scorecardresearch.com 100'üncü yıl sona ererken Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

100'üncü yıl sona ererken

Bugün sinema çalışmalarına, yönetmen, oyuncu biyografilerine veya konuyla ilgili başka kitaplara ulaşmak çok kolay. Ancak biraz daha emek isteyen kitapların durumunu da gündeme getirmeli.

05.12.2014 00:20

100'üncü yıl sona ererken

Türk Sineması’nın 100’üncü yılı aralığın sonunda geride kalıyor. Sinemamızın 100’üncü yılı vesilesiyle TÜYAP Kitap Fuarı’nın da teması buna uygun olarak belirlenmişti. Fuar döneminde büyük artış gösterse de yıl içinde sinema kitabı yayımlayan yayınevi azımsanacak gibi değildi. Fakat yine de 100’üncü yıla layık bir sayıda kitap yayımlandı mı? Ne yazık ki istatistik bilgi yok elimde. Sinemalarda özel gösterimler yapıldı mı? Sanmıyorum, çünkü böyle bir etkinlik olsa herhalde duyardım. Neyse bu, başka bir konu…

Bugün belli başlı yayınevlerinden çıkan sinema ile ilgili kuramsal veya tarihsel çalışmalara, yönetmen, oyuncu biyografilerine veya konuyla ilgili başka kitaplara ulaşmak çok kolay. Ancak biraz daha emek isteyen kitapların durumunu da gündeme getirmeli.

Haberlerini okuyorum, davetiyeler alıyorum, Altın Koza, Altın Portakal, Malatya Film Festivalleri başta olmak üzere bu kurumlar, organizasyon komiteleri festivalle ilgili veya genel anlamda sinemayla ilgili kitap yayını da yapıyorlar. Festivaller yarışma dışında, Yaşam Boyu Onur Ödülü gibi ödüller de veriyorlar. Sadece ödülle kalmayıp, yanı sıra bu adların hayatlarını ve sanatlarını da kitaplaştırıyorlar. Onlar için önemli müracaat kitapları yayımlanıyor…

Bu festivallerin yayımladığı kitapları hazırlayanların başında Burçak Evren gelir. Sinema üzerine çalışma yapacak biri, Türk sinema tarihini, yönetmeninden oyuncusuna kadar o kişiler hakkında biyografi çalışmaları yapacaklar onun kitaplardan yararlanabilirler.

Ama nasıl...
Bu kitaplarla ilgilendiğimde, elbette hiçbir kitapçıda olmadığı gerçeğini biliyordum. Film vakıflarına bile başvurduğumda, bu kitapların onlarda da olmadığı gerçeğini öğrendim. Genel kitaplıklarda var mıdır, bilmiyorum. Sabrım oraya kadar dayanamadı… Sonunda Burçak Evren’i aradım, bilmediğim, görmediğim, ulaşamadığım kitapları nereden edineceğim konusunda ondan bilgi aldım.

Evren, bu yıl yedi tane kitap hazırlamış. Sanırım en kapsamlısı, kısa bir süre sonra yayımlanacak olan, Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları arasında çıkacak, Türk Sineması’nın Yüz Yılı adlı çalışma. 700 sayfalık bu kitapta iki bine yakın fotoğraf ve belge var. Kitap hem İngilizce hem Türkçe çift dilli hazırlanmış. Çalışmada; bugüne kadar doğru olarak kabul edilen birçok bilgi ve belgenin yanlış olduğu, yeni belge ve bilgilerle kanıtlanıyor.

Türk Sineması’nın Yüz Yılı’nda 1914’ten bugüne kadar bütün yönetmenlerin biyografisi ve filmografisi de yer alıyor.

Türk Sineması’nın 100’üncü yılına başlangıç olarak Fuat Uzkınay’ın Ayestefenos’taki Rus Âbidesi’nin yıkılışı filmi alınır. Peki bu konuda ayrıntılı bir çalışma yapıldı mı? Her şey konuşuldu ve yazıldı, ona bir kitap adandı mı? Yine Burçak Evren’in Fuat Uzkınay ve Ayestefanos’taki Rus Âbidesi Kitabı, bu konudaki bilgi eksikliğimizi giderecek, doğru bildiğimiz birçok yanlışı da düzeltecek bir kitap.

Kitabın içinde birçok belgeyi ilk kez göreceğiz, birçok eski yazı belge de bugünkü dile aktarıldı ve bu kitapta yer aldı.

Bakanlığın çıkaracağı kitabı merakla bekliyorum, çünkü yalnız biz değil yurtdışındaki okurlar, ilgililer de Türk Sineması’nı, A’dan Z’ye kadar bu kitaptan öğrenecekler. Festival organizasyonlarının, hazırladıkları kitapların dağıtım ve okura ulaşım işini gözden geçirmelerini dilerim.

Tarkovski’den görüntüler belleğimde kalmıştır
Işıl Çobanlı Erdönmez’in Sinemada Mistik Bir Şair: Andrey Tarkovski kitabını okurkten, Nostaljisi’nden birçok görüntü gözümde canlandı.

Yazar için şöyle bir ifade var: “Henüz VCD, DVD ve internet gibi teknolojik olanakların bulunmadığı dönemlerde çocukluğunu ve ilkgençliğini Tarkovski izleyerek geçiren yazar, günümüzün hegemonik, popüler ve taraflı sinemasına karşı bir katkı sağlama arzusu taşıyor.”

Yazarın bu konumu kitabı bana sevdiren nedenler arasında başta geliyor. Tarkovski’ye olan sevgimi tekrarlamama gerek yok. Kitapta önce yönetmenin kim olduğunu okuyup, Devrim Öncesi ve Devrim Sonrası Rus Sineması hakkında bilgi edineceksiniz. Böylece yönetmeni daha yakından tanıyıp, filmlerini bu bilgi çerçevesinde algılayacaksınız.

Kitaptaki Nostalghia  bölümünü severek okudum, sizin de o bölümü mutlaka okumanızı tavsiye edeceğim.

Bakın büyük usta filmi için ne demiş: “Bu filme baştan sona damgasını vuran o kasvetli, çaresiz hüznün benim hayatımın da bir parçası olacağını nereden bilebilirdim.”

Yanlış anımsamıyorsam, yönetmen, filminin adının ille de kendi dilinde telâffuz edilmesinde ısrar ediyordu: “Nostalghia”. Belki de bu sayede o hüznü daha iyi anlayabiliriz!

Tarkovski’nin Ardından Neler Dediler? bölümünde Mehmet Baydur, Nuri Bilge Ceylan, Yavuzer Çetinkaya gibi edebiyat ve sinemadan üç önemli adın düşüncesini okuyacaksınız. Filmin DVD’sini de mutlaka edinin ve seyredin, sinema tarihinin bir başyapıtını görmüş olun. Kitap Doğu Kitabevi tarafından yayımlandı. 

Oyuncuların gölgesinde
Rıza Kıraç’ın Sinemamızın Yüzüncü Yılında 100 Yönetmen kitabının arka kapağındaki bir yazıya hak veriyorum: “Birkaç isim dışında, sinemamızı inşa eden yönetmenler hep oyuncuların gölgesinde kalmıştır.”

Gerçekten de hepimiz sinema dünyasındaki oyuncuları tanırız, ünlü ve popüler olanların yaşamını ayrıntısına kadar biliriz ama yönetmenler hakkında bu bilgiye sahip değiliz. Oysa, onları tanımak, filmleri daha iyi seyredip değerlendirmemizi sağlar.

Kıraç’ın kitabının başında bakın ne yazıyor: “ Genç yaşta kaybettiğimiz Seyfi Teoman’ın ve yıkılmasına engel olamadığımız Emek Sineması’nın anısına...”

Fuat Uzkınay’la başlayan kitap Seyfi Teoman’la noktalanıyor.

100 Yönetmen Kitabını Okuma Kılavuzu’nda Kıraç, yazma yöntemiyle, Türk sinemasının tarihini kendi özümseme anlayışını da yansıtıyor.

Kitaba giren yönetmenler, en az iki film çeken adlardan oluşuyor. Haliyle bu kural uygulanınca birçok yönetmen dışarda kalıyor… Nijat Özön’ün, Tiyatrocular Dönemi, Sinemacılar Dönemi sınıflamasını benimsememiş. Kıraç, sözünü ettiği yönetmenin hem ansiklopedik biyografisini paylaşıyor, hem de yaptıkları, filmleri ve başka kaynaklardan hareketle filmlerini değerlendirerek portrelerini çiziyor aslında. Yönetmenleri okuduğunuzda, çektikleri film hakkındaki bilgileri öğrenecek, sinema tarihini farklı bir açıdan değerlendireceksiniz. Hiç kuşkusuz bu da bir anlayış ve Kıraç’ın öznel metodunu kitabın yazılma ve hazırlanma yöntemini beğendim. Her yönetmen için bir başka sinema yazarının değerlendirmesinden de alıntılar yer alıyor ayrıca. Böylece sadece, Kıraç’ın düşünceleriyle yetinmiyor okur, başkalarının da o yönetmen hakkındaki düşüncelerini okuyarak daha geniş açıda bir değerlendirme yapabiliyor.

Türk Sineması’nın 100. yılı için televizyon ve sinema seyircilerinin, bu tür kitaplardan oluşan bir kitaplık yapmalarını tavsiye ederim. Sık sık başvuracaklarını unutmasınlar. Kitap, Say Yayınları arasından yayımlandı.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963

ÇOK OKUNANLAR