığı “Bulunamayan Kitap”. Uğur Kökden 1960’lı yılların başında Paris’in bir milyonu aşan sayıda kitap barındıran St. Genevieve kitaplığında, o dönemin kültür bakanı André Malraux’nun Nazi işgali sırasındaki direnişi yazdığı “Le Temps du Mépris” (Horgörü Zamanı) adlı romanını arar. Kitabın yeni baskısının yapılmasını istemeyen Malraux,  eski baskılarının da raflarda bulunmasına karşıdır. Kökden bu bulunamayan kitap üzerinden, insanlık tarihinin bulunamayan kitaplarını, yok edilen kütüphanelerini, yakılan eserleri topluca ele alarak kaybolan sözcükler üzerinde düşünce geliştirir.

“Görülüyor ki, Batı uygarlığının iki kültür ayağından biri olan Eski Roma’nın bilimsel etkinlikleri benimsemek ve desteklemekle herhangi bir ilgisi yok! İşte İskenderiye, işte – iki bin yıl sonra – Bağdat!” Oysa “kitaplık” Kökden’e göre bir bütünü anlatır. Zaman içinde insanın ve bilginin toplamıdır bu.

Bu düşünce her zaman güzel gelmiştir kitapseverlere. Kitaplar arasında gizli bir bağ olduğunu düşünmek, hoşumuza gider. Bir zincirdir tüm insanlık bilgisi. İlyada olmadan Aeneas’ın olmayacağı, o olmadan İlahi Komedya’nın yazılamayacağı ve onsuz da bir edebiyat tarihin düşünülemez olması. Tüm dillerde, kültürlerde ve çağlarda yazılmış eserlerin gizemli bağıdır bu. Bugün okuyan ve yazan herkes bu bağın bir parçasıdır aynı zamanda.

Sonuca dair düşünce davetiyeleri
Uğur Kökden denemelerinde sonuçlara götürmez okurlarını, onlara düşünce davetiyeleri yollar sadece. Asıl ilgisini çeken bir argüman etrafında düşüncelerinin kabul edilmesi değildir, âdeta kendisiyle söyleşi yapar. Bir iz sürdüğü izlenimi verir. Yazarların izini sürerken sadece eserlerinden değil, hayat hikâyelerinden, sanattan, resimden, siyasetten, tarihten, yaşadıkları kentlerden, evlerden, beslenerek portrelerini çıkarır. Deneme yazın türü olarak her şeyden önce bilgi aktarımıdır. Ele aldığı yazarların biyografilerine hâkim oluşu ve konuyu böylesine iyi araştırmış olması ayrı bir tat verir. Araştırmaları okudukları kadar, yıllar içinde yaptığı gezilerden beslenir. Geziler önemli bir yer tutar denemelerinde.

“Tolstoy’dan Simonov’a ‘Savaş ve Barış’ Romanları,” kitapta yer alan en sevdiğim denemelerden biriydi. Burada çok hoş bir Simonov portresi sunuyor Kökden: “İlk bakışta heybetli, hantal, alçakgönüllü ve sade giyimli bir kol işçisine benziyordu. Şimdi yıllar sonra, o koca gövdenin yumuşak dış çizgilerini; yüzünün gölgelerini, durgun bakışını, saçlarını beyaza boyayan o acımasız zamanı düşünüyorum.” Simonov portresinde biraz Kökden’in kendisini de buluyoruz. Simonov’u “bir barış eri” olarak betimlerken, kendi barışçıl dünya görüşünü de yansıtıyor.

Bireyselden toplumsala
Kökden’in denemeleri bireysel bir noktadan başlar ama kolayca toplumsal bir ortak bilince götürür okuru. Yazarın düşünceleriyle birlikte kişiliğini yansıtırlar. Özellikle bu kitapta yer alan denemelerinde bunun çok görüyoruz.
Bir yazarın portresini çizerken kendi dünya görüşünü de anlamamızı sağlıyor. Belki hepsinden önemlisi, Kökden pesimist konuları ele aldığında, hatta siyasi anlamda yaşadığımız bu karanlık çağda bile olumlu hümanizmasını yitirmiyor. Ayrıca bu denemeleri farklı kılan şeylerin başında, akademik bir dil kullanmıyor olması geliyor; aksine eğretileme ve benzetmelerle zenginleşmiş bir dil buluyoruz. Bunlar şiirsel bir tat katıyor denemeye.

Kişisel vedam
Bu, aynı zamanda benim veda yazım. Bugün, Uğur Kökden’in Camus incelemelerini okurken fark ettim ki ben de sevdiğim bazı yazarlara, bazı dönemlere artık derinden bakmak, incelemek istiyorum. 1996’dan beri yirmi yıldır sürdürdüğüm, her hafta düzenli yazdığım kitap tanıtım yazılarından bir süre ayrı kalmak niyetindeyim. Yine fark ettim ki, yeni yayımlanan kitapların takibinde olmaktan, sevdiğim bazı yazarlara dilediğimce vakit ayıramıyorum. Önce Cumhuriyet’in, ardından Dünya gazetesinin kitap ekinde ve sekiz yıldır da Radikal Kitap’ta yazmaktan çok zevk aldım, güzel insanlarla birlikte çalıştım. Dünyanın en zevkli işini yaptığımı düşünerek, çok güzel kitaplar okudum. Ve elbette okumaya devam edeceğim.

YÜZLER, GİZLER, İZLER
Uğur Kökden
Yapı Kredi Yayınları, 2016
240 sayfa, 19 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR