scorecardresearch.com Sanat Dünyamız Sayı:127 ve Tüm Sanat Dergileri Kitapları Radikal Kitap'ta!
Sanat Dünyamız Sayı:127

Sanat Dünyamız Sayı:127

Yazar : Kolektif

Sayfa Sayısı : 104

Yayınevi : YAPI KREDİ KÜLTÜR SANAT YAYINLARI

Tür : Sanat Dergileri

SATIN AL
Kütüphaneme Ekle

Sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz
üye olunuz.


YKY tarafından yayımlanan Sanat Dünyamız dergisi 127 sayısında yeni bir bölüm oluşturdu.
Derginin sayfalarını birer sergi alanı olarak sanatçılara açtı.
Sanat Dünyamız’da geçmiş yıllarda “Atölyeden” başlıklı bir bölüm yayımlanırdı. Dergi bunun yeni bir versiyonunu hazırlamayı küratör Necmi Sönmez’e önerdi ve Sönmez “FragMENtaTION” projesini geliştirdi; böylece derginin sayfaları birer sergi alanı olarak sanatçılara açıldı. Bu dizinin ilk sanatçısı Burak Bedenlier oldu. Burak Bedenlier’in sanatı hem estetik hem entellektüel açıdan son derece çekici ve merak uyandırıcı. Necmi Sönmez, Burak Bedenlier’in desenlerini “anlam adacıkları” olarak tanımladı. Sanat Dünyamız’ın editörünün giriş yazısında açıkladığı gibi, bu projede hem genç sanatçılara destek verilmesi; hem de editör, küratör ve sanatçıyı biraraya getirmenin öneminin daha çok anlaşılması amaçlanıyor.
Necmi Sönmez’in metninden alıntı:
“FragMENtaTION projesi, Sanat Dünyamız’ın farklı bir yorumlama biçimi, dergi sayfalarında sergi açma, matbaanın olanaklarına, baskı tekniklerinin sınırlılıklarına aldırmadan farklı bir görsellik arayışını okuyuculara sunma eğilimidir. Derginin kültürel ve sanatsal içeriğiyle birlikte düşünüldüğünde fragmentatıon projesi çağdaş sanatçıların farklı konulara yaklaşımlarını gündeme getiren sanatın tüm sınırları aşarak güncel yaşamın içine sızması için “kapı aralamayı” hedefler. Basılı bir malzemenin nasıl form değiştireceği, sanatsal fikirlerin hangi kanallardan sızarak “görsel yolculuğa” çıkacağı konusunda “belli” bir düşünceden yola çıkmadan, sanatçılara düşünce ve eylem alanı açan bu projeye Burak Bedenlier ile başlamak belki programsal bir önem taşıyor.”
“Sanatta ikinci ‘Lale Devri’”
Türkiye-Hollanda ilişkilerinin 400. yılı çeşitli sanat etkinliklerine vesile oldu. Özellikle öne çıkan dört sergiyi Evrim Altuğ gezdi, anlattı.
Evrim Altuğ’nun metninden alıntılar:
“İstanbul Modern’deki serginin en iyimser anını kendine isim veren dans kumpanyasında taşıyan serginin genelini tecrübe ettikten sonra izleyicinin yaşadığı ilk duygular, genellikle depresif, ama ayılmışlıkla yüklü bir farkındalık durumuna tekabül ediyor.”
“Pera Müzesi’nde çıkılan bu zaman ve mekân yolculuğunda, iki ülke arasındaki bağların ne denli eski ve çeşitli olduğu; bilhassa ticari birliktelikler ve yapılan gemi seferleri ile, sefirlerin yansıttığı kültürel ilişkiler açısından alenen anlaşılabiliyor. “
“Geriye dönük ve kritik tarihsel okuma, gerek SALT, gerekse VanAbbemuseum’u, dahil oldukları klasik çizgiden ayırarak, alternatif bir gelecek önerisi sunmak adına verimli bir iklim üretimi sağlıyor.”
“Sakıp Sabancı Müzesi’nde Johannes Vermeer, Frans Hals, Jan Steen ve Jacob van Ruisdael gibi pek çok büyük ismin eserlerini kapsayan sergi, dünya resim tarihinin en heyecan verici dönemlerinden biri olan hollanda sanatının altın çağı’nı tüm ihtişamıyla gözler önüne seriyor.”

