scorecardresearch.com Küçük Tanrılar ve Tüm Fantastik Kitapları Radikal Kitap'ta!
Küçük Tanrılar

Küçük Tanrılar

Yazar : Terry Pratchett

Sayfa Sayısı : 408

Yayınevi : İTHAKİ YAYINLARI

Tür : Fantastik

SATIN AL
Kütüphaneme Ekle

Sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz
üye olunuz.


Brutha, Seçilmiş Kişi’ydi ve bir kaplumbağa şeklindeki Tanrı onunla konuşmuştu. Brutha basit birisiydi. Okuma yazması yoktu. Kavun yetiştirmekten çok iyi anlardı. Çok az isteği vardı. Yozlaşmış kiliseyi devirmek istiyordu. Yaklaşmakta olan o korkunç kutsal savaşı engellemek istiyordu. Kilisenin öğretisine karşı çıkarak, Diskdünya’nın uzayda, gerçekten de dev bir kaplumbağanın sırtında hareket ettiğini öne süren bir filozofun idamını durdurmak istiyordu. O sadece barışın, adaletin ve kardeşçe sevginin yayılmasını istiyordu. Bir de, Engizisyon’un artık ona işkence etmeyi bırakmasını istiyordu. Ama her şeyden önemlisi, Tanrı’dan başka bir Seçilmiş Kişi bulmasını istiyordu…
“Kesinlikle Terry Pratchett’ın şimdiye kadar yazdığı en iyi roman ve en iyi komedi…”
John Clute, Interzone



İngiliz edebiyatının başına gelmiş en büyük felaket olarak adlandırırlar Terry Pratchett’i. Çünkü Shakespeare’leri, Dickens’ları, Geoffrey Chaucer’ları yetiştiren, “yüksek edebiyat”ın ilk akla gelen ülkesinde böyle her şeyi alaya alan, dibine kadar ironi ve mizahı edebiyatında kusursuz kullanan bir isim Pratchett. Her ne kadar İngiliz edebiyatının yetiştirdiği “yüksek edebiyat” üyelerinden söz etsek de, Pratchett Benny Hill, Monty Python, Douglas Addams mizahı geleneğinde yer alan ve İngiliz mizahının karakteristik özelliği olarak, yoğun eleştiriyle, hiçbir manası olmayan dünyaya çaresiz bir tepkide bulunur. Pratchett eserlerinde alaycı bir tarafı işaret eder, gözden kaçırdığımız noktaları önümüze koyar ve bazı şeyleri fark etmemizi sağlar. Kaleme aldığı “Diskdünya” serisi de bunun en büyük ispatı belki.

Serinin Türkçeye aktarılan son kitabı “Küçük Tanrılar”da hız kesmiyor usta edebiyatçı. Seriden bağımsız olarak da okunabilecek Küçük Tanrılar’da Pratchett, başta Hıristiyanlık olmak üzere, “din” olgusuyla eğleniyor. Din’i bir otorite ve yetke aracı olarak kullananlarla, neredeyse her filmde karşımıza çıkan “seçilmiş adam” fenomeniyle, batıl inançlarla, hiçbir şeyi sorgulamadan körü körüne din adamlarının söylediklerine inananlarla ve daha pek çok şeyle kimsenin kalbini kırmadan eğleniyor. Dini otoritenin ne kadar gereksiz olduğunu gösterirken de insan ruhuna en iyi övgüyü sunuyor ve hümanizmi yüceltiyor Pratchett.

Küçük Tanrılar’ın genel konusuna bir değinmekte fayda var. Diskdünya’da birtakım karışıklıklar baş göstermiştir ve çok yakında sekizinci peygamberin dünyaya geleceği söylentileri iyice yayılmıştır. Herkes bir yerlerden bir işaret beklerken, “seçilmiş kişi”nin kim olduğu sorusu ortalıkta dolanmaktadır. Kilise artık iyice yozlaşmış, Engizisyon insanlara işkence eder olmuştur. Tüm bu durum üzerine büyük Tanrı Om dünyaya gelir. Ancak bu sefer daha öncekilerle mukayese edilirse biraz şanssızdır. İhtişamlı ve tanrısal kudrette bir hayvan olarak değil, şans eseri tek gözü kör bir kaplumbağa olarak gerçekleşir bu tezahür. Daha da beteri, bir manastırın en deneyimsiz ve yaşlı çırağı Brutha’dan başkası onun söylediklerini duyamaz. Dini bütün büyükannesi sayesinde şimdiye kadar yazılmış bütün kitapları ezbere bilen, ama okuması yazması olmayan bu keşiş çırağı yeni “seçilmiş kişi”dir.

Pratchett’in Diskdünya serisini daha önce okumayanlar varsa baştan hatırlatmak gerekir ki, isminden de anlaşılacağı gibi düz, tepsi gibi bir dünyadır. Tıpkı eski insanların dünyanın yuvarlak olduğunu bilmedikleri çağlarda olduğu gibi. Devasa bir kaplumbağanın sırtında duran bu dünya dört büyük fil tarafından desteklenmektedir. Diskdünyanın bir diğer özelliği ise, birçok tanrının hüküm sürmesidir. Tanrıların gücü ona inananlara göre değişir. Büyük Tanrı Om ile “seçilmiş kişi” Brutha’nın birbirine olan bağlılığı da buraya dayanıyor aslında. Zira Om, onun için daha önce yalnızca ibadet edenlerin kaynağı olan bir dünyanın gerçekten parçası olmaya başladığında bazı gerçekleri acı bir şekilde öğrenir. Sürekli fiziksel tehlikeyle ve aynı zamanda son takipçisini (Burtha’yı) kaybetme ihtimaliyle yüzleşir. Pratchett bu sayede, insanların mı tanrılara yoksa tanrıların mı insanlara ihtiyacı olduğu hakkında çarpıcı bir açıklama sunar. Gerçekten de dünya tarihine bir baktığımız zaman, birçok “kutsal savaş”ın arkasında yatan düşünce büyük dinin hangisi olduğu yönündedir.

Diğer taraftan Diskdünya’da birtakım değişik düşünceler oluşmaya başlamıştır. Omnian Kilisesi, dünyanın yuvarlak olduğunu ve güneşin etrafında döndüğünü savunur, inananlar kafir olarak işkence görür ve öldürülür. Ancak Discworld aslında düzdür ve Antik Yunan’la büyük benzerlikler gösteren bir toprak olan Ephebe’nin filozofları bunu söylemekten korkmaz. Kafirlerin parolası “Kaplumbağa Hareket Ediyor!” şeklindedir. Eğlenceli olmanın yanında, Pratchett bu ters çevirme ile okuyucunun düşüncelerinde köklü değişiklikler yaratıp, önemli olanın “herkesin bildiklerine” bakmaksızın gerçekten doğru olanı bulmak olduğunu hatırlatır. Tıpkı Galileo’nun “dünyanın yuvarlak” olduğunu söylemesi gibi. Kilisenin istediği şey, insanların düşünceden ve düşünmeden uzak durmasıdır. Zira düşündükleri müddetçe dinin aleyhine olacaktır bu durum. Bugün sadece Kilise değil dünyada var olan bütün dinler ve bu dinden otorite sağlayanlar “sorgusuz sualsiz” biat eden inananlar ister. Çünkü sorgulamak hiçbir dine uygun düşmeyecektir.

Her din öğretisi ve peygamber kıssasında geçtiği gibi Brutha’nın hayatını değiştirecek bu yolculuk ne öyle kolay olacaktır ne de eğlencenin temposu bir kere bile azalacaktır. Pratchett yeni bir peygamberle tanıştırdığı okurlarına, deyim yerindeyse dünyanın en eğlenceli dinini ve peygamberini anlatıyor. Kitapta daha ilk andan itibaren yüceltilen hümanizmin kitabın sonuna kadar eksilmemesi ve Brutha’nın dile getirdiği hümanist söylemler Pratchet’in ne demek istediğini en iyi özetleyen unsur oluyor.

Şimdiye kadar hiçbir Diskdünya kitabı okumadıysanız ve seri kitap okuyamayanlardansanız, kesinlikle Küçük Tanrılar’ı okumalısınız. Henüz Pratchett’ın eserlerini okumadıysanız yine ilk önce Küçük Tanrılar’ı okumalısınız. Eğer Pratchett’ın büyük hayranıysanız ve hâlâ bu kitabını okumadıysanız zaman aleyhinize işliyor. Diskdünya serisinin on üçüncü kitabı Küçük Tanrılar’da Terry Pratchett kalemin kılıçtan keskin olduğunu o kadar keyifli bir dille ispatlıyor ki, buna hak vermemek elde değil.

Çağlayan Çevik
Bir Paragraf

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

DİĞER KİTAPLAR

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963