scorecardresearch.com Ceket meselesi Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Ceket meselesi

Murat Gülsoy’un yeni romanı, bağlamı daralan edebiyat hayatımıza ceket meselesiyle başka okuma alanı açıyor.

15.01.2016 00:20

Ceket meselesiFOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Bir romandan bir nesneyi çıkarırsanız ne olur? Kim fark edecektir bir giysinin, bir masanın kayboluşunu? Bir ayrıntı olarak mı kalacaktır kitapta yoksa yaşayan, anlatıyı sürükleyen, karakteri etkileyen simgesel role mi bürünecektir? Bunu bilemeyiz. Başlangıçta neyin nereye gideceğini asla kestiremeyiz. Yazar, ustalıkla gizleyecektir nesneleri. Onların karakterleri ve anlatıyı ele geçirmesine izin vermeyecektir. Ancak dikkatli iz sürücüler farkına varacaktır nesnelerin dönüşümlerinin.

Murat Gülsoy’un yeni romanı, Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet bu bağlamda ilginç bir örnek. Gülsoy gibi hem oyuncu hem de metinlerarasılığa düşkün yazarların eserlerinde güncel yazım yöntemleri de bulunabilir. İlk elden, edebiyat türleri arasında gidip gelen, fantastik ile gerçekliği birlikte yoklayan, anı, şiirsel metin, öykü, roman ve sinemasal kurgu yanında tiyatrodan devşirdiği teknikleri sosyal medya jargonu ile harmanlayan, güncele pek açık bir yazım yöntemi var onun. Sinemadan ve psikiyatriden beslendiği de gerçek.

Peki bir ceket başlı başına bir romanı sürükleyebilir mi? Çıkaralım bu romandan her şey, tamamen anlamsızlaşacaktır. Daha ilk paragrafta yanılsama ve değişim ceket simgesi ile karşımıza çıkarılıyor. Murat, Mirat olurken, ceket salt bir giysi olmaktan çıkıp, karakterin geleceğini belirleyen ana simgeye bürünüyor. Yazar, seçtiği nesnenin simgesel değerine sadece bel bağlamıyor onu sonuna kadar dönüştürüyor. Eski ceket, yazarın tabiriyle “ceket ölüsü”, eski, bitmiş, umutsuz ve yapayalnız kişiliği simgelerken yeni ceket sürprizlere ve yaşama iştiyakına dönüşüyor. Ve her şey bu yeni ceketle başlıyor, başlatılıyor. Ustaca.

Janus isimli bir şirket, yalnızlar için yeni bir teknik geliştirmiştir ve dileyen zihninin içine ölmüş insanların hafızasını alabilmekte ve bu vesileyle yalnızlıklarından da kurtulabilmektedir. “Günlerdir, sadece garsonlarla, kasiyerlerle, bakkalla, kapıcıyla konuşmuş” bir zoraki emekli yalnız için bu biraz da çaresizliğin içinden yeşeren umuttur. 1+1(Tarkovsky’ye selam) dairesinde IKEA eşyalarla yaşayan böylesi bir yalnız için, genç bir kadının zihnine sahip olmak ise olağanüstü bir durumdur. Böylece, “yeni aldığı ceketin yakası ensesine sürünmeye başlar.” Yeni hayatını böyle böyle hisseder. Ceketle hayat birbirini tamamlar. Bir tür nesne insan özneleşir. Duyar.

Zihnine ölmüş bir insanın hayatını almak bir tür görme ve yaşama zenginliği de getirir başta. Hatta bu sanal aşka bile dönüşür. Yetmez, içe alınan, ölü, yaşayanı etkiler. “Bütün gün dolaşılan, her şeye bakınmak, koklamak, birlikte, yeniden ve karşılıklı yeniden öğrenme tecrübesidir bu.” Hatta daha ileri gidecek, üçüncü bir şahıs girecektir devreye. Birlikte, dolaylı işlenen bir cinayetin sonucunda. Hayat için ölüm.

Fakat ceket, hiç devreden çıkmayacak, arada bir baş uzatacaktır. Mirat, ara sıra bunalacak, çöpten ceketini geri arayacak, “geri almalıyım, geri almalıyım” diyecektir. Yeni karşısında duyulan korkudan, eskinin alışkanlıklarına dönüş isteğidir bu. Hatta mukayese vasıtası. Çok az sayıdaki arkadaşının da ondaki değişimi fark ettikleri giysidir ceket. ‘Zafer onu görür görmez yeni ceketine iltifat etti’. Hatta hayal gücü yer yer ceket sebebiyle kabarır. ‘Mirat’ın gözünün önüne çok canlı bir görüntü geldi: Çöpleri karıştıran evsiz bir adam ceketini buluyordu. Saçı sakalı birbirine karışmış adam Mirat’ın dişsiz, delirmiş haliydi, ceketi giydi ve ona sırıtarak el salladı.’

Murat Gülsoy’un yeni romanı, bağlamı daralan edebiyat hayatımıza ceket meselesiyle başka okuma alanı açıyor. Bir de bu açıdan okuyalım. Bazı şeyler temadan daha önemlidir çünkü insan da toplum da hem bir ceket gibi eskir hem de yenilenir.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR