scorecardresearch.com Adamın Biri Doktora Gitmiş… Gidiş O Gidiş! ve Tüm Sağlık - Beslenme Kitapları Radikal Kitap'ta!
Adamın Biri Doktora Gitmiş… Gidiş O Gidiş!

Adamın Biri Doktora Gitmiş… Gidiş O Gidiş!

Yazar : Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Sayfa Sayısı : 176

Yayınevi : HAYYKİTAP

Tür : Sağlık - Beslenme

SATIN AL
Kütüphaneme Ekle

Sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz
üye olunuz.


Hayatımız, doktorlar, ilaçlar, hastaneler, röntgenler, tahliller, ameliyatlarla doldu. Tıpla adeta samimi olduk.
Samimiyeti ilerlettikçe, bilgili, vakur, idealist sandığımız tıbbın zamana ayak uydurduğunu, ticarileştiğini gördük. Gereksiz ameliyatlar yapan, ezbere eğitimle öğrencilerin hevesini de bilgisini de söndüren, insanları ömür boyu ilaca bağlayan, ilaç yazma performanslarına göre Dubai tatili kazanan doktorlarla tanıştıkça yıkıldık! Ve de üzüldük.
Güvenimiz sarsıldı ama ilişkimiz devam ediyor. Bebeğimiz hastalanınca, dedemizin tansiyonu yükselince kime gideceğiz? Gene onlara…
Senelerce Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde hocalık yapmış, tatlı dilli, yumuşak kalpli hekim Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta son kitabında yakinen tanıdığı modern tıbbın kötü “alışkanlıklarını” bir bir yüzüne vuruyor. Tek gayesi var; bir gün düzelir, daha iyi olur, eskisi gibi ahlaklı olur diye umut ediyor. Modern tıbbı “kötü yoldan” döndürmeye çalışıyor. “Bu gittiğin yol, yol değil” diyor.
“Adamın Biri Doktora Gitmiş… Gidiş O Gidiş!” modern tıbbın ve ilaç firmalarının emrine girmiş doktorların sinsi tuzaklarına düşmek istemeyenler için eğlenceli bir rehber. Kitabın 3 ana bölümünün isimleri ise şöyle:
1. Bir, İki, Üç! Tıp
2. Bu Bölüm İlaç Sapıklarına İthaf Edilmiştir
3. Bitkisel Tuzaklar



Kitabın önsözünden bir bölüm…

Bu kitap modern tıbbın bir eleştirisidir.
Ama amacım bağcı dövmek değil, üzüm yemektir.
Otuz senelik hekimim.
Senelerce modern tıp okudum, hâlâ da okuyorum, öğreniyorum.
Senelerce modern tıbbı öğrettim. Birkaç bin doktorun hocası oldum.
Hastalarımın teşhislerini de modern tıp bilgilerinden, teknolojisinden ve imkânlarından faydalanarak koyuyorum.
Bugün milyonlarca insan modern tıbbın aşıları, antibiyotikleri, ensülini, heparini, kortizonu, aspirin sayesinde, milyonlarcası zamanında, doğru teknikle yapılan modern cerrahi girişimler sayesinde hayattalar.
Onlarca hastalık modern tıp sayesinde ortadan kalktı.
İnsanlar modern tıp sayesinde rahat nefes alıyorlar, acı çekmiyorlar.
Organ nakilleri, yapay organlar, kök hücre tedavileri ile yaratılan mucizeler hep modern tıbbın eserleri.
Uzun sözün kısası, insanların modern tıp sayesinde rahat, sağlıklı ve uzun bir ömür sürdüklerini kimsenin görmezden gelmesi ve inkârı elbette mümkün değil.
Ancak…
Bir de madalyonun diğer yüzü var.
Modern tıbbın mutlaka düzeltilmesi gereken yanlışları, olumsuzlukları ve hatta günahları var. Hem de pek çok.
Her şeyden önce modern tıp ilaç endüstrisinin esiri olmuş durumda.
Neredeyse tüm kongreler, sempozyumlar, seminerler onların mali katkıları ile yapılıyor.
Tıbbi araştırmalar onların sponsorluğunda gerçekleştirilebiliyor.
Tıp dergileri onların verdikleri reklâmlar sayesinde yayınlanabiliyor. Tıp dernekleri onların yardımları, destekleri sayesinde ayakta durabiliyor.
Mezuniyet sonrası eğitim bile onların denetimi altında.
İlaç endüstrisi sponsorluk, promosyon, reklâm konusunda -kendi çok sevdikleri deyimle söyleyelim- ‘hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyor’.
Modern tıbbın ilaç endüstrisi karşısında gazozuna ilaç konmuş kızlardan hiçbir farkı yok.
İlaç endüstrisi için daha fazla kâr etmek adına her şey mubah.
Hastalarına kendi pahalı medikal aletlerinden aldıran doktorlara ödül olarak ‘yabancı gelin’ de sunulabiliyor.
Promosyon olarak doktorlar umreye de götürülebiliyor.
Doktorlarla ilaç firması arasında basit bir tükenmez kalem, küçük bir bloknot veya bir kahve kupası ile başlayan ‘seviyeli ilişkinin’ geldiği küresel seviye bu.
Bilimsel araştırmalar manipüle ediliyor.
Bir ilacın başka hastalıklar için etkili olmadığı sonucuna varan çalışmaların yayınlanmasının geciktirilmesi veya durdurulması, negatif sonuçların pozitif algılanmasını sağlamak için çalışmaların dizaynı ve verilerle oynanması, sonuçları nötralize etmek için negatif bulguların pozitif sonuçlarla harmanlanması bu oyunların bazıları.

Gelelim neticeye
Başta da dediğim gibi, amacım kesinlikle bağcı dövmek değil, üzüm yemek.
Yanlışlarından, günahlarından, eksiklerinden kurtulmuş iftihar edeceğimiz modern tıbba kavuşacağımıza inancım sonsuz.
‘Adamın biri doktora gitmiş… iyi ki gitmiş’ diyeceğimiz günlerin uzakta olmadığına yürekten inanıyorum.
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

DİĞER KİTAPLAR

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963