Arter’de “sesli dizi”nin ilk sergisi / Erdem helvacıoğlu - “Siyaha Özgürlük”
Vehbi Koç Vakfı’nın sanatın üretimini destekleyen projelerinden biri olan Arter, Melih Fereli küratörlüğünde yeni bir sergi dizisi başlattı. “Sesli Dizi”nin ilk halkası, Erdem Helvacıoğlu’nun “Siyaha Özgürlük” adlı eserini Mine Haydaroğlu değerlendirdi.
Mine Haydaroğlu’nun metninden alıntılar:
“Ülkemizde sanat sektöründeki mevcut hareketliliğin zaman içinde damıtılıp esas sanatın kalabalıklar içinden süzülüp hayata gerçekten katılacağına inanıyorum. Bu damıtılma sürecinde ‘Siyaha Özgürlük’ün özellikleri ve birkaç anlamı üzerinde durmak istiyorum.”
“Piyano Parçası’nda Ben Vautier’nin sadece beyaz tuşları çivilemesi, beyaz hâkimiyetini susturup siyahın sesini dinlemeye çağrı olmuştur. Bunun o dönemdeki anlamlarından biri siyahilere özgürlük, bir diğeri vietnam savaşı’na son çağrısıdır belli ki. Arter’deki ‘Siyaha Özgürlük’ de sokağa, İstanbul’a, buradaki herkese, her şeye pek çok konuda çağrıda bulunur.”

Süreyyya Evren - “Erlkönig olarak yabancı”
Türkiye’den çıkan çağdaş sanata dair okumalar yapılması eksikliği hissedilen bir uğraş. Sanat sektöründeki hareketliliğinin, kalabalığın, gürültünün damıtıldığı yerde kalıcı manaların tespit edilmesi, sanatın hayatla bağlantılarının çözülmesi ve kavramsallaştırılması sanatsal üretime esas değerini kazandıracak. Süreyyya Evren bu türden çalışmalarını “Erlkönig olarak yabancı” adlı metninde de sürdürüyor.
“Bir resim defterinde Hoca Ali Rıza ve Halet Çambel”
Arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel, küçüklüğünde ressam Hoca Ali Rıza’dan resim dersleri almış. Sanat Dünyamız’ın 127. sayısındaki metinde sözkonusu olan defter sanat tarihimizin bu iki saygın ve önemli ismini içeren değerli bir arşiv malzemesi. Araştırmacı yazar ve küratör mimar M. Melih Güneş aktardı.
İki sergi yazısı: Tayfun Erdoğmuş; Michael Snow
Sosyolog Zeliha Burtek, Tayfun Erdoğmuş’un İstanbul Galeri Nev’de 9 aralık 2011 – 14 ocak 2012 arasında yer alan sergisini ve Michael Snow’un, Louise Déry ile Ali Akay küratörlüğünde Akbank Sanat’ta 8 Ocak’ta açılan ve 25 Şubat’a kadar süren sergisini yorumladı.
Sanatın sahne arkası ekibi : Sergikur
Sanat sektörünün önemli bir halkası sahne arkası ekibi. Sanatçının eser üretiminden izleyici ile buluşmasına uzanan süreçte teknik destek elemanlarının önemi giderek artıyor. Bu alanda Türkiye’de neredeyse bütün belli başlı sanat kurumlarıyla çalışan Sergikur’un kurucusu Şener Çardak ile kısa bir söyleşi 127. sayıda yer alıyor.
Başak Şenova ile küratörlük pratikleri üzerine söyleşi: İzleyicinin algısını tasarlamak
1990’ların sonundan bu yana yoğun çalışma temposunu sürdüren küratör Başak Şenova, Türkiye’de ve uluslararası platformda etkili pratikleriyle sanat, sanatçı, küratörlük tanımlarına somut açılımlar getiriyor. Küratörlük ve eleştirel araştırmalar üzerine yüksek lisans yapmakta olan sanat tarihçisi Didem Yazıcı, Şenova ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide Şenova’nın çağdaş sanat sahnesinde aktif bir küratör olarak duruşunu, 53. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, Uncovered gibi süregelen projelerini, dijital kültür üzerıne çalışan Nomad ve upgrade! networklerini konuştular.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

DİĞER KİTAPLAR

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963