scorecardresearch.com Biz de sizi konuşuyorduk Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Biz de sizi konuşuyorduk

Uzun, çok uzun yıllardır “hikmet burcu”ndan sesleniyor Gülten Akın. Yeni kitabı Beni Sorarsan bu burç içinde olağanüstü bir doruk noktası...

12.11.2013 10:00

ÇAĞLAYAN ÇEVİK

Biz de sizi konuşuyorduk

“Necatigil neyi yazdı en çok” diye sorarak söze giriyordu Gülten Akın, 1984’te Milliyet Sanat’ta yayımlanan “Necatigil Şiirinden Geçerek” başlıklı yazısında. Sonra devam ediyor; “hayatın hangi noktalarında ya da uç noktalarında durup onları dizeleştirdi? Söylenir ki hep ev odağında, evler, yakın ilişkiler, yollar, günledik yaşam ilişkileri halinde dönendi. Doğrudur, uzaktan bakınca, dışardan bakınca. İçerdeyse, yetmeyişler, eksiklikler, engeller, sevileri dostlukları yaşayamayışlar var. Kırılmalar, gücenmeler, saklanmalar, bağışlamalar, hoşgörüler var. Bir de ÖLÜM. Hemen her üç şiirinden birinde açıktan sözü edilen ama ötekilerde de içten içe izlenen ölüm.”

Şüphesiz Necatigil şiirine dair en önemli paragraflardan birini kaleme almıştı Gülten Akın. Hem Necatigil’e ışık tutuyordu hem de Gülten Akın şiirinde Necatigil’in hangi unsurlarıyla var olduğunu beyan ediyordu aslında. Her zaman açıklıkla söylediği gibi. Necatigil şiiri Gülten Akın’ı ve şiirini besleyen en önemli damarlardandır. Dahası, Necatigil’in şiir üzerine söylediği Anadolu ermişlerini kıskandıracak “bilgece” sözleri aslında Gülten Akın’ı işaret ediyor gibidir çok kez... Örneğin ünlü “Şiir Burçları” başlıklı yazısında şairlerin üç burçta yaşadığını söyler ve sırayla aktardıktan sonra hikmet burcunu şu sözlerle anlatır. “Zaman geçer, birden görür: Çevreyi, dünyayı dilediğince bir biçime sokmanın zorluğunu görür. Mutluluk (çapı belli bir çevrenin ya da çok geniş bir alanın, diyelim dünyanın mutluluğu) hâlâ gerçekleşmemiştir. Bunu anlar. Anlar kî, kendi küçük özlemlerini bile gerçekleştirememiş, yakın çevreyi bile değiştirememiştir. Gösterdikleri, hatırlattıkları yüzde kaç uygulanmış, sözüne dereceye kadar geçerli olmuştur; görür, yazdı da ne oldu!”

Tam da buna uygun olarak Gülten Akın, yeni şiir kitabı Beni Sorarsan’ın girişinde yine Necatigil’den ilhamla ve Necatigil Usta’ya selam vererek onun “çok çig çağ” isyanını daha da çığlıklaştırarak “çok çok çiğ şimdi” deyiverir!

Necatigil bu kırılma noktasının altını çizdikten sonra devam eder; “O zaman hikmet burcuna girer. Hikmet çapraşıktır ve çok az değişir. Geçmişin büyük şairlerini o zaman anlar. Niçin her biri bir yerde kötümser olmuş, dışımızdaki zamanın içimizdeki vakti nasıl çabuk tükettiğini algılamanın acısıyla niçin her biri Yunus’laşmış, Hayyam’laşmış, Galip’leşmiştir. Şair, hikmet döneminde daha çok, değişmez alınyazısına geçer. Kader ki alınyazısı değildir, en ileri uygarlık kesimlerinde de vardır. Ve insan bıkar. Özlemiştir, olmamıştır, bıkar. Şimdi neye sığınacaktır: Hikmet burcuna geçer. Şikâyetlerin, isyanın şiiri; zamanla yerini, kabulün, benimsemenin, vazgeçişin şiirine bırakır.”

“Anadolu ermişi”
Uzun, çok uzun yıllardır “hikmet burcu”ndan sesleniyor Gülten Akın. Beni Sorarsan bu burç içinde olağanüstü bir doruk noktası gibi. Necatigil’e söylediği “Anadolu ermişi” misali seslendiği şiirler toplamı. İçerde, yetmeyişler, eksiklikler, engeller, sevgileri dostlukları yaşayamayışlar var, hoşgörüler, çaresizlikler. Çağın tanığı bir şairin tüm bu olanlara, yaşananlara ve çaresiz yalnızlıklara Necatigil’in aksine “kabulün, vazgeçişin, benimsemenin” şiirine geçmiyor Gülten Akın. İlk izlerine Rüzgâr Saati’nde kolayca rastlanacak ama Kestim Kara Saçlarımı kitabında kendi sesini bulan isyanını aynı şekilde hatta kimi zaman daha fazla yumruğunu sıkarak sürdürüyor Beni Sorarsan’da. “Göstere göstere bilediğin bıçak / bir gün elini kesecek” dizelerinden oluşan “Bir Gün” şiiri bu isyanın en yoğun örneklerinden. Şairin insan, şiirin bir insanlık hali olduğunu gösteriyor yeniden bize.

Gülten Akın da şiirinde, kırılmaları, gücenmeleri, saklanmaları, bağışlamaları, hoşgörüleri yazar, ama isyanıyla birlikte dile getirir. Diğer kitaplarında karşımıza çıktığı gibi bu kitabındaki kadınlar da öğretmen, doktor, Anadolu’da tanıdığı bacı, anadırlar; hepsi çaresiz biraz. Gülten Akın onların çaresizliğini dile getirirken isyan eder. Ama bu isyan illâ bağırmak değildir. Her ne kadar “kabullenme” gibi görünse de aslında kabullenemediği için bu dizeleri yazar şair.

Politik şiirler bir o kadar. Her zaman toplumsal bir yan bulabilmek mümkündür şiirlerinde. Evin içinde, dışa dönük bir pencereden dışarıya bakar, çağın tanığı şair!

“Siz” şiiri örneğin daha birkaç ay önce toprağa gömdüğümüz çocuklar için söylenmiş gibidir âdeta veya yıllar önce kavgada yitenler için:

Ne uzakmış ne uzun gözleriniz/ ordan bugünleri gördünüz çocuklar/ yetişip dağıtmak için karabasanı/ (istediniz olmadı)/ soluk soluğa bir koşu/ öldünüz çocuklar.

“Öteki Sorular”da hiçbir biçimini sevmediği “iktidar”a soruyordur sorularını:

“Kötü padişah mı olmak istersin/ Sakalı beş karış cüce mi?/ Dünyanın köpeğe biçtiği anlam/ İnsanın köpeğe biçtiği anlam/ Alçakça mı, haksızlıklar mı taşır/ Peki nedir, senin biçtiğin?// Köpekleri kovdun peki masalları sildin./ Attın belleğini bilgisayarlar eğittin/ Köpek, insan, cüce ve kötü padişah/ peki üstüne yazılsın/ ölümün adını neyle değiştirdin/ unutkanlık mı?”

“susar Leylâ ölümüne”
Şiir, Gülten Akın’ın ve hikmet burcundaki diğer şairlerin, çağın tanığı bütün ozanların “tek suç ortağı”dır. “Ne işledikse onunla işledik” diyecek kadar açık sözlüdür hatta.

“Beni sorarsan” Necatigil’in Türk şiirinde en etkileyici örneklerini verdiği “evdeki”ne, Gülten Akın “hastanedeki”ni ilave ediyor. Gerek giriş yazısı gerekse “Diyaliz” başlıklı şiiri hastanedekinin terceme-i hal’i olarak okunmalıdır. Hastanede tanıştığı genç kızın Akın’a verdiği öğüt bunun hikâyesi; “İki hayatınız olmalı. Diyalizde yaşadıklarınız orada kalmalı. Evde evi yaşamalısınız”. Akın’a söylenebilecek en olağanüstü cümle bu olsa gerek...

Gülten Akın, en başta Necatigil’den devraldığı şiir bayrağını aynı kulvarda taşımakla idare eden bir şair asla olmadı. Şiirindeki birçok yeni unsurla birlikte farklı bir dil yaratarak yukarı taşıdı. Şiirindeki “kadınlık” bunun en önemli tarafı.  El aldığı ustalar gibi kendi şiirini de sürekli yenileyen bir şair Gülten Akın. Yıllar önce “‘sen Leylâ değilsin’ dedi Mecnun/ kavuştuğu andı/ çıldırmış sanıldı” dizeleriyle onun kaleminden okuduğumuz Leylâ ve Mecnûn, bu kez “Sen Leylâ değilsin, diyebilir Mecnun/ susar Leylâ ölümüne/ sen Mecnun değilsin diyemez/ çün sözden düşmüştür” dizeleriyle karşımıza çıkar. Mecnûn’un çıldırmışlığına hak vermek bir yana Leylâ’nın hiç aklımıza gelmeyen halini izah eder bu kez... Bütün boşlukları dolduruyor artık Gülten Akın. Hikmet burcunda bir Anadolu ermişi bilgeliğiyle sesleniyor her fırsatta, kabukları kaldırdıkça yaralarımızı derinleştiriyor. Kulağımızda çınlıyor, çocuklar gibi tekerleyerek “çok çok çiğ çağ çok çok çiğ çağ çok çok çiğ çağ çok çok çiğ çağ.”

BENİ SORARSAN
Gülten Akın
Yapı Kredi Yayınları
2013, 80 sayfa, 13 TL.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR