scorecardresearch.com 2013’ten kısa çizgiler… Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

2013’ten kısa çizgiler…

Kültür ve sanatın daha az etkin olduğu bir yıldı 2013. Siyasetin etkisi sadece sokağın atmosferine yansımadı kültürel bağlamları da karşı karşıya getirdi.

03.01.2014 10:05

2013’ten  kısa çizgiler…

Kültür ve sanatın daha az etkin olduğu bir yıldı 2013. Siyasetin etkisi sadece sokağın atmosferine yansımadı kültürel bağlamları da karşı karşıya getirdi. Hem manevi bir denge hem de yol açıcılık görevi taşıması gereken kültür sanat, üretim bakımından değil asıl etki yönünden geriye düştü günlük politika karşısında. Etkinlik takvimleri gözden geçirildiğinde yine şaşırtıcı bir açılım sergileniyordu oysa. Kültür sanat aktörlerinin mutlak etkileyiciliğini beklemiyoruz belki ancak toplumların gerçek göstergesi sayılan kültür sanatın böylesi bir manzaraya gömülmesi düşünmeyi gerektiriyor. Tiyatroların, televizyon dizileri karşısında ezildiği, yerli ve özgün tiyatro yazarlığının geri gittiği biliniyor. Sinema bir yönüyle daha canlı ve daha kavrayıcı bir çizgi taşıyor fakat bu durum gişe önünde varlık gösteremiyor. Popüler olan ve kitlenin gündelik tüketimi içinde dönen filmler ipi göğüslüyorlar. Oysa özgür ve muhalif düşünce yanında sanat dokunuşlarının yine de Türk Sineması içinde barındığını söylemek gerekiyor. Yozgat Blues bir örnek mesela.

Londra’da gerçekleşen kitap fuarının da başarılı geçtiğini söylemek ne yazık ki zor. Daha güçlü yayınevleri ve daha kendi kültürüne bağlı ve evrensel dili yakalamış çalışmalar yapılması gerektiği bir kere daha açıkça görüldü. Tüyap Kitap Fuarı ise yayıncılık vizyonuyla değil pazar etkinliği ve imza günleriyle karakteristik bir görüntü verdi. Bir yandan çok çeşitli ve canlı bir kitap yayıncılığına sahip olan ülkemizin kültürel değer ve toplumsal geri dönüş söz konusu olduğunda aynı etkisizliğin içinde kıvrandığını söylemek gerekiyor.

Uluslararası İstanbul Şiir Festivali bu yıl desteksizlik sebebiyle gerçekleştirilemedi. Bazıları şiirin desteğe ihtiyacı mı olur yönünde eleştiriler yönelttiler. Oysa, dünyadaki bütün kültür sanat etkinliklerinin doğaları özgür olmak kaydıyla bu tür desteklerle yürütüldüğü bir gerçektir. Öte yandan yine oldukça politize olmuş ve belediye desteği ile yürütülen değer yoksunu bazı uluslararası şiir toplantıları da büyük salonlarda gerçekleştirilmiş oldu. Televizyonlarda kültür sanat programları daha da azaltıldı. Kontrol ve tarafgirlik öne çıktı. Marka programlar unutturuldu. İTEF, İstanbul Tanpınar Festivali ise geçmiş yılların deneyimiyle bu yıl daha başarılı bir performans sergiledi.

Hasan Ali Toptaş Heba, Selim İleri Mel’un ile romanımıza seviye kazandırdılar. Mel’un kültürel hesaplaşmanın ve bitmeyen kırılmaların bir tür çığlığına dönüşürken dilsel doruğunu iyice hissettirdi. Heba ise hem politik cesareti hem de romana meseleyi yeniden getirmesi ile öne çıktı. Beşir Ayvazoğlu ise Ateş Denizi ile 1930’ların kültür, sanat ve politik atmosferini âdeta güncelin aynasıyla karşılaştırdı, bilgi ve çalışmanın eşsiz bir örneğini sundu. Yılın son aylarında yayımlanan Sefa Kaplan’ın biyografik Tanpınar romanı Geç Kalan Adam ise henüz yeterince tartışılmadı.

Neslihan Önderoğlu, İçeri Girmez miydiniz ile hem yeni bir öykücü kimliğiyle belirdi hem de öykü dilinin geniş katmanlı yapısıyla göz doldurdu. Ferhat Emen, Hüsniye Hanım’ın Ağzı’yla yılın en iyi öykü kitaplarından birisini yazmış olmasına rağmen görülmedi. Ahmet Büke gençlik romanı Mevzumuz Derin ile genç kuşağa yeni bir okuma alanı açtı. Murat Yalçın içeriği kadar anlatma yöntemiyle edebiyat dünyasının mutfağına ironik bir kitap armağan bıraktı; İçimde Oğuz Atay ile Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor.

Kader Konuk, Doğu Batı Mimesis çalışmasıyla entelektüel kavrayışı yüksek bilimsel çalışmanın nasıl olabileceğini gösterirken Sam White’ın Osmanlı’da İsyan İklimi kitabı tarih alanındaki yeni araştırma yöntemin tipik bir örneği olarak raflarda yerini aldı. Ebubekir Eroğlu, Geçmişin İçindeki Geçmiş ile klasik şiir ile zihniyet dünyamızın kodlarını entelektüel tazelikle açığa çıkardı. Şeref Bilsel, Dünyanın Külü kitabıyla hem kendi şiiri hem de şiir ortamı açısından bir adım ileriyi işaretledi. Engin Özmen, Meydan Dayağı ile daha genç kuşak adına şiir için göz kırptı. Cevat Çapan, Su Sesi ile saf bir dünyaya çekildiğini fısıldarken, şüphesiz şiir adına 2013’ün mücevheri Gülten Akın’dan geldi; Beni Sorarsan… Daha ne olsun.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR