scorecardresearch.com Halikarnas Balıkçısı... Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

Halikarnas Balıkçısı...

Bence eşsiz bir hikâyecidir Halikarnas Balıkçısı. Cevdet Kudret mesafeli yaklaşıyor, bu hikâyeleri yok saymıyor ama, dildeki, anlatımdaki pürüzlerden, savrukluklardan duyduğu tedirginliği de vurguluyor.

02.10.2012 17:00

Halikarnas Balıkçısı...

Eylülde sanıyordum; 13 Ekim 1973’te ölmüş Halikarnas Balıkçısı. Necatigil’in sözlüğüne baktım, 1886’da İstanbul ’da doğmuş, uzun sayılabilecek bir ömür. Geçen yüzyılın başında Robert Koleji bitirmiş (1904). Köklü, beysoylu bir aileden geliyor. O ailenin hikâyesi sonra anılarda yazıldı. Halikarnas Balıkçısı’nın yaşamından esinlenme bir film; Bodrum’daki efsane kişilik; hâlâ tam anlamıyla açıklığa kavuşmamış bir sır...
Ama hepsi o kadar. Asıl Halikarnas Balıkçısı’nı, öyle sanıyorum ki, bugünün okurları pek tanımıyorlar.
Sanmıyorum, az buçuk biliyorum: Edebiyata tutkun bir iki genç arkadaşa sordum. Adını biliyorlar, Bodrum’da geçen ömrü öğrenmişler, fakat okumaya fırsatları olmamış... Bence edebiyatımızın güncelle sınırlı kalakalışı yol açıyor bu duruma.
Adını biliyorlar ama, asıl adının Cevat Şakir Kabaağaçlı olduğunu bilmiyorlar. Hiç de yabana atılamayacak bir ressam olduğunu, kendi eserlerini bazen resimlediğini, çoğu kitabının kapak resmini yaptığını da bilmiyorlar. Sevgili Müjde Ar’ın evinde çini mürekkebiyle yapılmış bir resmini görmüştüm Halikarnas Balıkçısı’nın, bütün deniz, bütün Ege ’ydi.
1960’larda önce ‘hikâyeci’ Halikarnas Balıkçısı’nı tanımıştım. Yeditepe Yayınları’nda eski kitapları yeniden basılmıştı. 1947 tarihli Merhaba Akdeniz sözgelimi. Çok sevdiğim Ege’nin Dibi, Yaşasın Deniz, Gülen Ada. Hepsi Yeditepe’den. O eski kitaplar kitaplığımda duruyor.
Bence eşsiz bir hikâyecidir Halikarnas Balıkçısı. Cevdet Kudret mesafeli yaklaşıyor, bu hikâyeleri yok saymıyor ama, dildeki, anlatımdaki pürüzlerden, savrukluklardan duyduğu tedirginliği de vurguluyor. Tahir Alangu’nun yaklaşımı da öyle. Alangu ayrıca, Halikarnas Balıkçısı’ndaki mitologya tutkusunu yadırgamış. 

Necatigil’den alıntılıyorum: 

“Konularını hemen daima Ege ve Akdeniz kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin emrinde balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirdi.”
Necatigil bile “yer yer aksayan” diyor. Acaba gerçekten aksıyor mu? Yoksa doğanın yansıması mı? İnsan elinden çıkma kuru bir geometri yerine, denizlerin, rüzgârların, ağaçların sesi. Halikarnas Balıkçısı’nın cümlelerindeki inişçıkışlarda oldum bittim kendini doğaya bırakışı hissettim ben.
Mavi Sürgün’ü, Her Gece Bodrum’u yazarken okudum. Bodrum’un geçmişine dair bir şeyler öğrenirim diye okudum. Bu biyografik kitaba vurulup kaldım.
1980’lerde Bilgi Yayınevi, Halikarnas Balıkçısı’nın bütün eserlerini yayımlamaya başlayınca, bu şiir yüklü yazarlığın başka bir çehresi ortaya çıktı. Dergilerde, gazetelerde kalmış düşünce yazıları bir araya getirildikçe, Halikarnas Balıkçısı’ndaki –kimilerince yadırganılmış- mitologya tutkusunun niteliği gözler önüne seriliyordu. Özenti değil, sahici. Geçmişte, hem de çok uzak geçmişte kaldı sanılanı bugünde, şimdide yakalamak...
Uluç Reis (1962), Turgut Reis (1966) birer tarihi roman mı? Yanıtlamak enikonu güç. Tarihten esinli romanlar ama, Halikarnas Balıkçısı’nın engin deniz sevdasını dile getirmek uğruna.
Bir de çevirmen Halikarnas Balıkçısı var. Olağanüstü bir çevirmen. (Ferit Edgü bir yazısında onun çeviri çabasını kaleme getirir.) Conrad’ın bizde ilk çevirmeni. “Palmiyeler cadalozu” diyor o çeviride, yaşlı ve güdük bir palmiye için.
“Gündüzünü Kaybeden Kuş”la “Gülen Ada”yı anmak istiyorum: Doğayı karartanlara birer başkaldırıdır o öyküler. İlki yürek yakar. İkincisi, “Gülen Ada”nın utkusudur. Yazık ki, yazarın umudu eski bir anı artık, gülen adalar insan eliyle mahvedildi. Ama Halikarnas Balıkçısı hâlâ, hiç değilse okumalarda, yüreğe su serpiyor...


 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

Fazıl Hüsnü Dağlarca testi

Fazıl Hüsnü Dağlarca testi

Dağlarca 100 yaşında

Türk şiirinin ulu çınarı Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın 26 Ağustos'ta 100'üncü yaşını kutladık. Tek ve ama batıl korkusu ölünce Türkçeden ayrılmaktı. Şiiri hakkında hazırladığımız bir testle kendisini selamlamak istedik. Dağlarca'nın iyi bilinen şiirlerine ait bazı kıtalardaki birer dizenin üzerini sizin için kapattık. İster bizim seçeneklerimizi işaretleyip “Dağlarca olan” dizeyi bulmaya çalışın, ister “d” şıkkına kendi dizenizi yazıp “şiir sporu” yapın. Testin sonunda herkese birer Dağlarca kıtası hediye ediyoruz.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Enver Aysever’in Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı adlı kitabı hediye.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Enver Aysever’in Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı adlı kitabı hediye.'

Enver Aysever’in CNNTürk’teki programının adı neydi?

  • Aykırı Sorular
  • Aykırı Kumpanya
  • Tarafsız Bölge
  • Politik Arena