scorecardresearch.com Yükselen Güç: Türkiye-Abd İlişkileri ve Ortadoğu ve Tüm Uluslararası İlişkiler & Dış Politika Kitapları Radikal Kitap'ta!
Yükselen Güç: Türkiye-Abd İlişkileri ve Ortadoğu

Yükselen Güç: Türkiye-Abd İlişkileri ve Ortadoğu

Yazar : Prof. Dr. Tayyar Arı

Sayfa Sayısı : 348

Yayınevi : MKM YAYINCILIK

Tür : Uluslararası İlişkiler & Dış Politika

SATIN AL
Kütüphaneme Ekle

Sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz
üye olunuz.


Soğuk Savaşın sona ermesi ve Sovyet imparatorluğunun yıkılması, bölgede ve uluslararası alanda tüm güvenlik parametrelerini değiştirmiştir. İki kutuplu yapı ve Doğu-Batı ekseninde belirlenen güvenlik politikaları bir anda altüst olmuştur. Ancak Soğuk Savaşın sona ermesine rağmen buna fiziksel ve psikolojik olarak hazır olmayan uluslararası toplum 1990’ların ilk başlarında değişimi kavramaya çalışıyor; Rusya’nın yeniden toparlanması ve eski Sovyet coğrafyasına tekrar egemen olup olmayacağıyla daha barışçıl bir dünyanın oluşumu arasında gidip geliyordu. Bu belirsizlik ortamından 2000’lerin başında yeni bir konjonktüre geçildi. Bu yeni konjonktüre bir tarafta, yeni durumu kavramakla beraber yine de mevcut durumu kabul etmekte zorlanan Rusya’nın Putin’le yeni bir çıkış yakalaması, diğer tarafta Bush’la kendisini dünyanın tek kutuplu olduğunu sanan ABD’nin, El-Kaide’nin Amerikan hedeflerine saldırısıyla başlayan Afganistan sürecini kendi lehine sonuna kadar kullanmak istemesinin getirdiği gerginlikler egemen oldu. Bush’un Irak’ı işgal etmesiyle beraber ABD’nin yükselişinin sonuna gelindiğinin anlaşılması söz konusu olmuştur. 2005-2006 sonrası dünyanın yeniden şekillenmeye başladığı yeni bir dönemdir. Bu yeni dönem, ABD’nin dünyayı tek başına yönetmediğinin, Rusya’nın ise eski Sovyet coğrafyasında fiziksel bir geri dönüşünün artık mümkün olmadığının anlaşılmasıyla göreceli bir dengenin oluşmaya başladığı bir dönemdir. 2008-2009’da bir tarafta ekonomik kriz, gelişmiş ekonomilerin hızını keserken, diğer tarafta Rusya ve Çin’in yanında Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi yükselen güçlerin dünya politikasında yeni rol arayışları gündeme gelmiştir. 2010 ve 2011 büyük olasılıkla mevcut statükonun devam etmesini arzu eden büyük güçler ile yeni yükselen güçler arasındaki iktidar mücadelesine sahne olmaya devam edecektir. Ama bir sonraki dönemde ister istemez bu rol mücadelesi daha dengeli ve çoğulcu bir uluslararası yapıya evrilecek ve bu yeni yapıda ortaklıklar ve ilişkiler yeni roller çerçevesinde tekrar belirlenecektir.
Türk-Amerikan ilişkilerinde ve Türkiye’nin Orta Doğu politikasında yukarıdaki konjonktürel değişimlere paralel olarak bazı iniş çıkışlar yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Soğuk Savaş döneminin dayattığı güvenlik gündemi, zayıf ekonomik yapısı, istikrarsız demokrasisi ve siyasi liderlikten yoksun oluşu Türkiye’nin Batı’ya ve ABD’ye aşırı bağımlı bir ilişki içine girmesine ve Orta Doğu’dan uzaklaşmasına yol açmıştır. 1980’li yılların başında Özal ile iç ve dış politikada yakaladığı ivme ise daha sonra tekrar geleneksel siyasi liderlik anlayışının geri gelmesiyle devam ettirilememiştir. Türkiye, Soğuk Savaş’ın bittiğini ancak 12 sene sonra 2003’te fark etmiştir. Sovyet tehdidinin sona ermesi, Orta Asya’da Kafkasya’da, Balkanlar’da ve Orta Doğu’da kendisine yönelik tehditlerin azalması veya ortadan kalkmasına rağmen bu durumu değerlendirememiştir. 2002 sonunda işbaşına gelen AK Parti iktidarı ile artan ekonomik potansiyeli, istikrar kazanan ve gelişen demokrasisi ile Türkiye’nin dış politikadaki başarısı Türkiye’nin cazibe merkezi haline gelmesine, merkez ülke, bölgesel güç, parlayan yıldız, bölgesel lider ve “Yükselen Güç” kavramlarının sıkça kullanılmasına neden olmuştur. Bu dış politika, Türkiye’nin yeni rolünü kabul etmekte zorlanan kesimler tarafından aykırı bulunsa da uluslararası toplumun takdirini ve hayranlığını kazanmaya devam etmiştir. Yumuşak gücün akıllı kullanımına dayanan, tüm komşularla sorunların tamamen çözülmesine odaklanan, ayırım gözetmeden ve herhangi bir önyargı taşımadan tüm yerel ve uluslararası aktörlerle görüşmeyi temel ilke olarak benimseyen ve tamamen daha barışçı ve daha paylaşımcı bir dünya arzulayan Türk dış politikasının başarısı, Türkiye’yi ilgiyle takip edilen bir ülke haline getirmiştir

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

DİĞER KİTAPLAR

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963