scorecardresearch.com Bilginin akışını denetleyen dünyayı denetler Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Bilginin akışını denetleyen dünyayı denetler

Dave Eggers’ın Circle adlı romanında, bilgisayar başındaki bizler, kendi ördüğümüz totalitarizmin ağına teslim oluyoruz.

15.08.2014 09:05

GÜNDÜZ VASSAF taksila@gmail.com

Bilginin akışını denetleyen dünyayı denetler

‘Gözetildiğini bilseydin bir şey çalar mısın?’
‘Tabii ki hayır.’
‘Peki patronun? İzlendiğini biliyorsa bilgisayarında porno seyreder mi?’
‘Sanmıyorum.’
‘Bir de şunu sorayım sana. Uzun zamandır içinde sakladığın sırrı nihayet dayanamayıp bir başkasıyla paylaştığında için rahatlamadı mı?’
‘Evet.’

Dave Eggers’in Circle romanının kahramanları totalitarizmin gönüllü kulları.

Kitap, Google benzeri bilgi depolayıcısı dev bir Amerikan şirketinin faaliyetleri etrafında dönüyor. Zaman, yakın gelecek. Dünyada hemen herkesin iş bulmak için can attığı California’da Circle şirketinin felsefesi, ilk bakışta benimsenmeyecek gibi değil.

Her şeyin bilindiği, açık, şeffaf bir dünyada yaşamalıyız.

Şimdiye kadar doğru bildiğimiz kimi değerlerimizin geçersizliği,aşağıdakilere benzer yaklaşımlarla dile getiriliyor.

Sır tutmayı haslet biliriz mesela. Paylaştıklarımıza sadık kalmayanları arkadaşlıktan aforoz ederiz. Ama sır tutmak kötülüğü gizlemektir.

Kocanız sizi aldatıyor. Arkadaşınız farkında. Sizden gizlemesini ister misiniz? Gizlediklerimizle başkalarını enayi yerine koymuyor muyuz? Dünyada kötü ne varsa gizlilik üzerine kurulu değil mi? Hele devletlerin vatandaşlarından sakladıkları. İşte Wikileaks kurucusu Julian Assange ve Amerika’nın gizli belgelerini paylaşarak foyasını ortaya çıkaran Edward Snowden. Vatan haini ilan edilen ikisi de devletlerin korkulu rüyası.

Romanda gizliği kınayan şirketimizin sloganı; ‘Yalanın temeli sırdır.’

Circle şirketi insanların güvenli huzurlu bir dünyada yaşamasını amaçlıyor. Bildiklerimizi paylaşalım ki diyorlar, birbirimizin bildikleriyle zenginleşelim. Birbirimizin tecrübelerinden öğrenelim. Küresel paylaşımın kapısını aralayan sosyal medyanın açtığı yoldan yürüyelim. Gizleyecek şeyleri olmayanlar her şeylerini paylaşır. Paylaşmak sorumluluk. Gizlemek bencilliktir.

‘Özel hayat hırsızlıktır’
Romanın kahramanı, üniversiteden mezun olduktan sonra Circle şirketinde çalışmaya başlar. 20 yaşlarındaki Mae’in sevdiği alışkanlıklarından biri San Francisco’ya yakın bir körfezde tek başına kanoyla dolaşmak. Kuş türlerini takip etmek, huşu içinde onları seyretmek, fotoğraflarını çekmek. Doğanın yalnızlığında huzur bulmak.Lakin bu tek başıma kalma arzusu nedeniyle kınanır.

Circle’ın bir başka sloganı; ‘Özel hayat hırsızlıktır.’

Şirketin başında Üç Bilge Adam’dan biri Mae’yi sorumsuzlukla suçlar. Dünyamızda kuşlarla ilgilenen, onları inceleyen, türlerine ilişkin bilgi birikimine katkıları olan onlarca kişi varken hakkı yoktur gördüklerini paylaşmamaya. Ya kano merakı? Şirketin web sayfalarında, dünyanın her tarafına yayılmış kanoculara ilişkin onlarca sitesi varken, internet üzerinden kanosevenler dostlukları kurulurken, kendisini cüzzamlı gibi tecrit eden antisosyal davranışı doğru mudur? Üstelik doğada tek başınayken kaza olsa? Düşüp bayılsa? Onu kim kurtaracak?

