scorecardresearch.com Bir metafor olarak okumak Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Bir metafor olarak okumak

Alberto Manguel’in okuduğum en küçük hacimli metni ‘Gezgin, Kule ve Kitapkurdu’, bana kalırsa yazdıklarının en derinliklisi. Baştan sona bir yaratıcı felsefe kurgusu...

24.01.2017 13:00

Bir metafor olarak okumakAlberto Manguel

Alberto Manguel, okumanın kitapla yaptığımız sohbet olduğunu söylüyor. Nitelikli bir karşılıklı ilişkide, alınanlar kadar verilir, bazen birinin bazen öbürünün çoğalması da sohbetin içinden çıkar.
Üstelik edebiyat bu arada bizi dünyaya kendi bağlarıyla da bağlıyor. ‘Gezgin, Kule ve Kitapkurdu’nda, her zamanki çekici üslubuyla Metafor Olarak Okur’u anlatırken daha ilk cümlede, “Anlayabildiğimiz kadarıyla bizler dünyanın öykülerden meydana geldiğini düşünen tek türüz” diyor Alberto Manguel. Yaşadığı dünyayı kendi hayal ettiği gibi canlandıran ya da yaşamak istediği dünyayı kuran bir tür. Orada yoktan var etme gücünü hisseden insanın bütün bakış açısı değişir.
Doğru ve nitelikli biçimde okumayı öğrendikten sonra imgelem dünyamız yavaş yavaş genişlemeye başlar. Düşüne taşına içinde yaşadığımız sınırlı dünya büyürken yerimizde durmak olanaksızlaşır. Yol alıyoruzdur, bilip istemesek de. Yaptıklarımız –yarattıklarımız–şaşırtıcı gelmektedir. Üstelik bilim, siyaset ya da başka alanlarda yaşadıklarımız adım adım ilerletirken edebiyatın tozlu gerçeklerimizin ötesine uçurmaya başladığını görmek, okumakla yazmanın yaşadığımız dünyadan daha inandırıcı olduğunu gösterir, dolayısıyla bizi daha çekici bir dünyanın içine çeker.
Bu rüyalar üstelik uykuda gördüklerimizden başkadır: uyandığımızda biten, çoğu kez, iyi ki gerçek değilmiş dedirten kâbuslarımızın yanında, okumanın ürettiği metaforlar her zaman içinde yaşamayı hayal ettiklerimizi gerçekleştirir. Uykuda edilgin, yaşarken etkin bir konumdayız. Yoksulluktan kurtulması olanaksız hayatın içindeki belki tek zenginliğimiz de bu.
Alberto Manguel, sonunda okuduklarımızdan çıkan dünyanın bir metafor olduğunu söylerken o metaforları yaşadığımız düşüncesine gönderiyor. Bize verilenin gerçekliği yanında, kendi kurduğumuz hayat, o gerçekliğin artık çok daha apaçık anlaşılmasını sağlayan bir metafordur. Bir tılsımı anlatıyor gibidir bu.
Gerçeğin gerçekten nasıl olduğunu anlamak için elimizde başka araç yok. Gazetecinin yazdığını herkes biliyor. Romancının yazacağını? Ondan hiç haberimiz yok, yazmadan önce romancı da bilmiyor yaratacağı dünyaları. Per Petterson’un ve David Vann’ın çok uzakta bir yerlerde yazacağı romanları bilmiyorum, oysa şu sırada ikisinin de derdi, okuyan herkesi inandıracak güçte iki dünya yaratmak. Başka hiçbir yerde karşılaşamayacağım iki dünya. Onları bekliyorum. Okuyan insanın yol haritasıdır bu. Hem kuşbakışı, hem daha önce görmediklerimizi gösteren bu haritayı izleyen okur, sonunda cenneti bulacağını bilir.
Bu düşünceler içinde ağ ören bir okuma tasarımı, aynı zamanda derin bir alçakgönüllülük ve öğrenme tutkusuyla belirir. Alberto Manguel böyle bir okur ama onun okuduğum en küçük hacimli metni ‘Gezgin, Kule ve Kitapkurdu’, bana kalırsa yazdıklarının en derinliklisi ve baştan sona bir yaratıcı felsefe kurgusu olarak da okunabilir.
Yolculuk hayatı en eski metafor olarak önümüze getirir diyor Manguel, dolayısıyla okumak da bir kitabın içinde yolculuk etmektir: “böylece her biri –okuma, yaşama, yolculuk yapma– diğerlerinden bir şeyler ödünç alır, onları zenginleştirir de.”
Gerçek dünyanın içinde hareketsiz durmak, yaşamamak gibidir aslında. Yürümeye, sonra yolculuğa çıkmaya başladığımız anda o dünyanın bize verdiklerini kullanmaya, yaşamaya başladığımızı görürüz. Attığımız her adım bizi biraz daha değiştirir. Okumak bu değişim hızını artırır, yüz kitap okuyan insanla bin kitap okuyan insanın aynı olmayacağını adımız gibi biliyorsak, o yürüyüş içinde hiçbir zaman bir adım önceki biz değilizdir. Nooteboom, “sürekli yolculuk eden biri daima başka bir yerdedir ve dolayısıyla daima yoktur” diye anlatıyor bunu. Okumak da kesintisiz bir yadsıma olarak değiştirir insanı.

GEZGİN, KULE VE KİTAPKURDU
METAFOR OLARAK OKUR
Alberto Manguel,
Çeviren: Dilek Şengil
Yapı Kredi Yayınları, 2016
116 sayfa, 10 TL.

 

 

 

 

 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR