scorecardresearch.com Sıfır Tolerans - (Polisin Eline Düşünce) ve Tüm Anı - Anlatı - Günlük - Seyahatname Kitapları Radikal Kitap'ta!
Sıfır Tolerans - (Polisin Eline Düşünce)

Sıfır Tolerans - (Polisin Eline Düşünce)

Yazar : İsmail Saymaz

Sayfa Sayısı : 334

Yayınevi : İLETİŞİM YAYINLARI

Tür : Anı - Anlatı - Günlük - Seyahatname

SATIN AL
Kütüphaneme Ekle

Sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz
üye olunuz.


“Polisin Türkiye’nin genelinde cinayet işlediği zaman nasıl ifade verdiğini araştırdık. Baktık ki, Antalya’da Çağdaş Gemik’i öldüren polis de aynı şekilde ifade veriyor. ‘Ayağım kaydı, silahım patladı, nasıl oldu, bilmiyorum.’ Sivas’a geçtik. Turan Özdemir’i öldüren polislere baktık. Onlar da aynısı… Peki, mermi nereye değdi? Turan Özdemir’in ense köküne. Çağdaş Gemik’in neresinde patlamıştı? Kulağının arkasında. Baran Tursun’da? Tam kafasının arkasına.”
“Onur’u yaşamdan koparan süreç, kolluk güçlerinin uygulamaları... Ben onu önce içimde var ettim, sonra kucağımda; emdirdim, kocaman bir adam oldu… Benim oğlum var ama 28 yaşında delikanlı, yaşlanmayacak... Onun hak mücadelesinde iğneyle kuyu kazdığımızı biliyorum….”
“Şimdi her polis bir değil ama TV’de polis görünce artık TV’yi kapatıyorum, başka kanala geçiyorum. O anki şeyi aklımdan silmeye çalışıyorum… Önceden polislere güvenim vardı, şimdi yok…”
Eylemde, sokakta, karakolda polis şiddeti… “Dur” ihtarına uymadıkları gerekçesiyle kafalarından vurulanlar, polisin eline sağ salim düşüp hayatlarını yitirenler, felç olanlar, sakat bırakılanlar, işkencelerden geçenler…
Son beş yılda polis kaynaklı ölümlü vaka sayısının sadece kitap yayına hazırlanırken 124’ten 127’ye çıkması bile nasıl bir dehşet tablosuyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. İsmail Saymaz, İstanbul’dan Ankara’ya, Antalya’dan Diyarbakır’a polisin karıştığı otuz beş adli olayı derinlemesine inceleyerek işkenceye ve kötü muameleye “sıfır tolerans” vaadinin hayatta hiçbir karşılığı olmadığını gözler önüne seriyor.



Ankara’daki 29 Ekim kutlamalarında, ellerinde “Türk bayrağı” veya “Atatürk flaması” olan vatandaşlar, polisin gerektiği zaman kendilerine de müdahale konusunda fazla affının olmadığını şaşkınlık içinde tecrübe ettiler. Zira, ne harç parası, ne HES protestosu, ne de anadilde eğitim yahut başka bir konu için eylem yapıyorlardı. Ellerinde bayraklarla Cumhuriyet bayramını kutluyorlardı. Bugüne kadar “kontrollü görünmeyen” güç kullanımını uzaktan izlemişlerdi. Bugüne kadar cereyan eden bütün “aksiyon dolu” polis müdahalelerinde Türk polisine hak vererek izlemekte bir sakınca görmemişlerdi. Hatırlayacak olursak, son olaylı 1 Mayıs’ta İstanbul Emniyetinin bir yıllık “biber gazı” stokunun bir günde tükendiği yönünde haberler manşete taşınmıştı. Ama işin daha fenası polis sadece eylemcilere yönelik kontrolden çıkmış bir müdahalede bulunmuyordu. Yakın zamanda internette de gördüğümüz gibi 7 polis, kendilerine yol vermeyen bir araç şoförünü ailesinin gözü önünde dövebiliyordu. Seçim kampanyası yürüten başbakanı protesto eden Hopalıları tazyikli suyla safdışı bırakıp aşırı biber gazıyla hayat dışına da itebiliyordu. Yahut, daha önceki yıllardan ve hâlâ gördüğümüz kadarıyla karakola şüpheli olarak gelen Afrika asıllı sapasağlam bir adamın ölüsü çıkabiliyordu. Kadınlar tecavüze uğrayabiliyor, sağlam giren sakat çıkabiliyordu sorgudan! Karakolda ayna olsa da, güvenlik kameralarının kayıtları olmuyordu ne hikmetse. Dur ihtarına uymayan gence trafik polisleri, “yere paralel” uyarı atışı yapıp, gencin ölmesine sebep olabiliyorlardı örneğin. Daha saymalı mı bilemiyorum, çünkü bu korkunç liste çok uzun…

Saydıklarım ve daha fazlası, Festus Okey hadisesi başta olmak üzere başka birçoğunu ilk defa gazete sayfalarına taşıyan İsmail Saymaz’ın ‘Sıfır Tolerans’ adlı araştırma kitabında yer alıyor. Polis müdahalesi mağdurlarıyla ve mağdur yakınlarıyla yaptığı görüşmelerle daha da zenginleşen kitap, Türk polisinin “gücü nasıl kullandığının” dökümü adeta. Karakoldaki kamera kayıtları -bilinmeyen bir şekilde- silinmiş olsa da, ayna bu kez gerçeği gösteriyor.

Çağlayan Çevik

YORUM YAZ

Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.

DİĞER KİTAPLAR

H.P. Lovecraft testi

H.P. Lovecraft testi

İyi ki doğdun Lovecraft

Korkunun efendisi, fantastik edebiyat ve bilim kurgunun atası Howard Phillips Lovecraft, tam 125 yıl önce bugün doğdu. Kara düşlerin görünmez kitabını yazan ustayı bir testle hatırlayalım istedik. Testi tamamladığınızda ustaya ne mesafede olduğunuzu anlayacaksınız.

TESTE BAŞLA

ÖDÜLLÜ SORU

Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.

'Soruyu doğru cevaplayan 20 kişiye Christopher Andersen'in “Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi” kitabını hediye ediyoruz.'

“Eğer ben hayatımın gerçekten neye benzediğini yazsaydım, doğrudan ve peşin peşin, insanlar kaçacak delik ararlardı.” 

Ünlü biyografici Christopher Andersen'in kaleme aldığı Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi işte Jagger'ın bu sözleriyle başlıyor. Hak vermemek elde değil. Zira Rolling Stones 60'larda Beatles ile aynı zamanda müzik sahnesine çıktığında yolunu çizmişti: Beatles ne kadar temiz yüzlü, efendi ve sevimliyse Rolling Stones da bir o kadar sivri dilli, asi, kaba, baştan çıkarıcı ve provokatifti. Rock'n'roll'un kötü çocukları Mick Jagger, Keith Richards, Brian Jones, Charlie Watts ve Ron Wood'un tutkulu ve ateşli müziğinin, uzun soluklu dinamik birlikteliğinin temelinde de bu ilkel ve vahşi enerji yatıyordu. 53 yılı deviren Rolling Stones'un bu baştan çıkarıcı enerjisinde en büyük pay sahibi şüphesiz Mick Jagger'dı.

Daha önce pek çok ünlünün biyografisini kaleme almış olan Christopher Andersen, Mick Jagger: Vahşi Yaşamın Ortasında Bir Çılgın Dâhi kitabında Jagger'in 1943'te Londra'nın kenar mahallelerinden Dartford'da orta sınıf bir ailenin iyi huylu, zeki, çalışkan ve ilgi odağı olmayı seven oğlundan ateşli, seksi ve isyankâr bir şeytana, karizmatik rock tanrısına evrilişini, küçücük bir bekâr evindeki sefil yaşantıdan Jackie Onasis ve Prenses Margaret gibi isimlerle kanka olduğu sosyetik hayata geçişini gözler önüne seriyor. Kibirli, bencil, ele avuca sığmaz bir rock yıldızı olarak Jagger'ın seks, uyuşturucu, rock'n roll, şöhret, para ve aşırılıklarla dolu zevküsefa içerisindeki hayatını iliklerine kadar nasıl yaşadığını, detaylarını sakınmadan anlatıyor; doğrudan ve peşin peşin!


The Rolling Stones hangi yıl kurulmuştur?

  • 1960
  • 1961
  • 1962
  • 1963