Modern insanı kötü bir geleceğin beklediğini okuduğum ilk roman Rus yazar Yevgeniy Zamyatin’in yazdığı Biz. Ardından 20. yüzyılın totalitarizmin habercisi üç roman daha geldi. Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya ve George Orwell’in 1984 ve Hayvan Çiftliği kitapları. Güzel gelecek vadeden ütopya türü yaklaşımların tersini öngören bu üç distopik romanının ortak yanı, ele aldıkları toplumlarda yaşayanların, onları ürküten, cezalandıran, yönetimlerin altında olması.

Dave Eggers’ın geçen yıl Amerika’da basılan romanındaysa, bilgisayar başında bizler, ekranı her tıkladığımızda kendi ördüğümüz totalitarizmin ağına teslim oluyoruz. Tıkladıkça, bilgi dolaşımını depolayan Circle şirketini güçlendiriyoruz. Sevdiklerimizi, tükettiklerimizi, banka hesaplarımızı, mektuplarımız, nerede tatil geçirip neyi yedip içtiklerimizin bilgisini, internet monopolü kuran Circle’a teslim ediyoruz. Sağlığımızı kollayabilmek için vücutlarımıza iliştirdiğimiz monitörlerle kalp atışımız, günde kaç adım attığımız, tansiyonumuz, gibi bilgiler de şirketin bilgi deposunda.

Bunlar zaten hepimizin günlük hayatının parçası. İnternet şirketleriyle el ele veren devletlerin istihbarat örgütleri, yasaları ihlal ederek, ulusal güvenlik kılıfına uydurarak mektuplaşmamızın içeriğine kadar her türlü bilgileri zaten topluyor. Bunun örneklerini Türkiye’de de gördük.

Eggers’ın romanı, teknolojiyle beslenen bilgi edinme ve haberleşme fetişizmimizi bir nokta ileriye götürüyor.

Herkes gözetlendiğini bilirse, ahlaklı, cürümsüz, hilesiz, gizlisi saklısı olmayan bir topluma ulaşılabileceği varsayımından yola çıkan Circle şirketi şeffaf toplum uygulamasını ilkin dürüst bir politikacıyla başlatıyor. ABD kongresinde bir milletvekili, kimseden gizlisi saklısı olmadığını göstermek için ömür boyu, boynunda asılı görüntü ve ses alan bir kamerayla yaşayacağını açıklıyor. Ardından başka politikacılar ve sonuçta hemen herkes onun gibi yapıyor. Tuvalete gitmeleri dışında herkesin boynundaki kamera günde 24 saat açık. Artık toplumda kamera taşımayanlara şüpheyle bakılmaya başlanıyor.

Circle onunla da kalmıyor. Günlük hayatımızda zaten alışmaya başladığımız mobese kameraları sade sokaklara, binalara değil dünyamızın en icra köşelerine; Sahra’ya, tarlalara, teknelere, dağ başlarına kadar yerleştiriliyor. Dünyada izlenmeden gidebileceğiniz yer kalmıyor. Amaç korunmamız. Güvende yaşamamız. İzlendiğini bilen kimse kötü bir şey yapmaz ki düşüncesi kısa zamanda doğrulanıyor. Kameraların etkisiyle cürümün azalması memnuniyetle karşılanıyor. Sabıkalılara yerleştirilen çiplerle onlar özellikle adım adım izlendiğinden cürüm sıfır noktasına yaklaşıyor. Şirketin en çok övündüğü ürünü Dünya Görsel Arşivi. İstediğiniz kişinin adını girin, birkaç saniyede karşınızdaki ekranda, ilkokul sınıf fotoğraflarından maçta tribünlerde otururken patlamış mısır yiyen, tek başına dağ tırmanan, babasının mezarı başında ağlayan, otelin terasında sevgilisiyle öpüşene varıncaya kadar her görüntüsü var.

Sonuçta, edebiyatta bildiğimiz başka distopyalardan farklı, gönüllü totalitarizme dayalı bir toplum kuruluyor. Temel anlayış: ‘ Her şeyim bilinsin. Üstelik, yalnızlığa mahkum kılındığımız bu dünyada, herkes beni görsün, tanısın.’ Böylece dünyamızda yaşayan herkesin yaptıkları, söyledikleri, görüntüleri tarihe kaydedilmiş oluyor. Circle şirketinin bir türlü çözüm bulamadığı, hızla gelişen yeni teknolojilere rağmen, düşüncelerimizin izlenememesi. Bir de rüyalarımızın.

Romandan çıkaracağımız sonuç?
Dijital çağda insan haklarının yeniden tanımlanmasının zamanı çoktan geldi. Geçiyor bile.

THE CIRCLE
Dave Eggers
Alfred A. Knopf/McSweeney’s Books
2013, 491 sayfa, 27,95  dolar.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR