scorecardresearch.com Çehov’un silahı patlamıyor Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Çehov’un silahı patlamıyor

Gitsen de Kokun Kalır’da ilginç bir konu yakalayan yazar, arka kapakta iddia edildiği gibi nefes kesici bir serüven anlatabiliyor mu?

04.09.2015 00:35

Çehov’un silahı patlamıyor

Roman dediğimiz şey aslında bir yanıyla başka hayatlara dikiz atmanın temiz bir yolu. Merakınız hangi hayatlara yönelikse ona göre yaparsınız okuma listenizi. Ama seçtiğiniz roman ister ejderhalar ve kayıp dünyalar hakkında olsun, ister sizin, benim gibi insanlar hakkında olsun, inandırıcı olması kendini okutabilmesi ve keyif vermesi açısından önemli.

Yeşim Özsınmaz’ın Gitsen de Kokun Kalır adlı romanı da hayli gerçekçi ve inandırıcı bir hikâyeyle koyuluyor yola. Dışardan soğuk, sevgisiz görünen Başak, kariyeri için önemli bir teklifi kabul edip eşi ve kızı Esra’yı bırakarak bir yıllığına Paris’e taşınıyor. Başak bu yolculuğa çıkmadan hemen önce, paralel kurguda Paris’te bir resim atölyesinde ders veren, ilk kişisel sergisini açmış, bir yetimhaneyi düzenli ziyaret ederek oradaki çocuklara birkaç saatliğine de olsa nefes aldıran ressam Nathalie’yi tanıyoruz. Ve aklı başında her okur gibi, bu iki kadının hayatlarının bir şekilde kesişeceğini anlıyor, bunun nasıl gerçekleşeceğini merak ediyoruz.

İki kadının tek ortak noktası babasız oluşları; ikisinin de babası genç yaşta bir trafik kazasında ölmüş, anneleri tarafından büyütülmüş, hayatları boyunca büyük bir ailenin özlemini çekmişler. Babasızlık Nathalie’nin buruk ve duygusal, Başak’ınsa buruk ve zaman zaman soğuk/agresif bir kadın olmasına yol açmış. Kısacası, elimizde kahramanlar hakkında bilgi var ancak karşılaşmaya dair bir ipucu yok, merak var.

Buraya kadar her şey güzel. Sonra birden işler sarpa sarıyor. Roman biraz mistik, biraz cinai ilerlemeye başlar ve okuru güzelce heyecanlandırırken, düşüşe geçiyor. Neden derseniz, Nathalie’nin gizemli ve şifreli mektuplar aracılığıyla, Başak’ınsa Paris’te tam da hayatıyla ilgili sırrın yaşandığı evi kiralamasıyla birbirlerini bulduğu noktada, tesadüflerden ibaret olan hayatta, tesadüf denen şeyin de bir inandırıcılık taşıması gerektiğini düşünüyor insan. Ne yazık ki yazar ya bizimle aynı fikirde değil ya da yazarla inandırıcılık anlayışımız farklı. Yoksa okuma zevkinizi berbat etmemek için burada telaffuz edemediğim sır, dört duvarları arasında insanların neler yaşadığına bir kez daha hayret etmenize yol açacak türden hüzünlü bir sır.

Aynı şekilde Başak’ın kâh kırmızı topuklu pabuçlarıyla, kâh bir taşla konuşması ve bu nesnelerden öğüt alarak hizaya girmesi de, birdenbire ortada bitiveren camdan bir top aracılığıyla hayatındaki herkesin kendisi hakkında düşündüklerini öğrenmesi de, öncelikle Başak’ın kişiliği düşünüldüğünde inandırıcılıktan uzak. Romana mistik ya da fantastik bir sos eklenmeye çalışılmış olabilir, ancak iyi durmuyor. Nathalie’yle Başak’ın hikâyelerinin başlaması ve birbirlerini bulduktan sonra yaşadıkları rahatlama ne kadar inandırıcıysa, talihin onları bir araya getiren oyunu da o derece uzak inandırıcılıktan.

Aynı şekilde, keşke insanın tüylerini ürperten cinayet ile gizemli mektupların yollayıcısı da karanlıkta kalmasaymış diyorsunuz okurken. Çehov’dan bir alıntıyla başlayan bir romanda, Çehov’un silahının patlamaması insanda bir eksiklik duygusu yaratıyor. Yeşim Özsınmaz’ın Türkçesi benzer türde yazan başkalarına göre inanılmaz derecede güzel, nadiren tökezliyor. Kahramanlarının duygu durumlarını yer yer romanı duraklatacak şekilde anlatsa da, romanını güzel ayrıntılarla süslemeyi başarıyor. Özellikle mekân tasvirleri, insanların yaşayışlarıyla ilgili bazı ayrıntılar, insana kendini “orada” ve “o anda” hissettiriyor.

İlk romanı Gitsen de Kokun Kalır’da ilginç bir konu yakalayan yazar, arka kapakta iddia edildiği gibi nefes kesici bir serüven anlatabiliyor mu? Tartışılır. Ancak şu kesin ki romanına hayli etkileyici ve insanı şoke eden bir final bulmuş.

GİTSEN DE KOKUN KALIR
Yeşim Özsınmaz
Destek Yayınları
2015, 392 sayfa, 24 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR